Medya
Döviz kurlarıyla ilgili flaş açıklama! Dövizi olan herkesi ilgilendiriyor
Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin "Döviz kurunda güçlü çıkış-iniş olmayacak" sözlerini hatırlatan Yeni Şafak yazarı Yusuf Dinç, "Türkiye’de temel beklenti kurun düşmesi değildir, kurun kısa aralıklarda değişmemesidir. Bakan Nebati’nin bu açıklaması en azından seçime kadar Türkiye’de planlamaları yapmaya yeter" dedi.
Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin "Döviz kurunda güçlü çıkış-iniş olmayacak" sözlerini hatırlatan Yeni Şafak yazarı Yusuf Dinç, "Türkiye’de temel beklenti kurun düşmesi değildir, kurun kısa aralıklarda değişmemesidir. Bakan Nebati’nin bu açıklaması en azından seçime kadar Türkiye’de planlamaları yapmaya yeter" dedi. Dinç, söz konusu yazısında şunları kaydetti:
"Türkiye Ekonomi Modeli’nin başında ekonomik aktörler öngörülerini kaybetmişti. Oysa kendilerini körebe oyununda gibi düşündükleri bu periyot kısaydı. Fakat ne yaşadı yahut felaket senaristlerince ne yaşatıldılarsa 20 gün gibi kısa süren bu aralığın dalga atımı uzun sürdü.
Hatta bu zamanlara kadar geldi. Ta ki ihracatçıların Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’den daha yüksek kur değeri taleplerine aldıkları olumsuz cevaba kadar. Sayın Bakan’ın ihracatçıların daha yüksek kur talebine “olmaz, enflasyon hedeflemelerimizi bozar” cevabı piyasaların neredeyse 1 yıldır aradığı öngörü ihtiyacını karşılamaya yetti. Piyasada hava değişti. Borsa bu haberden sonra 5 bin sınırını geçip rekor üstüne rekor kırdı. Hatta Bakan Nebati’nin “2023 içinde ücret artışlarına ihtiyaç olmayacağını düşünüyorum” ifadesi öngörülere bir miktar daha katkı yapmış olmalı.
Yeni Şafak’a verdiği özel röportajda Bakan Nebati’ye öngörülebilirliğe yaptığı bu katkıları hatırlatarak kurla ilgili değerlendirmesinin yılbaşını geçtikten sonra değişip değişmediğini sorduk.
Sayın Bakan “kurda güçlü bir çıkış olmayacak,” dedikten sonra ekledi “güçlü bir iniş de olmayacak.”
Türkiye’de dolar kurunun 20 Aralık 2021 ile 20 Aralık 2022 günü aynı seviyede olduğuna dikkatinizi çekerek Bakan Nebati’nin bu değerlendirmesinin mal ve sermaye piyasaları için çok önemli olduğunu not etmek isterim.
Türkiye’de temel beklenti kurun düşmesi değildir, kurun kısa aralıklarda değişmemesidir. Bakan Nebati’nin bu açıklaması en azından seçime kadar Türkiye’de planlamaları yapmaya yeter.
En azından fiyat düzenlemelerini yaparken seçime kadar enflasyonu yükseltmemek noktasında hassasiyet gösterenleri teskin eder.
En azından piyasada belli beklentiler kurup fırsatçılık yapmak hevesindekileri açıkta bırakır.
Bakan Nebati bu sene enflasyonla mücadelede işi sıkı tutacak.
Liralaşma ve DTH Azalışları
TCMB liralaşma stratejisi kapsamında çok önemli bir adımla girdi yeni yıla. Esas strateji dokümanı olan Para ve Kur Politikası Metninin başlığını Para Politikası ve Liralaşma Stratejisi Metni olarak değiştirdi.
Daha strateji belgesi tazeyken de hemen yeni bir liralaşma adımı. Bankalardaki döviz tevdiat hesapları ile TL hesapları dengesinde yeni bir seviye hedefi koydu. Hatırlanırsa dolarizasyonun seviyesi %70’lere çıktığında %60’a indirmek üzere hedef tayin etti. Bankalar KKM desteğiyle döviz-TL mevduat dengesini %60’a kolay indirdi. Sonra %50 hedefi kondu. Yani bir bankanın döviz mevduatı TL mevduatını aşamayacaktı. Bankaların sene sonuna kadar bu dengeye ulaşmak için göbeği çatladı.
Döviz hesabı olan müşterilerine baskı yaptılar. Bazıları uyanıklığa gitti. “31 Aralık bilançosunda gözükmesin de sonra salıveririz” diyerek müşterilerine eşitli finansal çözümlemelerle 3 günlüğüne döviz bozdurttu.
Bazısı da döviz hesabı olan müşterilerini tümden kovdu. İşte kötücül senaristlerce sanki piyasada bir şoka hazırlık varmış gibi sunulan döviz tevdiat hesaplarındaki azalış bundandır. Bu müşteriler paralarını alıp gittiler. Daha da gidebilirler.
Çünkü bankalar yılbaşında hedefler tuttu rahatladık derken dünkü 7 Ocak tarihli resmi gazetede TCMB bu sefer hedefi, %60 TL ve %40 döviz olacak şekilde yeniden güncelledi.
TCMB böyle giderse bir sonraki adımda %70 TL-%30 döviz hedefine doğru ilerliyor denebilir.
Peki, bu hedef nasıl çalışıyor? TCMB hedefi tutmayan bankalardan daha yüksek menkul kıymet rezervi talep ediyor, üstüne bir de raporlama dönemlerinde hedef tutmamışsa ceza da kesiliyor. Bankaların kaçacak yeri yok yani. Ama strateji doğrudan bankaların sürdürebilirliğine yarıyor. Döviz hesaplardan kurtulan bankalar daha dengeli bir duruma geliyor. Tek zorluk müşterinin kendisinin değil de aracı olan bankanın üzerinden bir liralaşma stratejisinin takip edilmesi. Ama ziyanı yok. Bankalar yorulsa da böyle de çalışıyor. Hem KKM varken bahane de kalmıyor.
Astrolojik Aday Zamanlaması, Falcılar, Büyücüler, Medyumlar
Falcılar her yerde mantar gibi çoğaldı. Falcı dükkânı nasıl açılır, kim ruhsat verir, bilmiyorum ama falcılığın Türkiye’de çok karmaşık ve örgütsel bir arka plana sahip olduğuna eminim.
Rezil bir şey gerçekten... Düşünsenize, New York’tasınız, Londra’dasınız ve her yer falcı… Mümkün mü? Bu rezilliklere izin verirler mi sanıyorsunuz, dünya metropollerinde… Batı’yla kıyaslamak için söylemiyorum sadece İstanbul’un muadilleri üzerinden değerlendirme yapıyorum. Leş işler bu işler ve çığırından çıkıyor.
Türkiye bir televizyon programında vuku bulan astrolojik aday değerlendirmelerini konuşuyor. Biraz önce de hangi belediye başkanının adaylık yıldızının daha yüksek olduğunu konuşuyordu. Astrolojiyi falcılıkla karıştırmıyorum, bir geri planı olabilir ama bunun için astrologların, astrolojinin kendi anlam dünyası içinde kalması gerekir. Astrologlar astrolojiye fal muamelesi yapıyorsa bu anlam dünyası da yok olur.
Cumhurbaşkanı adayının kim olması ve ne zaman ortaya çıkması gerektiği dahi vıcık vıcık falcılığa döndürüldüğüne göre Türkiye, bir bataklığa doğru tam gaz ilerliyor demektir. Cumhurbaşkanı adaylığının fallara konu olması artık her şeyin fala konu edilebilmesinin mümkün olduğunu gösteren çok ama çok çarpıcı bir örnek.
Memlekette birileri cin çıkarıyor, birileri cin sokuyor. Meydan boş cinler cirit atıyor. Ticaret Bakanlığı büyücü ve medyum ilanlarını mercek altına almak zorunda kalıyor. Toplumun sağduyu sahibi olan kısmıysa gerçekten bunları hak etmiyor.
Artık bu tarz safsatalardan çıkılmalı. İlk 10 ekonomi olmak, belli liderlikler ortaya koymak, muasır medeniyet seviyesine çıkmak yolundaki Türkiye’ye yakışmıyor bu işler. Falcılara ayrılan yerler, aktarılan kaynaklar, harcanan zaman, hepsine yazık. Elde ampirik bir veri yok ama emin olun bundan sonrasında falcıların sayısıyla Türkiye’nin gelişimi arasında ters yönlü bir korelasyon olacak."