Gündem
HDP’ye taviz, milli güvenlik sorunudur
HDP’nin oltasına takılarak, oy uğruna siyasi tavizler vermenin büyük sorunlara yol açacağını belirten terör ve güvenlik uzmanı Abdullah Ağar, “Terörün üzerindeki baskıdan vazgeçtiğimiz an terörü üniter yapımızdan ödün vererek topraklarımızda görmek zorunda kalırız” dedi.
HDP’ye bakanlık verilmesi
Meselenin tehlikesine dikkati çeken Ağar, şunları odile getirdi: “İnsanlarımız meseleyi anlayamıyorlar. Türkiye’de siyasi çevreler, Kandil’deki terör baronlarından gelen açıklamaları, işlerine geldiği yönüyle kullanmak istiyorlar. Bu yüzden terör baronları, toplumumuzda adeta söz hakkı bulmuş oluyor. PKK denilen terör örgütü, siyasi türevleriyle birlikte, Türkiye’nin, CHP’nin, İYİ Parti’nin, AK Parti’nin MHP’nin temsil ettiği toplumsal katmanların hayrına bir iş yaparlar mı Allah aşkına? Kandil’deki terör baronları ‘Cumhur İttifakı’nı devireceğiz, demokrasi getireceğiz’ diye konuşuyorlar. Bunu niye söylüyorlar? CHP’nin, İYİ Parti’nin hayrına olması için söylemiyor. Geçmişte düşmanlık tohumu ekerek nasıl Türk ve Kürdü bölmeye çalıştılarsa, şimdi de Türk’le Türkü bölmeye çalışıyorlar. Ne yazık ki siyasetteki cahil ve ihtiraslı tayfa, terör örgütünden gelen mesajları kendi menfaatleri doğrultusunda yorumluyorlar. Bu PKK ve türevlerinin yaptıkları, bizim aklımızın hafsalamızın ötesinde. Bunlar şeytanın dibine vurmuşlar. HDP’ye bakanlık verileceği konuşuluyor. Bunlar YPG/PKK terör örgütü için palyatif, geçici kazanımlar. Onlar Türkiye’yi bölmeye çalışıyor. Türkiye’nin üniter yapısını, siyasi yapısını bozmaya çalışıyorlar. PKK’nın temel eğilimi, Türkiye’nin iç barışını, siyasi bütünlüğünü, toprak bütünlüğünü bozmak. Yerinden yönetim, federasyon, kanton falan diyorlar. Bu noktada ülkemizdeki tüm siyasi partilerin tuzağa düştüğünü görüyorum. Terörün musallat olamadığı bir siyasi rekabeti kurgulayamadıklarını düşünüyorum.”
Üniter yapı tehlikede
Abdullah Ağar, şöyle devam etti: “PKK, bütün bölgeyi ilgilendiren bir siyaset ve strateji izliyor. Suriye’de olanlarla, Irak’ta olanlarla, İran’da, Türkiye’de olanları eşgüdümlü bir siyasi strateji üretiyor terör örgütü. Tabi tek başına değil, patronlarıyla beraber. Terör örgütünün siyasi gelişmelere musallat olmasını, siyasi denklemlerin içine girmesini bu açıdan değerlendirmek gerekiyor. Türkiye’deki dağlık alanlardaki etkisini kaybetmiş terör örgütü, Türk siyasetini etkiliyor, maniple ediyor. Sivil toplumculuk yapıyor. Türkiye’deki kavramlarla oynuyor. Demokrasi, barış, kardeşlik, halkların kardeşliği gibi kavramları istismar ediyor. Biz de bu golleri yiyoruz. Bir taraftan da bize ‘bunlar dinci, radikalci, Sünni mezhepçi’ diyor. Sonuçta Müslüman olmak başka bir şey, bunların istismarıyla adının anılması başka bir şey. Böyle olunca, ne yazık ki siyasi histeriye tutulmuş, siyasi menfaatlerinin peşinde koşan, hiçbir ilkesi ve duruşu olmayan siyasi yığınların, PKK’nın oltasına takıldığını görüyorum. Tabi bu da güvenliği, ulusal güvenliği etkileyecek. Bu nedenle çok kaygılıyız. 15 Temmuz 2016’dan sonra PKK’nın üzerinde eksik edilmeyen sopa, Türkiye’deki YPG/PKK’yı bitme noktasına getirdi ve sınırın öbür tarafında, istenen seviyede olmasa bile büyük oranda bir güvenli bölgenin oluşmasını sağladı. Bu baskıdan, bu etkiden vazgeçtiğiniz an, terörü tekrar, çok ağır bir bedel ödeyerek, üniter yapınızdan ödün vererek kendi topraklarınızda görmek zorunda kalabilirsiniz.”