Gündem
Bunun adı darbe!
Altılı masanın yaklaşık 10 saat süren 10. toplantısından da ‘aday’ konusunda uzlaşma çıkmadı. CHP’nin kanalı Halk TV’de konuşan Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu’nun, “Genel başkanlar doğrudan karar süreçleri içerisinde imza yetkisine sahip olacak. Cumhurbaşkanı kadar her stratejik kararda imza yetkisine sahip olacak” sözleri ise gündeme bomba gibi düştü. Davutoğlu’nun sözlerini değerlendiren siyasetçiler ve hukukçular, “Bu bir kaos planıdır. Darbe Konseyi tarzı bu yönetim, sivil darbe hazırlığının itirafıdır” dediler.
Aday ismi hâlâ yok
İttifakın potansiyel adayı gibi davranan ve SP ile DP’nin desteğini alarak eli rahatlayan Kılıçdaroğlu önceki günkü toplantı sonrası sessizliğe bürünürken, Ali Babacan’ın toplantıya saatler kala “Masa beni aday olarak desteklerse hem seçilebilirim hem de en iyi şekilde yaparım” şeklindeki açıklaması ortak adayın henüz netleşmediğini gözler önüne serdi. Toplantı sonrasında Halk TV’de konuşan Ahmet Davutoğlu’nun, “Cumhurbaşkanı içeriden veya dışarıdan olsun genel başkanlar doğrudan karar süreçleri içerisinde imza yetkisine sahip olarak bulunacaklar. Cumhurbaşkanı kadar her stratejik kararda imza yetkisine sahip olacaklar” sözleri, ortak aday belirlense de masada kaosun süreceği ve ülkenin komisyonla yönetileceği yorumlarına neden oldu. Henüz ortak bir isim üzerinde uzlaşamayan ve aday belirlemek için 1 ay sonra yeniden bir araya gelme kararı alan Millet İttifakında yaşanan adaylık ve yönetim krizini akit’e değerlendiren siyaset bilimciler ve gazeteciler, “Altılı masa sivil darbe peşinde” görüşünde birleşti.
Dert yönetme değil seçim
Akit’e konuşan USPUM Genel Başkanı Muhammed Taha Gergerlioğlu, şunları dile getirdi: “Aslında altılı masanın taktiği, İstanbul seçimlerindeki İmamoğlu’nu aday çıkartma taktiğine benziyor. Yani en son ana kadar adayın belirlenmemesi ve daha az konuşarak hata yapmaması üzerine bir taktik yürüttükleri kanaatindeyim. Bu sebeple adayın belirlenmesini bayağı ileriye attılar. Dillerinde erken seçim telaffuzu vardı ama bunun olacağını tahmin etmiyorlardı. Muhtemelen Tayyip Bey seçim tarihini mayıs ayı olarak belirleyecek. Bu durumda ittifak 11. toplantıda adayını netleştireceği kanaatinde değilim. Muhtemelen ellerinde bir aday manzumesi olacaktır. Çünkü henüz ‘şu isim adayımızdır’ diye karar verecekleri bir netlik gözükmüyor. Diğer tarafıyla da halka aday dayatması yapılıyor. Vatandaşın, projesi olmayan, alelacele gelecek olan ve ne yapacağı bilinmeyen bir adaya oy vermesi isteniyor. Bu da ittifakın ülkeyi yönetmek değil de tek amacının seçimi kazanmak ve AK Parti’yi devirmek olduğu gözler önüne seriyor. Bu da bir proje oluşum olduğunu kanıtlıyor. Ahmat Davutoğlu’nun vermiş olduğu beyanat ise 6’lı masanın başkanlık sisteminin içinde anayasada olmadığı halde yeni bir konseyin oluşacağını gösteriyor. Sinsi planı böyle okumak lazım.”
Bu ‘Kaos plânının’ itirafıdır
Milli Beka Hareketi YİK Üyesi Av. Hasan İlter de şunları ifade etti: “Davutoğlu’nun açıklaması büyük bir kaos planının itirafıdır. Bu açıklamaya ‘Darbe konseyi tarzı’ bir yönetim diyebiliriz. Bu darbe özlemi içerisinde olduklarını gözler önüne sermiştir. Zaten bunlar ‘eski Türkiye’ kodlarıyla düşünen, yaşayan ve o şekilde kararlar alan bir oluşum. Bunlardan devletin istikbaline, milletin refahına ve huzuruna matuf bir gayret beklemek hayalciliktir. Nereden emir aldıkları, neye göre hareket ettikleri ortadadır. ABD Başkanı Biden’in söylemiş olduğu ‘Muhalefeti destekleyeceğiz, Erdoğan’ı devireceğiz’ sözlerini unutmadık. Fakat Türk milleti artık eski millet değil. Millet uyandı, geçmişte yaşamış olduğu darbelerden dersler çıkardı. Bunlar millete karışılık bulamaz. Millet bunları seçimde elinin tersiyle itecektir.”
Zillet ısmarlama bir yapı
Araştırmacı Yazar Mustafa Albayrak ise, şu değerlendirmede bulundu: “Altılı masanın cumhurbaşkanı adayını belirlemek için daha yeni istişarelere başlayacağını söylemesi aslında o masanın ne kadar ciddiyetsiz ve ısmarlama bir yapı olduğunun yeni bir ispatıdır. Öyle bir masa ki, hem siyasi olarak iddia sahibi olduğunu ve adaylarının ‘Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı olacağını’ ifade ediyorlar hem de bu kadar büyük bir zafer sahibi olacağını iddia ettikleri adayın seçim arefesine geldiğimiz şu aylarda ismini kendileri dahi bilmiyorlar. Bu gayet trajikomik bir durumdur. 10. kez toplanmışlar ve daha adaylarını bırakın, Türkiye’nin en temel meselelerini dahi görüşmeye başlamadıklarını sık sık itiraf ediyorlar. Şayet bunları bir araya getiren irade bir isim dayatamaz ise bu beceriksiz masanın aday çıkarabilmesi dahi mümkün olamayacaktır. Çünkü aralarında bir senfoni yok aksine kakafoni var. Her kafadan bir ses çıkıyor.”