Gündem
Erbakan'ın gözüyle Tayyip Erdoğan
Gazetemiz yazarlarından İdris Günaydın, merhum Erbakan Hoca'nın Erdoğan'a yönelik yaptığı eleştirileri gündeme getirerek, Erbakan Hoca ile ilgili iki anısından yola çıktı ve iki soru ortaya attı. Siz o eleştirilere inandınız mı? Yoksa o eleştiriler Tayyip Beye bir koruma kalkanı mıydı? İşte Günaydın'ın "Erbakan'ın gözüyle Tayyip Erdoğan" yazısı. Okuyunca o iki sorunun da yanıtını öğrenmiş olacaksınız.
Gazetemiz yazarlarından İdris Günaydın, "Başta Temel Karamollaoğlu olmak üzere Saadet Partisi’nin birçok yöneticisi, merhum Erbakan’ın sağlığında onunla özel toplantılara katılmışlar ve aşağıda anlatacağım olay benzeri birçok olaya şahit olmuşlardır.
Bugünkü Recep Tayyip Erdoğan’a düşmanlıkları bir kine, özel bir husumete, birilerinin hesabına hizmete dayanmıyor da, bilgi eksikliğine dayanıyorsa, kesinlikle samimiyetlerine inanmam." diyerek Merhum Erbakan Hoca ile ilgili iki anısını kaleme aldı.
İdris Günaydın, (Erbakan Hoca'yı kastederek) Siz inandınız mı o eleştirilerine?
Yoksa o akıl, feraset yüklü insanın Tayyip Beye bir koruma kalkanı mıdır?
İşe yaramış mıdır?
Bir gün itiraf edenler çoğalacak.
Bir gün Tayyip Bey bunları yazacak; öğreneceğiz. Vesselam. Diyerek bitirdiği yazısının ilgili bölümü şöyle;
"Ben hayatımda merhum Hocamızla iki kez özel sohbette bulunma fırsatı buldum; Biri 1988’de… Onun şahitlerinden biri de bir süre önce Rabbimize kavuşan Nevzat Laleli idi. Geriye babam, ben ve tanımadığım bir bey kaldık. O bey yaşıyor mu onu da bilmiyorum.
Diğeri 1994 Belediye Başkanlığı seçimlerinde Refah Partisi’nden Giresun adayı olduğumda Giresun’dan Bulancak’a Hocamızla bir yolculuğumuz oldu ki; bizden başka bir de şoför vardı.
Eğer bu iki olaydaki Erbakan aklı, inanmışlığı ve tavrı sonradan değişmediyse, Recep Tayyip Erdoğan hakkında da aynen, aynı şeyleri düşünüyordur?
Bu iki hatırayı daha önce sosyal medyada yazdım ama şimdi önemine binaen bir daha yazıyor ve tarihe not düşüyorum:
1. OLAY
Ankara Balgat Ortaokulunda öğretmenim. Yıl 1988. Evim Çukurambar’da. Babamda misafirim. O gün Mevlid Gecesi. Babamın isteği ile Kocatepe Camii’ne giderken aşırı yağmur yağması nedeniyle hemen Balgat’taki Refah Partisi Genel Merkezi olarak yapılan Etaş İş Merkezi yanındaki Hamidiye Camiine attık kendimizi.
Kimse yok, rahmetli Nevzat Laleli’den başka. Namaza durduk. Yatsıya. Sünneti kılarken, merhum Erbakan Hocamız da geldi.
Namazı Laleli kıldırdı. Ben müezzin.
Biz camide iken, bir kravatlı bey daha geldi.
Namaz bitince merhum Hocamız hepimizin gecesini tebrik etti. Laleli’ye:
- Nevzat! Çay içme imkânımız var mı?
Laleli: - Küçük tüpümüz var hocam. Hemen demleriz.
Etaş İşhanı daha inşaat halinde. Sadece bir odayı Hocamız için geçici olarak tefriş ettiler. Aynı zamanda Hocamız 12 Eylül’cülerin siyaset yasağı kapsamında.
Geçtik odaya. Laleli çay demlemeye çalışıyor. Hocamız sırayla babamla, benimle tanıştı. Sonra o kravatlı beye döndü. İsmiyle hitap ederek:
-…. Devlet Planlama dışarıdan nasıl gözüküyor? Diye sordu.
O bey de:
- Dışarıdan yeşil gözüküyor ama içeriden pek öyle değil… dedi.
- Neden? Ne oldu?
...
YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN...