Gündem
Hizb-ut Tahrir’e FETÖ kumpası çöktü
FETÖ’nün polislerince 2009 yılında Köklü Değişim Medya Genel Yayın Yönetmeni Süleyman Uğurlu’nun evine yerleştirilen silahlar nedeniyle yürütülen davada, 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nden sonra Yargıtay da beraat kararı verdi. akit’in yaptığı yayınlarla hakkın ve adaletin yanında olduğunu vurgulayan Süleyman Uğurlu, “Böylece Hizb-ut Tahrir’e yönelik FETÖ kumpası tamamen çöktü” değerlendirmesinde bulundu.
Çınar Demir Ankara
Pensilvanya merkezli terör örgütü FETÖ’ye bağlı emniyet görevlileri tarafından 2009 yılında Köklü Değişim Medya Genel Yayın Yönetmeni Süleyman Uğurlu’nun evine yerleştirilen silahlar nedeniyle yürütülen davada, 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nden sonra Yargıtay da beraat kararı verdi. Böylece FETÖ’nün Hizb-ut Tahrir'e yönelik kurduğu ‘silahlı terör örgütü kumpası’ tamamen çöktü.
Akit, adaletin yanında olduğunu gösterdi
Beraat kararıyla gelen hukuk zaferinin ardından Akit’e konuşan Süleyman Uğurlu, “2009 yılında şahsıma ama esasında Hizb-ut Tahrir’e kumpas kuruldu. Evde olmadığım bir anda kimse yokken evime yapılan baskında sözde Anıtkabir’e yönelik eylem planları, silah ve mühimmatlar ele geçirilmişti. O günden bu yana 13 yıldır bunun bir kumpas olduğunu anlatıp durduk. Akit Gazetesi de bu süreçte hakkın ve adaletin yanında olduğunu defalarca gösterdi. Yerel mahkemenin verdiği beraat kararı sonunda Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından da onadı. Böylece Hizb-ut Tahrir’e yönelik FETÖ kumpası tamamen çökmüş oldu. Bu süreçte mazlum Müslümanların hep yanında olan Akit ailesine de teşekkür ediyorum” dedi.
Polis, hakimler, Yargıtay üyeleri bile FETÖ’cüydü!
Uğurlu, FETÖ’cü alçakların kurduğu kumpasla yargılandığı davaya ilişkin şu bilgileri paylaştı: “Aslında kurulan bu kumpası görmek için emniyet ve yargı ağına bakmak yeterli olacaktır. O gün için hakkımızda fezleke hazırlayan Ankara TEM Şube Müdürü Ayhan Koç ismi daha sonra Selam Tevhid Kumpasında da yer almıştı. Evimde arama yapan TEM Şube polislerinden büyük bir kısmı, hakkımda gözaltı kararı veren hâkimden başlayarak ceza veren mahkeme heyeti başkanı Dündar Örsdemir, dosyaya bakan Yargıtay 9. Ceza dairesi üyeleri, en alttan en üste kadar bir zincir şeklinde FETÖ bağlantılıydı. Şu anda da ya firari, ya tutuklu, ya da ihraç durumdalar. 15 Temmuz’dan sonra yargıda gerçekleşen tasfiyeler bizim davamız için de milat oldu. Şayet Yargıtay 9. Ceza Dairesinin üyeleri görevine devam etmiş olsaydı hakkımızda verilen 12,5 yıl hapis cezası onanacaktı. Ama Allah’ın yardımıyla yeni Yargıtay üyeleri “FETÖ kumpası araştırılmadan karar verilmiş” diyerek kararı bozdu ve mahkemeye iade etti. Mahkeme daha önceki mahkemelerin aksine şahitleri, tanıkları dinledi ve suçlamaların asılsız olduğuna kanaat getirerek oy birliğiyle beraat kararı verdi. Yargıtay 3. Ceza Dairesi de beraat kararını onadı. Böylece Hizb-ut Tahrir’e yönelik FETÖ kumpası tamamen çökmüş oldu.”
Masumlar bu kumpas delil gösterilerek ceza aldı
Daha mahkeme kararıyla kesinleşmeden emniyetin, savcıların ve hatta bazı hakimlerin, bu silah olayını delil göstererek Müslümanlara ceza verdiğini anlatan Uğurlu şunları kaydetti: “Hatta Hizb-ut Tahrir davasından yargılanan bir arkadaşım şimdinin FETÖ firarisi olan dönemin Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olan Dündar Örsdemir’e ‘bizde silah yok, şiddet yok’ deyince Örsdemir, benim ismimi vererek ‘Niye, Süleyman Uğurlu’nun evinde silah yakalandı ya’ demiş ve verdiği hapis cezasını meşrulaştırmaya çalışmıştı. Bu şekilde kaç olay yaşandı bilmiyoruz. Ama masum insanların bu kumpas delil gösterilerek ceza aldığını biliyoruz. Şimdi Hizb-ut Tahrir’i terör örgütü göstermek için kurulmuş kumpasın varlığı açığa çıkmış oldu. Bugüne kadar bu kumpas delil gösterilerek ceza alanların durumu nasıl olacak? Sadece benim beraat etmem adalet değildir. Ne zamanki Hizb-ut Tahrir sanıkları aldıkları cezalardan kurtulursa işte o zaman adalet sağlanmış olur.”