Gündem
‘Zillet’ten ‘şeref’siz ve ‘haysiyet’siz anayasa
Türkiye’yi yeniden 90’lı yılların koalisyon bataklığına sürüklemek isteyen zillet yandaşlarının 28 Kasım’da açıkladıkları 84 maddelik sözde anayasa değişikliği önerisinin, “düzeltme ve cevap hakkı” başlıklı 32. maddesinde skandal bir değişikliğe imza atarak, mevcut anayasadan “şeref” ve “haysiyet” kelimelerini tamamen çıkararak yerine ‘şöhret’ sözcüğünü koydukları ortaya çıktı. 6’lı masadan şerefli bir anayasayı zaten beklemediklerini ifade eden hukukçular, “Bunlar bizler şöhretli olarak herkese hakaret edebilelim ama halk bize karşılık veremesin istiyor” dediler.
Kelime oyunlarıyla asimilasyon
Zilletin buram buram vesayet kokan ve anayasa taslağını Akit’e değerlendiren TÜRKAD Başkanı Mehmet Sarı, şunları ifade etti: “Bizim anayasamızdaki ‘haysiyet’ ve şeref tanımlaması, Batı’daki ‘onur’ tanımlamasıyla karşılık bulur. Bu kelimelerle oynamak suretiyle, işin özünü bir tarafa bırakarak yapılacak düzenlemelerden bu topluma fayda gelmez. 6’lı yapının hâlâ geçmişte Türkiye’ye dönük olarak yapmış oldukları girişimlerde olduğu gibi şimdi de şekli manalarda yapabilecekleri düzenlemelerle, dayatmalarla milleti bir kalıba sokabileceklerini düşündüklerini anlıyoruz. Aynı kafa ve mantalitede hiçbir değişiklik yok. Her şeyden önce kişilerin saygınlığına, şeref ve haysiyetine karşı yapılacak saldırılar hiçbir hukuk devletinde, uluslar arası metinde korunur bir durum değildir. Geçmişte bu tür kelime oyunlarıyla Türkiye’de yapılan hukuksuzlukların, özellikle CHP zihniyetinin kavramlar üzerinden milletin haklarıyla, hukuklarıyla nasıl oynadığını insanımız her noktasıyla hatırlıyor. Bu açıdan belli kelimeler üzerinde oynayarak, bunları esneterek, insanların haysiyetine ve şerefine saldırıların önünü açabilecek girişimlerin hiç şüphesiz toplumumuzda karşılığı yok. Milletimiz nazarında bu kelime oyunlarının tasvip edilmediğini söyleyebilirim. Nitekim bizim anayasamıza ve Yargıtay uygulamalarına baktığımızda başkalarının toplumsal statüsünü, benliğini, kişiliğini, ailesini ve manevi haklarını örseleyici, yaralayıcı, küçük düşürücü ifadelerde bulunmak ‘suç’ olarak telakki edilmiştir. Burada şüphesiz ki bir başkasının onuruna, haysiyetine yönelebilecek saldırılar her halükarda suç olarak düzenlemiş ve cezalandırılmıştır. Altılı masanın ancak yapabileceği şey kelimelerle üzerinde oynayarak insanların mevcut hak ve hukukuna yapılabilecek saldırıların önünü açmaya çalışmaktır.”
Bol bol hakaret etmek için
Hukuki Araştırmalar Derneği (HUDER) Genel Başkan Yardımcısı Av. Harun Akdere de, şunları söyledi: “İnsanın en temel varlığı şeref ve haysiyettir. Anayasa ise toplum ve devlet ilişkisini düzenler. Bu düzenleme ile hayvanı, başörtülü insanlara tercih eden, şöhreti ise şerefin ve haysiyetin önüne alan yeni bir anayasa taslağı hazırlandığını görüyorum. Bu, şeref ve haysiyetten arındırılmış bir anayasa hazırlamak anlamına geliyor. O zihniyet, şöhret değil diye kameralar karşısında şehidin anasına bacısına küfretmişti biliyorsunuz. Hazırladıkları bu taslakla, ‘istediğimiz gibi vatandaşa küfredelim ama vatandaş bize karşılık verdiğinde şöhret olduğumuz için onlara dava açalım, bu davalarla zengin olalım, tazminatlara hükmedelim, hükmettirelim’ niyetinde oldukları anlaşılıyor. Yani aslında cumhurbaşkanını hep hakaret davalarından dolayı eleştirenler, gerçekte bu davaların sadece kendilerine has birer davaya dönüşmesini istiyorlar. Bunu anayasal güvence altına almaya çalışıyorlar. Zaten, 6’lı ittifaktan haysiyetli ve şerefli bir anayasa taslağı hazırlamaları beklenemezdi. Aslında bu, masa muhalefetinin ana unsuru olan CHP’nin, ‘halk sahilleri doldurdu vatandaş denize giremiyor’ mantığının, kendi elitist dar çevrede yaşama formunun bir tezahürü olarak anayasa taslağına yansıdığını gösteriyor.”