Gündem
Devlet aciz değil deprem benzersiz
10 ili vuran ve yerkürenin 3 metre kaymasına sebep olan ‘asrın felaketi’ni değerlendiren uzmanlar, “6 Şubat’ta 9 saat arayla gerçekleşen iki depremin son yüzyılda eşi benzeri yok. Bu sadece Türkiye’deki değil, dünyadaki en korkunç kara depremlerinden birisi. ‘Devlet müdahalede geç kaldı’, ‘Devlet aciz kaldı’ şeklindeki iddialar gerçekçi değil. Bu kış şartlarında, böyle bir depremle ne İngiltere ne de İtalya baş edebilirdi” görüşünde birleşti.
Acı büyük, tepkiler normal
Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şerif Barış, şunları dile getirdi: “Kahramanmaraş depremi, açığa çıkan enerji olarak değilse bile etki olarak 10 tane ili kapsaması ve binlerce binayı yıkması açısından bakıldığında çok özel bir deprem. Ana karada, levhanın içinde olan en büyük depremlerden bir tanesi. Bu açıdan bakıldığında son asırda yaşadığımız en büyük afettir. Afetin en genel tanımı ise şudur; afet anında kaynaklar yetersiz kalır, sistemler işlemez. Bütün afetzedelere çadırdan tutun yiyeceğe, sudan tutun ilk yardım malzemesine kadar herkese erişilmesi biraz sıkıntılıdır. Enkaz altında kalan insanların akrabaları ise bir an evvel yakınlarının, kardeşlerinin, anne ve babalarının kurtarılmasını ister. Bu nedenle onların feryadını anlamak, empati kurmak gerekir. Her geçen dakika onlar için bir asır gelir. Enkazdan ne kadar erken kurtarılsa o insanların yaşama şansı artar. O insanlar devlet babanın şefkatini, askerin gücünü, polisin desteğini yanında görmek ister. Bu tür şeyleri normal karşılamak lazım. Fakat hiçbir devletin bu kadar yaygın bir afete, aynı anda bütün yıkıntıların üzerine çok hızlı müdahale etmesi mümkün olmaz. Dünyanın bütün arama kurtarma görevlilerini de toplasanız aynı anda getiremezseniz. Onların organizasyonu var. Dolayıyla afet bölgesine en yakın ve en hızlı müdahale nasıl yapılması gerekiyorsa, yapılmaya çalışılmıştır. Devletimiz kesinlikle aciz kalmamıştır.”
Hiçbir ülke baş edemez
Jeofizik Yüksek Mühendisi Mustafa Serhat Durmuş da şunları ifade etti: “Bu bölgedeki fay zonlarından 9 büyüklüğünde bir deprem olmaz ama gerçekleşen depremin, Erzincan depremi kadar yıkıcı bir etkisi oldu. Dünyanın en büyük depremlerinden biri denmesinden ziyade, o bölge açısından çok büyük bir deprem. Aynı anda iki tane olması yıkıcı etkiyi daha da arttırıyor. Toplamda kırılan fay aralığı 300 km civarında. Bu çok ciddi bir enerji çıkışının olduğunu gösteriyor. Ülke olarak bu depreme müdahale edemedik diyemeyiz. Çünkü etkilenen alan çok büyük. Yollar tamamen iptal olmuş. Kışın ortasında -5 derecede bu kadar müdahaleyi ben İtalyan’ın da İngiltere’nin de yapabileceğini zannetmiyorum. Türkiye depremle mücadele gayet profesyonel davranıyor. Bu tarz enkaz altından 80 kiloluk yaralının sedye ile enkaz altında çıkarılması kolay değil. Bu nedenle ‘devlet ortada yok’ gibi söylemler kesinlikle gerçeği yansıtmıyor. Böyle bir saçmalık olur mu? Sonuçta oradaki insanları kim kurtarıyor. Oradaki insanları Yunanistan’dan 100 kişilik ekip gelmiş Fransa’dan 90 kişi gelmiş onlar mı kurtarıyor. Tabi ki bizim devletimiz kurtarıyor. Ama yapılması gerekenler var.”
Uzman ekipler yetersiz
Bu depremin eksiklerimizi ortaya çıkardığını vurgulayan Durmuş, şöyle devam etti: “Bu deprem, ileri derece arama kurtarma eğitimi almış uzman sayısının yetersiz olduğunu da gözler önüne sermiştir. AFAD’taki ağır arama kurtarma eğitimi ve acil ilk yardım eğitimi alan insan sayısının en az üç katına çıkartılması gerekiyor. Çünkü İstanbul’da böyle bir deprem olsa nüfus yoğunluğu fazla olduğu için zayiat çok daha fazla olur. Dolayısıyla ekipmandan ziyade çok daha fazla yetişmiş insana ihtiyacımız. Bu depremden sonra öyle bir yaklaşım olacaktır diye düşünüyorum. AFAD’daki kapasite sayısını artırmaya gitmeliyiz. Özellikle üniversite öğrencileri, burslar ve ücretsiz ulaşım kartları verilecek bu eğitime dahil edilebilir. Çünkü enkaz altında kalan insanları ancak bu profesyonel ekipler çıkartabilir. Sokaktan sıradan insanları toplasan ancak birbirlerine bakarlar.”