Medya
Depremden sonra ortaya çıktılar! Resmen çıldırdılar! Bunlar tam anlamıyla ruh hastası
Posta gazetesi yazarı Rauf Tamer, daha çok deprem olsun, daha çok insan ölsün, daha çok ev yıkılsın, daha çok ocak sönsün diye ellerini ovuşturarak bekleyen ahlaksızları yerden yere vurdu. Söz konusu zevatı "ruh hastaları" olarak nitelendiren Tamer, "Çıldırdılar. Ellerinden gelse yardımları engelleyecekler. Hedefleri milli moral. Önce onu yıkacaklar" dedi.
Posta gazetesi yazarı Rauf Tamer, daha çok deprem olsun, daha çok insan ölsün, daha çok ev yıkılsın, daha çok ocak sönsün diye ellerini ovuşturarak bekleyen ahlaksızları yerden yere vurdu. Söz konusu zevatı "ruh hastaları" olarak nitelendiren Tamer, "Çıldırdılar. Ellerinden gelse yardımları engelleyecekler. Hedefleri milli moral. Önce onu yıkacaklar" dedi.
Tamer, şunları kaydetti:
"Korona döneminde de böyle oldu.
Şimdi de depremin acıları bir kenara bırakıldı, fena halde bir çarpışma başladı.
Kim bu çarpışanlar?
- Bizimkilerle ötekiler.
Hayır, değil...
Peki, kim bunlar?
İnanmayacaksınız ama yeminle söylüyorum, bunlar deprem yanlıları’yla deprem karşıtları.
Dünyada eşi benzeri yok.
***
Siyasi kadroları tenzih ederim. Asla onları kastetmiyorum.
Daha da keskin bir kutuplaşma var.
Bir tarafta ruh hastaları...
Öbür tarafta normal insanlar.
***
Normal insanlar, bu acılar dinsin diye çırpınırken, ruh hastaları daha da deprem olsun, daha da insanlar ölsün, daha da evler yıkılsın, daha da ocaklar sönsün diye bekliyorlar... Hatta mevcut bilançoyu daha da kabartmak için çalışıyorlar.
Çıldırdılar.
Ellerinden gelse yardımları engelleyecekler.
Hedefleri milli moral.
Önce onu yıkacaklar.
***
Bunlar bu ruh haline nasıl geldiler?
Nasıl oldu da çıldırdılar?
İnsanlıklarını nasıl kaybettiler?
Öyle ya...
Dünyada hiçbir afet, bu kadar taraftar bulmamıştır.
Bunlar hangi tarlada yetiştiler?
***
Bereket ki...
Beri tarafta...
Sessiz çoğunluk.
Adı üstünde sessizce seyrediyor.
Asaletini hiç kaybetmeden...
Sabırla seyrediyor.
Tecrübelidir.
Bunların feriştahını bile görmüş, yaşamış, sonra da hepsini sinesinde eritmiştir.
Hiç endişe etmeyin.
Yine öyle olacak."