Medya
Rezalet ki ne rezalet! Senin ağzın ne söylüyor böyle Ahmet Davutoğlu
Sabah gazetesi yazarı Melih Altınok, Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Alevi" videosunun ardından sazı eline alıp "Sünni" videosu çeken Ahmet Davutoğlu'nun "Ben çok korktum, ne zaman biliyor musunuz? Depremin üçüncü günü Adıyaman'a gittim. Tek bir asker yoktu o sokaklarda. Orada organize bir grup gitse bir Alevi veya bir Kürt köyünde bir katliam yapmaya kalksa önünü durduramazsınız" şeklindeki skandal sözlerine tepki gösterdi.
Sabah gazetesi yazarı Melih Altınok, Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Alevi" videosunun ardından sazı eline alıp "Sünni" videosu çeken Ahmet Davutoğlu'nun "Ben çok korktum, ne zaman biliyor musunuz? Depremin üçüncü günü Adıyaman'a gittim. Tek bir asker yoktu o sokaklarda. Orada organize bir grup gitse bir Alevi veya bir Kürt köyünde bir katliam yapmaya kalksa önünü durduramazsınız" şeklindeki skandal sözlerine tepki gösterdi.
"Hasbelkader de olsa 20 ay Cumhuriyetin başbakanlık koltuğunda oturmuş bir siyasinin, profesör olmuş yaşını başını almış bir adamın ağzından çıkacak laflar mı bunlar?" diye soran Altınok, şunları kaydetti:
"Demokratik dünyaya mensup laik bir hukuk devletinde, Cumhurbaşkanı adayının kendini mezhebiyle tarif etmesi "ayrımcılığa karşı dik bir duruşmuş".
Hadi oradan...
Faşizm konuşma yasağı değil söylem mecburiyetidir.
Bu çağda devletin bile artık vatandaşına soramadığı için kimliklerden çıkardığı mezhebi, siyasetçinin kendine sıfat seçerek siyasileştirmesi ayrımcılığı körükleyen bel altı bir tavırdır.
Çünkü toplumumuzda ve siyasette böyle bir konu, tartışma yok. "Alevi misin Sünni misin" diye soranı attan düşmüşe çevirirler. Her konuda olduğu gibi Aleviler ile ilgili nefret söylemine başvuran marjinal bir kesim olabilir. Neler yok ki? Kimileri de rahibelerle fotoğraf çektirip yolda gördüğü çarşaflıya "İran'a git" diye bulaşıyor.
Ayrıca Kılıçdaroğlu'nun "O Alevi ise ben de Sünni" diye sahneye fırlayan ortaklarının lüzumsuzluklarını görmüyor musunuz?
7'li masanın küsuratlarından Davutoğlu aklına düşen karpuz kabuğunu heyacanla anlatmaktan çekinmiyor mesela:
"Ben çok korktum, ne zaman biliyor musunuz? Depremin üçüncü günü Adıyaman'a gittim. Tek bir asker yoktu o sokaklarda. Orada organize bir grup gitse bir Alevi veya bir Kürt köyünde bir katliam yapmaya kalksa önünü durduramazsınız."
Hasbelkader de olsa 20 ay Cumhuriyetin başbakanlık koltuğunda oturmuş bir siyasinin, profesör olmuş yaşını başını almış bir adamın ağzından çıkacak laflar mı bunlar?
Çocuk oyuncağı mı bu iş?
Peki, Kılıçdaroğlu'nun ve dostlarının günümüz Türkiye'sinde konu bile olmayan mezhepleri ağzına sakız etmesini son derece faydalı bulan medyadaki "ılık muhafazkarlar" nasıl bir kumara yancılık ettiklerinin farkındalar mı?"