Medya
Hasan Cemal, "b.k çukuru"ndan ses verdi! Erdoğan'ın seçimi kazanması, Türkiye'yi 'cehennem çukuru'na yuvarlarmış
Kandil’de PKK’lı alçaklarla kol kola girip, Abdullah Öcalan'ın fotoğrafı önünde poz veren terörist yardakçısı Hasan Cemal, kendi yuvarlandığı "b.k" çukurunu görmeyip, "Erdoğan'ın bir kez daha seçim kazanması, Türkiye'yi 'cehennem çukuru'na yuvarlar" herzesini yumurtladı.
Kandil’de PKK’lı alçaklarla kol kola girip, Abdullah Öcalan'ın fotoğrafı önünde poz veren terörist yardakçısı Hasan Cemal, kendi yuvarlandığı "b.k" çukurunu görmeyip, "Erdoğan'ın bir kez daha seçim kazanması, Türkiye'yi 'cehennem çukuru'na yuvarlar" herzesini yumurtladı. Geçmişte teröristlerden “gerilla”, leşlerinden ise “şehit” diye bahseden Cemal, Soros'un fonladığı t24'teki yazısında özetle şu zırvaları tekrarladı:
"Erdoğan'a hayır, Kılıçdaroğlu'na evet sloganlarıyla dolduralım meydanları...
En geç altı ay içinde seçim var; buna kader seçimi, medeniyet seçimi, ölüm kalım seçimi diyebilirsiniz...
Kader seçimi...
Medeniyet seçimi...
Ölüm kalım seçimi...
Birini ya da hepsini tercih edebilirsiniz.
Böyle bir hayat memat seçimine
doğru hızla yol alıyoruz.
En geç altı ay sonra meydanlara
seçim sandıkları konulacak.
Bekir Ağırdır'ın deyişiyle,
umutlarımızı çocuklarımıza miras
bırakmak istemiyorsak,
Erdoğan'a hayır,
Kılıçdaroğlu'na evet
diye sloganlar atarak
hep birlikte yola çıkalım.
Hep birlikte ayağa dikilip,
Kahrolsun istibdat
yaşasın hürriyet
diye haykıralım.
Bu seçim, "normal zamanlar"ın
seçimi değil çünkü.
Erdoğan'ın değirmenine
su taşıyacak tavırlardan kaçınalım.
Çok iyi düşünün.
Erdoğan'ın bir kez daha seçim kazanması,
Türkiye'yi "cehennem çukuru"na yuvarlar;
Türkiye'yi bugünkünden
bin beter daha kötüye götürür.
Ülkeyi aydınlığa çıkaracak ilk adım,
Erdoğan'ı seçim sandığında
halkın oylarıyla yenmektir.
Bu bir önkoşuldur.
Tünelin ucundaki ışık
ancak böyle yanar.
Özgürlük, hukuk, adalet
diyorsak, bu kutsal değerlerin sıcaklığını
hissetmek istiyorsak,
ve "demokrasinin kucaklayıcılığı"na
sığınarak yaşamaktan yanaysak,
var gücümüzle Erdoğan'a hayır diye
haykırarak seçim meydanlarını
doldurmalıyız.
Altı yaşındaki kız çocukları
tecavüze uğramasın,
hapishaneler boşalsın,
mahkeme kapıları tenhalaşsın
istiyorsak, sürgündekilerin evlerine
dönmelerinden, sürgün acılarının
sona ermesinden yanaysak,
insan hakları diyorsak
başka çaremiz yok.
Saray iktidarı son bulmadan,
"tek adam rejimi"nin
temel taşları sökülmeden,
yargı bağımsız olmadan,
kuvvetler ayrılığı kurulmadan,
"bağımsız ve özgür medya"ya
kavuşmadan Türkiye düzlüğe çıkamaz.
Erdoğan'a hayır,
Kılıçdaroğlu'na evet
diyerek yeni yılınızı kutluyorum."