Medya
"Pavyona düşen namuslu kadın"dan şok "HDP" çıkışı! Yavaş ol bakalım Oya Teyze
TSK’ya “faşist” diyen, ancak PKK’ya “terör örgütü” diyemeyen Oya Baydar, terör örgütünün siyasi kanadı HDP'yi adeta göklere çıkardı. Baydar, "fondaş medyanın amiral gemisi" t24'teki yazısında, altılı masaya "HDP sopası"nı gösterdi.
TSK’ya “faşist” diyen, ancak PKK’ya “terör örgütü” diyemeyen Oya Baydar, terör örgütünün siyasi kanadı HDP'yi adeta göklere çıkardı. Baydar, "fondaş medyanın amiral gemisi" t24'teki yazısında, altılı masaya "HDP sopası"nı gösterdi.
FETÖ'nün tetikçisi Taraf adlı paçavrada yazdığı sıralarda “pavyona düşen namuslu kadın” olarak nitelendirilen Baydar, söz konusu yazısında şunları kaydetti:
"6’lı Masa erbabı -son açıklamasıyla DEVA partisi hariç- konuya ilişkin ses çıkarmamayı, meseleyi geçiştirmeyi tercih ediyor. HDP kapatılma tehdidiyle karşı karşıya, 6’lı Masa’dan ortak bir ses yükselmiyor. Tek tük CHP’liden ses çıkıyor, o kadar. Oysa hep bir ağızdan kıyameti koparmaları gerekmez miydi!
Bu yaşta dört gün 38-39 ateşle yatarsanız iyileştikten günler sonra bile kafanızı kolay toparlayamıyorsunuz. Son günlerde gelişmeler, olaylar öyle yoğun ki, bunu yazmalıyım diyerek hop oturup hop kalkıyorum (şimdilik pek de hop kalkamıyorum ya) ama klavyenin başına geçip yazma gücünü bir türlü bulamıyorum…
O gücü, sağ olsun, HDP kazandırdı; daha doğrusu, kendimi karantinaya aldığım için sadece telefonla konuştuğum arkadaşlarımdan birinin sözleri, beni kendime getirdi. Soluğu bilgisayarın başında aldım.
“Bu HDP de çok oluyor artık! Şimdi de aday çıkaracaklarmış!” diyordu arkadaşım. Oyunu CHP’ye veren, 6’lı Masa’yı, Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı adaylığını destekleyen, kendisini demokrat olarak tanımlayan, okumuş yazmış biriydi. Neden aday çıkarmasınlar ki? diye sorduğumda, cevabı: “Kürtler 6’lı Masa’nın adayını desteklemezlerse muhalefet kazanamaz ki” oldu.
Lafı uzatacak halim yoktu, “Dünyanın sonu değil, ne yapalım, kazanmazlarsa kazanmasınlar. Ayrıca merak etme, Kürtler yamuk yapmazlar” deyip telefonu kapadım.
Arkadaşımın bakışı; bu ülkede kendisine demokrat sıfatını yakıştıran, barış, kardeşlik, hak, hukuk, adalet diyen, ama konu Kürtlere, Kürt hak hareketine, HDP’ye gelince savundukları bütün bu doğruları, ilkeleri unutuveren tatlı su muhalefetinin zihniyetini yansıtıyordu. Bu zihniyete göre, her zaman ama özellikle son 6 yıldır her türlü hukuksuzluğa, baskıya, adaletsizliğe maruz bırakılmış, adeta nefes alması yasaklanmış Kürt hak hareketi ve onun partisi HDP; boynu eğik, sabırlı ricacı, oy deposu yedek kuvvet, adına demokrasi dedikleri ikiyüzlü oyunun figüranı olarak kaldıkça tahammül edilen, ama zinhar bir arada görünmemek gereken tehlikeli bir ruhtur.
Kürt düşmanlığı genetik kodlarına işlemiş şoven Türk milliyetçilerine, “devlet ebed müddet”çilere sözüm yok. Bu zihniyetin gerçek anlamda demokrat olamayacağını, demokrasiyi kendilerini iktidara taşıyacak tramvay saydıklarını geçmişleri kadar bugünkü tutumlarıyla da görüyoruz. Bu zihniyet 6’lı Masa’yı da bloke ediyor, Kürt meselesinde bir adım ileri atılmasını engelliyor. İktidarın “PKK=HDP=Terör” şeytanî denkleminin halkın nezdinde kabul görmesini kolaylaştırıyor. En önemlisi de, Kürt meselesine zaten ikircikli, çekingen yaklaşan diğer ortakları da cesaretsizleştiriyor.
HDP çantanızdaki keklik olmadığını hatırlattı, o kadar
Şimdi; birlikte görünmekten, yanından geçmekten, hatta adını anmaktan ödlerinin koptuğu HDP, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kendi adayını çıkarabileceğini açıkladı diye kıyamet kopuyor.
Öncelikle; HDP konu gündeme geldiğinden bu yana hep aynı şeyi söyledi: 6’lı Masa bizim ilkelerimize ters düşmeyecek bir aday üzerinde anlaşır, bizimle müzakere eder, konuşur görüşürse o adayı destekleriz; aksi halde kendi adayımızı çıkarırız dedi. Bununla da kalmadı, mesela Kılıçdaroğlu’nun adaylığını destekleyebileceklerini resmen olmasa da hissettirdi.
Aylar geçti, günler geçiyor, şunun şurasında seçimlere 4 ay kaldı, 6’lı Masa'dan tık yok. Üstelik bu arada HDP’nin başına gelmeyen kalmadı. Açık ve hayasız Anayasa ihlaliyle hazine yardımına ambargo kondu, delilsiz ispatsız kumpas bir kapatma davası sürüyor; partinin kapatılması değil kapatılmaması sürpriz olacak. Tam da hazine yardımına ambargo kararı geldiği gün 6’lı Masa toplantı halindeydi. Allah için bir ses, yarım ağızla da olsa bir itiraz, bir dayanışma jesti… Kimsenin umurunda değil; onlar bakanlık dağıtmakla, cumhurbaşkanı seçilecek zâtı nasıl eli kolu bağlı hâle getiririz, nasıl başkan yardımcısı oluruz diye tartışmakla meşgul. Oysa 6’lar, kendilerine dokunan bir hukuksuzluk oldu mu (İmamoğlu olayında görüldüğü gibi) tepki vermeyi biliyorlar. HDP’ye gelince sessizlik, havalara bakıp ıslık çalmak... Aman kimseler duymasın, hele de İYİP’liler duyup da nem kapmasın, Meral Hanım masayı sarsmasın…
Sonra sabır taşı çatlayıp HDP uzun zamandır sürdürdüğü, defalarca açıkladığı ilkeli tutumunu hatırlattığında, “Biz hayalet değiliz, milyonların iradesini temsil ediyoruz, sizler bizi yok sayıyorsanız biz de kendi başımızın çaresine bakacak güçteyiz,” dediğinde “HDP çok oluyor”, “Şantaj yapıyor”, “İktidarın ekmeğine yağ sürüyor” çemkirmeleri, biraz da -panik demeyim ama- telaş. Çünkü o kadarcık hesap yapmayı hepsi biliyor.
Her partinin kendi seçmen kitlesi var
6’lı Masa partilerinin, başta HDP’ye karşı tavırları olmak üzere eleştirilere açık kimi tasarrufları söz konusu edildiğinde, savunma mekanizması, “Kendi tabanlarının hassasiyetlerini gözetiyorlar, seçmen tabanlarına sesleniyorlar” veya “ Kendilerine kuşkuyla yaklaşan, güvenmeyen kesimlere güven vermek için, seçim hesabıyla yapıyorlar” üzerine kuruluyor.
İyi de, sizin seçmenleriniz var da HDP’nin kendi kitlesi, seçmeni yok mu? Var; üstelik de bütün diğer partilerin tabanlarından çok daha bilinçli, siyasî açıdan daha ileri, kararlı ve net talepleri olan bir kitle bu. Bu tabanın; haklı taleplerinin güçlü şekilde savunulması, varlıklarının ve anayasal eşit yurttaşlık haklarının tanınması için partilerini zorladıklarını bölgenin nabzını tutanlar bilirler. 2019 yerel seçimlerinde, tutuklu eş başkanları Selahattin Demirtaş’ın çağrısına uyarak bağırlarına taş bastılar. Özellikle İstanbul HDP oylarıyla kazanıldı. (Bu konuda Meral Akşener’in İstanbul seçimlerinin açık farkla kazanılmasında kendi partisine pay çıkarması kof bir böbürlenmeden ibaret.)
HDP Eş Başkanı Pervin Buldan’ın Van’daki konuşması, partisinin, dolayısıyla Kürtlerin 6’lı Masa tarafından yok sayılmasına tabandan gelen tepkinin parti yönetimi tarafından duyulduğunun ve duyurulduğunun ifade edilmesidir.
Cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırmak iddiası bir kandırmaca değilse eğer…
Bu ülkenin tarihsel-toplumsal koşulları Türkiye’de Kürt sorunu ile (ki aslında Türk sorunudur) demokrasi sorununu birbirine bağlamıştır. Kürtlerin haklı talepleri kabul edilmeden, eşit yurttaşlıkları, dilleri, kültürleri tanınmadan, siyasî örgütlenmeleri, partileri yasalar önünde de toplumsal vicdanda da meşru sayılmadan demokrasiden söz edilemez. Kürt meselesini bu çerçevede çözmeye niyetli olmayanlar, HDP’yi masaya birlikte oturulacak meşru muhatap saymayanlar, hâlâ asimilasyon hayalleri görenler, olmadı Türk devletinin kadim refleksiyle güç kullanarak ezmeyi düşünenler, demokratlıktan dem vuramazlar.
6’lı Masa erbabı -son açıklamasıyla DEVA partisi hariç- konuya ilişkin ses çıkarmamayı, meseleyi geçiştirmeyi tercih ediyor. HDP kapatılma tehdidiyle karşı karşıya, 6’lı Masa’dan ortak bir ses yükselmiyor. Tek tük CHP’liden ses çıkıyor, o kadar. Oysa hep bir ağızdan kıyameti koparmaları gerekmez miydi! Önceki aymazlıklarından ders almamış gibi, sarı öküzü yine teslim ediyorlar.
Sözün kısası: evet, HDP çok oluyor. Olmaya da devam etmeli, belki birilerinin akılları son anda da olsa başlarına gelir. Akılları başlarına gelmez de seçimler yitirilirse vebali 6’lıların olacaktır, asla HDP’nin değil."