Medya
Altılı masaya bir şok daha! O isim de kazan kaldırdı
Altılı Masa'da çok büyük problemler olduğunu, yaşananların, alternatif arayışında olan ya da bu partilere gönül vermiş seçmen tarafından kaygıyla takip edildiğini belirten Habertürk yazarı Bülent Aydemir, "Zaman geçtikçe masada stres artıyor. Seçmen, Altılı Masa'yı bir alternatif olarak görmekten giderek uzaklaşıyor" tespitini yaptı.
Altılı Masa'da çok büyük problemler olduğunu, yaşananların, alternatif arayışında olan ya da bu partilere gönül vermiş seçmen tarafından kaygıyla takip edildiğini belirten Habertürk yazarı Bülent Aydemir, "Zaman geçtikçe masada stres artıyor. Seçmen, Altılı Masa'yı bir alternatif olarak görmekten giderek uzaklaşıyor" tespitini yaptı. Aydemir, özetle şunları kaydetti:
"Altılı Masa, güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçişi öngören anayasa teklifini 28 Kasım’da kamuoyuna duyurmuş ve “Dağılacaklar, anlaşamıyorlar” denilen ortamda önemli bir eşiği aşmıştı.
Önceki gün açıklanan, “Ortak Politikalar Mutabakat Metni” de Altılı Masa partilerinin Millet İttifakı olarak seçime girebilmesi için kritik bir dönemeçti.
Ortak politikalar metninde yer alan seçim vaatlerini ve ortak beyannameyi kamuoyu merakla, yakından takip etti. Altı liderin bu metni imzalaması da bir irade beyanı olarak kayda geçti.
Buraya kadar işlerin iyi gittiği farz edilebilir ancak Altılı Masa'da çok büyük problemler var ve bu yaşananları alternatif arayışında olan ya da bu partilere gönül vermiş seçmen, kaygıyla takip ediyor.
21 Ocak’ta bu köşede yer alan, “Altılı masada yeni kriz” başlıklı yazımda geçiş sürecinde, cumhurbaşkanlığı yardımcılıkları ve yürütmeye ilişkin bakanlık taksiminde bazı problemler ve fikir ayrılıklarının bulunduğunu dile getirmiştim.
Altılı Masa'nın gündemine gelen geçiş süreci yol haritası taslağı da önemli itirazlar nedeniyle kabul görmedi. Cumhurbaşkanı adayının belirlenmesinden sonra, yol haritasının cumhurbaşkanı adayı tarafından açıklanmasının daha uygun olacağı kararlaştırıldı. Aslında sorun ötelendi…
Daha önce yol haritasıyla ilgili iki yazı kaleme aldım. İtirazları ana hatlarıyla ifade etmek gerekirse; İyi Parti ve Saadet Partisi yürütme üzerinde vesayet anlamına gelebilecek uygulamalara karşı çıkıyor. Bu partiler, cumhurbaşkanının bazı yetkilerini partilere devretmesi ve “ortak karar mekanizması” adı altında yapılacak işlerin vatandaşın kafasında soru işaretlerine ve kaygıya yol açacağını savunuyorlar.
İYİ Parti, geçiş sürecinde cumhurbaşkanının partisinden istifa etmesi gerektiğini savunuyor. Ayrıca her parti liderinin cumhurbaşkanı yardımcısı olarak atanması ve bu isimlere eşit yetkiler verilmesine de sıcak bakmıyor. İYİ Parti, ya bir cumhurbaşkanı yardımcısı olması ya da “birinci cumhurbaşkanı yardımcısı” gibi bir mekanizma kurulmasını savunuyor.
CHP’nin önerdiği, her partiye önemli bir bakanlık verilmesi teklifine de sıcak bakılmıyor. Bu meseleye de itirazlar var ve İYİ Parti geçiş sürecinde oy oranına göre taksimat yapılması gerektiğini savunuyor.
Geçiş sürecinin 6 ay mı, bir yıl mı, iki yıl mı olacağı konusunda da belirsizlik sürüyor. İYİ Parti, geçiş sürecinin olabildiğince erken olmasından yana…
ASIL KRİZ ADAYLIKTA
Aslında bu sorunlar buzdağının görünen yüzünü yansıtıyor. Seçmeni kaygıya sevk eden asıl mesele şu:
Özellikle İYİ Parti, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığının masaya dayatıldığını düşünüyor ve “Seçimi kaybedebiliriz” kaygısını her ortamda dile getiriyorlar. Şu ifadeyi de birçok önemli isimden duydum: “Madem adayı kendiniz belirleyeceksiniz. O zaman masaya ne gerek var?”
“Kazanabilecek aday” söyleminden, “Bizim adayımız kazanacak” söylemine geçmeleri çok kolay olmadı ancak adaylık konusundaki kritik eşiği aşmaları da pek kolay olmayacak…
Aslında son toplantıda aday isimleri konuşulmaya başlanacaktı ancak hiç kimse buna cesaret edemedi. Ne, “Ben adayım” ne de “Bizim adayımız şudur” diyebildiler. Aday isminin konuşulmadığı bilgisi, toplantının hemen ardından dışarı sızdı.
Zaman geçtikçe masada stres artıyor. Seçmende, “Önlerine gelen fırsatı tepiyorlar” algısı yerleşmeye, olumsuz propaganda karşılık bulmaya başladı. Seçmen, Altılı Masa'yı bir alternatif olarak görmekten giderek uzaklaşıyor.
Bunun farkındalar mı? Kesinlikle evet… Farklı partilerden konuştuğum birçok etkin isim, yaşananları görüyor ve okuyor…
Ortak Politikalar Mutabakat Metni tanıtım toplantısında konuştuğum farklı partilerden seçmen, “Bir seçim nasıl kaybedilir? Sanki bunun mücadelesini veriyorlar” siteminde bulunuyordu.
Yazımın başlığında yer verdiğim karikatür tam da bunu anlatıyor: “Bir kaleci, 10 gol yedikten sonra karşı takımın penaltı atışını kurtarıyor ve panikle elinde tuttuğu topu kendi kalesine atıyor. 11’inci golü böyle yiyor.”
Şu anda Altılı Masa'nın, kendi tabanı nezdindeki imajı bu…
Bir örnek de siyasetten vermek gerekirse; 12 Eylül 1980 darbesinden sonra 1987’de Süleyman Demirel DYP Genel Başkanı iken, yabancı gazetecilere röportaj verdiği sırada, Türkiye’deki demokratik olmayan ortamı protesto eden vatandaşlar soruluyor kendisine…
Demirel, “Yanlış yerde bağırıyorlar. Benim değil, Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in önünde bağırmaları gerekir” yanıtını veriyor.
Tablo bu… (...)"