Medya
Sinan Ateş cinayeti ile ilgili flaş çıkış! “İYİ Parti” detayı tam bomba
"Ülkü Ocakları eski Başkanı Sinan Ateş'in bir suikasta kurban gitmesi üzerine MHP'yi hedef alan, seçim ayarlı bir kara propaganda kampanyasının sahneye konulduğu gözlerden kaçmıyor" tespitini yapan Kurtuluş Tayiz, "Bu cinayetin şimdiden seçimleri etkilemek, MHP seçmenini parti yönetiminden soğutmak ve milliyetçi seçmenin İYİ Parti'ye, dolayısıyla altılı masaya kanalize edilmek amacıyla kullanıldığı da açıkça görülüyor. FETÖ, tarzını bundan daha iyi yansıtan bir psikolojik harekât örneği yok aslında. Sır perdesi aralanmayan olayları, kendi amaçları doğrultusunda çarpıtarak toplumu manipüle etmeye çalışıyorlar. Geçmişte de hep böyle yapmadılar mı?" ifadelerini kullandı.
"Ülkü Ocakları eski Başkanı Sinan Ateş'in bir suikasta kurban gitmesi üzerine MHP'yi hedef alan, seçim ayarlı bir kara propaganda kampanyasının sahneye konulduğu gözlerden kaçmıyor" tespitini yapan Kurtuluş Tayiz, "Bu cinayetin şimdiden seçimleri etkilemek, MHP seçmenini parti yönetiminden soğutmak ve milliyetçi seçmenin İYİ Parti'ye, dolayısıyla altılı masaya kanalize edilmek amacıyla kullanıldığı da açıkça görülüyor. FETÖ, tarzını bundan daha iyi yansıtan bir psikolojik harekât örneği yok aslında. Sır perdesi aralanmayan olayları, kendi amaçları doğrultusunda çarpıtarak toplumu manipüle etmeye çalışıyorlar. Geçmişte de hep böyle yapmadılar mı?" ifadelerini kullandı.
Tayiz, Akşam gazetesindeki yazısında şunları kaydetti:
"Ülkü Ocakları eski Başkanı Sinan Ateş'in bir suikasta kurban gitmesi üzerine MHP'yi hedef alan, seçim ayarlı bir kara propaganda kampanyasının sahneye konulduğu gözlerden kaçmıyor.
Hedef, milliyetçi seçmeni MHP'den soğutmak. Bu kampanyanın psikolojik harekât boyutunu her zamanki gibi FETÖ'cü hesaplar yürütüyor. Siyasi ayağını ise CHP.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun, henüz kendisinin bile kavrayamadığı bir cinayetle ilgili, üstelik soruşturma tüm ciddiyetiyle devam ederken, sosyal medyadan sorumsuzca MHP lideri Devlet Bahçeli'yi zan altında bırakan paylaşımlar yapması derdinin-amacının üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek olduğunu açıkça gösteriyor.
Medyada da bu cinayetle ilgili dezenformasyon boyutunu aşan yalan haberler gırla gidiyor. Bunun son örneği "MİT'in Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Sinan Ateş cinayetiyle ilgili kapsamlı bir rapor sunduğu" yalanı oldu. Bir yalan fırtınasıdır gidiyor.
Devlet Bahçeli, bu konuyla ilgili parti grubunda yaptığı konuşmada Kemal Kılıçdaroğlu'na karşı çok sert ifadeler kullandı. Kendilerini cinayetle aynı karede göstermek isteyen çevrelere çok sert tepki gösterdi. Bahçeli, bu cinayet üzerinden yürütülen kampanyayla seçim sonuçlarının etkilenmek istendiğinin de altını çizdi.
Sinan Ateş cinayetine karışan isimlerin tek tek yakalanması, İçişleri Bakanlığı'nın meseleye son derece ciddi yaklaştığını ortaya koyuyor.
Bu soruşturmayla ilgili her siyasi partinin söz söyleme hakkı, uyarı yapma görevi elbette vardır.
Fakat Kemal Kılıçdaroğlu başta olmak üzere CHP'li yöneticilerin ve FETÖ'ye müzahir medya çevrelerinin, söz konusu cinayetin hemen ardından, olayın sıcaklığı daha üstündeyken MHP yönetimini ve Devlet Bahçeli'yi hedef göstermesi seçim ayarlı bir psikolojik operasyona giriştiklerini açıkça gösteriyor.
2023 seçimleri, Batı medyasına göre de bu yıl dünyadaki en önemli seçimlerden biri olarak değerlendiriliyor.
Seçimlerde alınacak en küçük oy bile Türkiye'nin kaderini yakından etkileyecek.
İki kız babası Sinan Ateş'in gündüz gözüyle katledilmesinin arkasındaki sır perdesinin kısa sürede şüphesiz aydınlanması gerekiyor. Ucu nereye, kime dokunursa dokunsun bu cinayet tüm ayrıntılarıyla aydınlanmalı. Bu, devletin vatandaşına karşı namus borcudur da aynı zamanda.
Nitekim bu cinayetin şimdiden seçimleri etkilemek, MHP seçmenini parti yönetiminden soğutmak ve milliyetçi seçmenin İYİ Parti'ye, dolayısıyla altılı masaya kanalize edilmek amacıyla kullanıldığı da açıkça görülüyor. FETÖ, tarzını bundan daha iyi yansıtan bir psikolojik harekât örneği yok aslında. Sır perdesi aralanmayan olayları, kendi amaçları doğrultusunda çarpıtarak toplumu manipüle etmeye çalışıyorlar. Geçmişte de hep böyle yapmadılar mı?"