Medya
Nadir Nadi'nin dalkavukluğu! Kendi itiraf etmiş, hem de Celal Bayar'a..
Cumhuriyet yazarı Ali Sirmen, Nadir Nadi'nin dönemin cumhurbaşkanı Celal Bayar'a nasıl dalkavukluk ettiğini yazdı.
Bugünkü köşesinde, "Anı yazarının güvenilirliği" başlığını kullanan Cumhuriyet yazarı Ali Sirmen, Cumhuriyet gazetesinin kurucusu Yunus Nadi Abalıoğlu'nun oğlu Nadir Nadi'nin dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar'a nasıl dalkavukluk ettiğini anlattı.
Önce, bir arkadaşının sözleri ile Nadir Nadi'yi güzelleyen Sirmen, "Adeta kendileri olmasa tarih olmayacak sanan bu anı yazanlarının tersine Nadir Nadi olayları kendine yontmaz, kendini yüceltmeye çalışmaz, derdi Selçuk." ifadelerini kullandı.
Nadi'nin, Olur Şey Değil adlı kitabından, Celal Bayar ile baş başa yemek yediği anısını aktaran Ali Sirmen, Nadir Nadi'nin dalkavukluk ettiği itirafını da güzelledi.
Sirmen, köşe yazısında, Nadir Nadi'nin dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar'a sert ifadelerle uyarıda bulunmak için gittiğini söyledikten sonra, görüşmeden nasıl "Allah sizi başımızdan eksik etmesin" ifadelerini kullanarak ayrıldığını, Nadir'in kendi ifadeleri ile aktardı:
Nadir Bey, köşke kararlı gider. Durum vahimdir. Devrimler kırpıla kırıla kuşa dönmüştür. Demokrasi de öyle, basın yasa dışı yollarla baskı altına alınmıştır. Hükümet, muhalefeti düşman bellemiştir. Meclis’teki ezici sayı üstünlüğüne dayanarak ona söz hakkı tanımamaktadır. Nereye gidilmektedir?
Nadir Nadi bu durumda Bayar’dan devletin en yüksek katında görev sürdüren uzun deneylerden geçmiş bir büyüğümüz olarak olaya müdahalesini isteyecek, her şeyi açık açık Bayar’a anlatacak, devlet başkanı olarak duruma el koyması gerektiğini sert bir dille hatırlatacaktır..
..Celal Bayar, Nadir Nadi’ye ziyaretinin sebebini sorar. Şimdi bu noktadan sonra sözü Nadir Nadi’ye bırakalım (Olur Şey Değil, sayfa 34-35):
"A o da nesi? Birden nutkum tutuldu. Koskoca salonun orta yerinde, upuzun masanın bir köşesinde bu yalnızlık bende anlatılması güç bir tedirginliğe yol açmıştı... Söze havadan sudan Celal Bayar başladı... Konudan konuya atlarken Celal Bayar kimi zaman duraklıyor, maruzatımı arz edeceğim anı bekler görünüyordu. Nihayet söze agaz eyledim. Ama tasarladıklarımın yarısını bile açığa dökemedim. Gidişatımız hakkındaki eleştirilerimi dile getirirken Celal Bayar’ı soyutluyor, olan bitenden sanki hiç kusuru yokmuş gibi konuşuyordum. Anayasa gereği yan tutmaması gereken cumhurbaşkanının elinde DP markalı bastonla yurtiçi gezilere çıkmasının doğru olmadığını söyleyecektim. Söyleyemedim. Daha kötüsü bu gidişe dur denilmesi için yardımını rica ederken ‘Allah sizi başımızdan eksik etmesin’ diyerek içimden hiç geçirmediğim dalkavukça bir dileğe bile başvurdum.
Celal Bayar’ın yanından bozuk bir moralle ayrıldım. Kendimden utanıyordum. O günden sonra onu bir daha görmedim."
Görüyorsun Sevgili, Nadir Bey, Celal Bayar’ı sert biçimde uyarmak amacıyla gittiği görüşmede kem küm edip bir şey söyleyemediği gibi, bir da ona Allah sizi başımızdan eksik etmesin yollu “dalkavukça” (yakıştırma Nadir Bey’indir AS.) bir dilekte de bulunduğunu gizlemiyor. Bir tek tanığı bile kalmamış bir olayı kendini hiçbir eleştiriden sakınmadan anlatan bu dürüstlüğe ve yürekliliğe şapka çıkarılmaz da ne yapılır?
Şimdi, bu durumda Nadir Nadi’nin müstesna bir adam ve yazar olup olmadığı konusunda kararı sen ver.