Dünya
Şehadeti ümmete ışık tutacak
Bangladeş’teki ırkçı ve işbirlikçi Hasina yönetimi, İslami hareketlere karşı hukuksuz kararlar vermeye devam ediyor. Bangladeş’te ırkçı ve işbirlikçi Hasina yönetimi tarafından kurulan sözde savaş suçları mahkemesinde yargılanan Cemaat-i İslami lideri Rahman Nizami’nin idam edilmesi Müslüman coğrafyada büyük bir tepkiyle karşılandı
MUHAMMET BİNİCİ / İSTANBUL - Bangladeş’te ki ırkçı ve işbirlikçi Hasina yönetimi, İslami hareketlere karşı hukuksuz kararlar vermeye devam ediyor. Son olarak, Cemaat-i İslami lideri Motiur Rahman Nizami’nin idam edilmesiyle, 2013 yılındaki seri cinayetlerin son halkası da gerçekleşmiş oldu. Gazetemize konuşan sivil toplum kuruluşları temsilcileri, akademisyenler ve yazarlar, Hasina yönetiminin hukuksuz yargılama yaptığını belirterek, Bangladeş hükümetinin bu kararı küresel güçlerden aldığı cesaretle gerçekleştirdiğini belirttiler.
AMAÇ CEMAAT-İ İSLAMİ LİDERLERİNİ TASFİYE ETMEK
Rahman Nizami’nin haksız bir şekilde idam edildiğini belirten gazetemiz yazarı akademisyen Kenan Alpay, “Bu cinayetleri Hasina yönetiminin tek başına işlemediğini ifade etti. Alpay, “Bangladeş’teki Müslüman halkın büyük bir teveccühünü kazanmış, Cemaat-i İslami’nin liderlik kadrolarını tasfiye etmek, bu İslami yapıyı, kamusal alandan tamamen kazımak istiyorlar. Ancak tabi burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus, Bengal milliyetçisi Hasina yönetiminin işlemiş olduğu bu cinayetleri tek başına işlemediğidir. Bu cinayetlerin arkasında, başta Hindistan hükümeti olmak üzere, uluslararası alanda sessiz kalan devletlerin ve kuruluşların da katkısı olduğunu ifade etmek gerekiyor” şeklinde konuştu.
BANGLADEŞ HÜKÜMETİ KUKLA VE İŞBİRLİKÇİ BİR DEVLET
İslam dünyasının genel olarak şehidlerine ve mücahidlerine sahip çıkma noktasında yetersiz olduğunu dile getiren Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya ise, “Belirleyici olan şey, gelen tepkiler olsa da Bangladeş hükümeti bu tür tepkileri hiçbir şekilde dikkate almıyor. Bangladeş tamamen Hindistan’ın kontrolünde kukla ve işbirlikçi bir devlet” dedi. Amacın Hasina yönetiminin diktatörlüğünün devam etmesi olduğunu vurgulayan Kaya, “Hasina diktatörlülüğü tam anlamıyla kendi iktidarını uzatmak için özellikle muhaliflere, İslami harekete karşı, bir sindirme politikası yapıyor. Zaten bilinçli, programlı bir siyaset. 2013’te Abdulkadir Molla’nın idamıyla başlayan süreç maalesef bundan sonra da idam bekleyen başka Müslümanlar da var. Böyle devam edecek gözüküyor” diye konuştu.
MÜSLÜMAN COĞRAFYA BU OLAYLARA SESSİZ KALIYOR
“1971 yılındaki bağımsızlık savaşında tarafları bertaraf etmek için hukuksuzluk yapılıyor” diyen Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi (UHİM) Yönetim Kurulu Üyesi Metin Kutlubay’ da, “Bangladeş hükümeti, 2009 yılında uluslararası yargılama mahkemesi inşa edip kendi yasaları çerçevesinde mahkeme eliyle hukuksuzluk yapıyor. Bu suçlar çok basit ve yapmacık, ama buna rağmen bu hükümet, bu faili cinayetleri işliyor. Bu gerçekten bir hukuk cinayeti” diye konuştu. Bu cezaların çoğunlukla Cemaat-i İslami liderlerine ve yaşlı insanlara karşı uygulandığını ifade eden Kutlubay, “Bu durum, Müslüman coğrafyanın bir anlamda sessizliğinin ve çaresizliğinin de bir göstergesi. İslam ülkelerinden çok büyük ses gelmiyor. Bir mahkeme düşünün ömür boyu hapis veren bir karar veriyor, temyiz mahkemesi de bunu idama çeviriyor. Böyle garabet dolu bir hukuk sistemi. Bunlar maalesef dünyamızda müslüman bir coğrafyada yaşanıyor” şeklinde konuştu.
MAZLUMLAR İÇİN DUA ETMELİYİZ
Mısır’daki Müslüman Kardeşler’in kurucularından Hasan El Benna’nın torunu akademisyen Tarık Ramazan, “Bangladeş, Mısır, Suriye. Bütün diktatörleri ve yozlaşmış liderleri kınamalıyız. Dini ve görüşleri ne olursa olsun tüm mazlumlar için dua etmeliyiz” ifadesini kullandı. Dünyanın her olayda olduğu gibi Bangladeş’teki hukuksuz idam kararında da sessiz kaldığını belirten Ramazan, “Dünya, yozlaşmış Mısır rejiminin muhalifleri katletmesinde ve işkence etmesinde olduğu gibi buna da sessiz kalıyor. Yine yeniden aynı hikâye. Dürüst olalım, bu utanç verici sessizlik, mevcut radikalleşmeyi beslemenin en iyi yolu” diye konuştu.
‘İNŞALLAH CENNETTE BULUŞACAĞIZ’
¥ Cemaat-i İslami Partisi’nin lideri Motiur Rahman Nizami’nin oğlu Nakibur Rahman, babasının cenaze namazına katılımın engellenmek istendiğini söyledi. Rahman, şu değerlendirmelerde bulundu: “Babam, bütün aile mensuplarını sabırlı ve metanetli olmaya davet etti. Son nefesinde, ‘İnşallah hep birlikte cennette buluşacağız’ dedi” diye konuştu.
ERDOĞAN’A MİNNETTARIZ
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Nizami’nin ailesine ve ülkesine göstermiş olduğu yakın ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getiren Rahman, şunları söyledi: “Cumhurbaşkanı Erdoğan’a idam kararına gösterdiği tepkiden dolayı minnettarız. Erdoğan, belki de bütün dünyada zulüm altındaki insanları destekleyen tek dünya lideri. Filistin, Suriye ve Arakan halklarının problemlerini sürekli gündemde tuttuğu gibi Bangladeş halkının da hep yanında olmuştur. Biz gerçekten kendisine minnettarız” diye konuştu.
RAHMAN İÇİN GIYABİ CENAZE NAMAZ
¥ Anadolu Gençlik Derneği İstanbul İl Başkanlığı, Bangladeş’te devam eden baskıları ve Motiur Rahman Nizami’nin idam edilmesini Saraçhane Parkı’nda toplanarak protesto etti. Yapılan basın açıklamasının ardından, Bangladeş’te idam edilen Motiur Rahman için gıyabi cenaze namazı kılındı. Öte yandan, Nizami’nin idam edilmesi, Konya’da da protesto edildi. Şerafettin Camisi’nin önünde toplanan Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Konya Şubesi üyeleri, Bangladeşli üniversite öğrencileri ve vatandaşlar, “Şehadetin kutlu olsun” yazılı pankartlar taşıyarak Nizami’nin idam edilmesini protesto etti. Gruptakiler, daha sonra Nizami için gıyabi cenaze namazı kıldı ve dua etti. Ayrıca Özgür-Der’in önderliğinde, İkindi namazını müteakip Fatih Camii’nde ‘Şehid Rahman Nizami’ için gıyabi cenaze namazı kılındı.
¥ Dünya Müslüman Alimler Birliği Genel Sekreteri Ali Karadaği, Nizami’nin idam edilmesini kınayarak, idam kararını “haksız ve siyasi” olarak nitelendirdi. Bangladeş hükümetinin infazın durdurulması yönündeki çağrıları görmezden geldiğini belirten Karadaği, uluslararası toplumu da özellikle İslam ve Müslümanlar hakkındaki davalarda sessiz kalmakla eleştirdi.