AKİT MENÜ

Medya

Said-i Nursi'nin kemikleri sızlıyor! Sizde hiç utanma yok mu yahu

Bediüzzaman'ı kirli siyasetlerine alet etmekten çekinmeyen sözde Nurcular, yine büyük bir edepsizliğe imza attı.

Bediüzzaman'ı kirli siyasetlerine alet etmekten çekinmeyen sözde Nurcular, yine büyük bir edepsizliğe imza attı. 

AK Parti'nin Türkiye'yi diktayla yönettiğini iddia eden Yeni Asya yazarı M. Latif Salihoğlu, diktatörlük ve demokrasi kavramlarına Said-i Nursi'den izahatlar getirdiği yazısında, çıkarları için nasıl alçalabileceklerini de gözler önüne serdi. 

Salihoğlu, maksatlı yazısında özetle şunları kaydetti:

"Lâfı hiç dolandırmadan direkt konuya girelim ve o can alıcı soruyu hemen sorarak başlayalım: Demokrasinin olduğu yerde diktatörlükten söz edilebilir mi?

Elcevap: Normalde söz edilememesi lâzım. Çünkü, normal hal ve şart altında, bir yerde demokrasi varsa eğer, orada diktatörlüğün esâmisinin dahi okunmaması icap eder. Amma ve lâkin, aşağıda sıralayacağımız anormal şartlar-durumlar ve dahi bazı zihniyetlelr sebebiyle, “demokratik cumhuriyet”lerde bile sultacılıktan, diktacılıkdan, oligarşiden, totaliterlikten, yahut faşizan bir demokrasiden söz etmek pekâlâ mümkün.

Bu girizgâhtan sonra, şimdi cumhurî demokrasilerde istibdat rejimine, yani diktatörlüğe götüren birkaç sebebi sıralamaya çalışalım.

BİRİNCİSİ

Cumhuriyet ve demokrasi, eğer lâfızdan ibaret ise, eğer mânâsız bir isim ve resimden ibaret ise, eğer kâğıt üstünde yazılı olmaktan ibaret ise, o rejimde hakiki demokrasiden söz edilemez. Hatta, böylesi bir rejimden “mutlak istibdat” manası dahi çıkabilir. Nitekim, güya demokrasinin kısmen var olduğu “İttihat-Terakki” hükümetleri (1908-18) zamanında “şiddetli istibdat” ve güya cumhuriyetin var olduğu “tek parti” hükümetleri devrinde memleket “mutlak istibdat” ile yönetiliyordu.

Bu tarz bir rejimin nihaî tarifini Üstad Bediüzzaman’ın şu ifadesinde görüyoruz: “...Muarızlarımız olan zındıklar ve münafıklar, istibdad-ı mutlaka ‘cumhuriyet’ namı vermekle, irtidad-ı mutlakı rejim altına almakla, sefahet-i mutlaka ‘medeniyet’ ismi vermekle, cebr-i keyfi-i küfrîye ‘kanun’ ismini takmakla, hem sizi iğfal, hem hükûmeti işgal, hem bizi perişan ederek, hakimiyet-i İslâmiyeye ve millete ve vatana, ecnebî hesabına, darbeler vuruyorlar.” (Tarihçe-i Hayat: 364)

Kezâ, yarım asırdır, Irak, Suriye, Libya, Mısır, hatta İran gibi ülkelerin de kâğıt üstündeki rejimlerinin adı “cumhuriyet”tir. Ancak, uygulamada hep istibdat ve diktacılık hakim olageldi. Adı geçen ülkelerin vatandaşları, şu mendebur illetten kurtulmak için ağır bedeller ödemeye devam ediyorlar.

İKİNCİSİ

Bir yerde eğer iktidarın alternatifi yoksa, hele hele iktidara alternatif olabilecek siyasî misyon hareketleri bastırılıyor ve açık-gizli manevralarla siyasi misyon hareketlerinin önü kesilmeye çalışılıyorsa, o yerde de gerçek anlamda bir demokrasiden söz edilemez.

Böylesi bir tablonun hakim olduğu yerde, olsa olsa bir “faşizan demokrasi”den söz edilebilir. Zira, faşizm ve sair diktacı yapılanmalar, bazan “demokrasi gömleği”ni giyerek sultasını devam ettirebiliyor. (II. Dünya Savaşının başrol aktörleri gibi.)

İşte, bu gibi durumlar karşısında yine Üstad Bediüzzaman’ın şu sözleri harikulâde bir ölçü teşkil ediyor: “...Hakîki meşrûtiyetin müsemmâsına ahd ü peymân ettiğimden, istibdat ne şekilde olursa olsun, meşrûtiyet libası giysin ve ismini taksın; (her nerede) rast gelsem sille vuracağım.” (Divân-ı Harb-i Örfi: 40)

Evet, “Tebeddül-ü esmâ ile hakaik tebeddül etmez.” Ve, “En büyük hatâ, insan kendini hatâsız zannetmesidir.” (Age)

Bir partinin veya bir liderin alternatifi elimine edilmiş veya ortada görünmez bir hale getirilmişse, hele hele alternatifleri bertaraf edilmiş bir liderin ağzından çıkan sözler baz alınarak gelişmeler onun sözlerinin etrafında şekillendirliiyorsa, artık ne o partinin içinde, ne de o liderin hükmettiği yönetim şeklinde demokrasinin hakiki çehresini görebilir ve gösterebilirsiniz.

ÜÇÜNCÜSÜ

Aslolan hürriyettir. Bir yerde eğer hürriyet yoksa, cumhuriyetin de, meşrutiyetin (demokrasinin) de kıymet-i harbiyesi yoktur.

Misâl: Türkiye’de Jakoben Kemalizm, ırkçılık manasındaki milliyetçilik, İslâmiyeti siyasete âlet eden dincilik gibi ideolojik ağırlıklı bağnazlığın hakim ve hükümran olduğu devirlerde, siz  hürriyeti de, cumhuriyet ve demokrasiyi de hakiki hüviyetiyle göremez, gösteremez, yaşayamaz ve yaşatamazsınız.

İşte, bilhassa, bu ve buna benzer tabulardan, totemlerden kurtulmanız icap ediyor."

 

Yorumlara Git

Türkiye ile Katar arasında yüksek askeri temas

Miting meydanında "yarım ekmek döner" usulü siyaset! Özgür Özel konuştu, şarkıcılar araya girdi, millet ne dinlediğini şaşırdı!

Mescid-i Aksa İmamı, Erdoğan'ı övdü

Öğretmene el uzatan, milletin istikbaline kastetmiştir! İletişim Başkanı Duran'dan eğitim camiasına "çelikten" kalkan!

Anfield Road'da dev randevu! Liverpool - Galatasaray maçı canlı anlatımla burada!