AKİT MENÜ

Aktüel

‘Biz kadım dostlar olarak bayrak vatan ezan sevdalılara mektubumuzdur’

Kadim Dostlar, yaklaşan 14 Mayıs seçimleri öncesi son 30 yılda Türkiye’de yaşananları paylaşıp çağrıda bulundu..

İşte Kadim Dostlar tarafından yapılan açıklama:

Kadim Dostlardan vatan sevdalılarına
Muhterem arkadaşlar Kadim Dostlar önümüzdeki 2023 genel seçimleri, sıradan bir seçimden öte biz inananların elde ettiği inanç ve değerleri koruma ve kollama mücadelesidir.
Biz Kadim Dostlar olarak 1969 dan bugüne kadar Prof.Dr. Necmeddin Erbakan Hocamızın gemisinde varolupmnp./msp.rp/fp/sp çizgisinden ayrılmayan, yani milli görüş temelinden gelen yarım asrı aşkın bu davanın çilekeşlerinden olup, hayatını davasına adayan ömrünü bu yolda tüketen ama bıkmadan yorulmadan bu yolda inanç ve değerlerini korumak bu uğurda özgürlüklerini hayal ederek, gecesini gündüzüne katarak çalışmalarını sürdüren biz Milli Görüşcüler, tarifi imkansız sıkıntılar çektik.
Başta Ayasofya açılacak zincirleri kırılacak.imam hatipler. Kur’an kurslarımız. Başörtüsü zulmü bitecek diye o çileli yollardan geçtik. bizler, geçmiş tarihimizde 1930 lu 1950-1960’lıyıllarda neler çektiğimizi, bizlere çeştli zulümler yapılarak camilerimizin satıldığı, ahır yapıldığı ve başka başka maksatlarda kullanıldığı, insanlarımızın inançlarından dolayı zulme uğradığı, ezanın Türkçe’ye çevrildiği, Kur’an okuyanların cezalandırıldığı .vs.vs. saymakla bitmeyecek bir sürü kısıtlamayı ve özgürlüklerimizin elinden alındığını tarihimizden okuyarak ve aynı zamanda büyüklerimizin anlattığı hadiselerden öğrenmiş bulunuyoruz.
Bu kutlu davanın yolcularının70’li yıllarda, hele ki 1980’li yıllardaki yapılan zulümlerle neler çektiğini, ne türlü işkencelerden geçirildiğini çok iyi biliyoruz. Bu yaşananlar hala hafızalarımızdaki tazeliğini korumaktadır.
Hele hele bir 28 şubat oldu ki ondan nasibini almayan bir inanan kalmamıştır. 28 Şubat sürecinde inançları gereği başı örtülülerin okullara sokulmadığı, askere giden gençlerimizin yemin törenlerinde babalarının sakallı, annelerinin başörtülü olması sebebiyle askeri birliklere sokulmadıkları, hatta lojmanda oturan bir subayın hanımını ve evladını aracının bagajında saklayarak çoğu kere girip çıktığı vakaların olduğunu ise unutmak mümkün değil.
Bir annenin kendi evladının düğününde dahi ordu evine sokulmadığını, sicim gibi yağmurun altında onlarca başörtülü kardeşmizin insanlık dışı muamele ile kapılarda bekletildiğini de unutmadık.
Başörtüsü zulmüne tepkİ göstermek için Beyazıt meydanında İstanbul Üniversitesi kapısında kızlarımız bir umutla okullarına girmeyi beklerken dönemin iktidarının emri ile sert bir polis müdahalesine maruz kaldığını da unutmadık. Cuma namazları sonrası Beyazıt Camii’nde ve Beyazıt Meydanında gözyaşları ile yaptığımız duaların ezgilere ve şarkılara konu olduğunu, ağlama karanfil şeklinde ezgiler yazıldığını da unutmadık.

Bugünkü kazanımların, Beyazıt Meydanında yaptığımız gözyaşı dualarının kabul edilişinin olduğunu ise yıllar sonra anladık.
Eminim hepinizin böyle anıları vardır ama ben sizlere yaşadığım bir hadiseyi aktarmak istiyorum. Yeğenim hafızlık için Kur’an kursuna gidiyordu. Polis takibindeydik kızı sabah bir kursa götürüyordum, polis arkamızdan bizi takip ediyordu. Biz se kızımızı kursun arka kapısından kaçırıp bir başka kursa götürüyorduk. Bu acıları unutmamız mümkün değil.
Bir başka olay ise; bacımın evinin altında Kur’an kursu vardı. 30 tane hafızlık talebesi yetiştiriyordu mahallemizde. Bir din düşmanı vardı ki, her gün gelip gidip evi gözetliyor ve savcılığa Kur’an kursunu “burada irticai faaliyetler var diyerek şikayet ediyordu. Benim birader de o zamanlar muhtardı ben denizde meclis üyesiydim. Sürekli savcılığa ifadeye çağırıyorlardı bizi.
Yönetimden arkadaşlarımızla Şevki Yılmaz hocamızın kasetini seyretmek için kapıya bekçi koyduğumuz yılları da sizlere ayrıca hatırlatmak istiyorum. Şevki hocamızın ismi de o zaman Abdullah Büyük olarak geçiyordu.
O yıllarda yine 3 Müslüman’ın sohbet için bir araya gelindiğinde art niyetli kişilerin “bunlar irticai faaliyet yapıyor” diye ihbarda bulunduğunda polisler evi basıp cezalandırılıyordu. O 163’cü maddeyi de Turgut Özal kaldırmıştı.
Birgün tuğba Kur’an kurslarımıza polisler geldi. Kursta bulunan ne kadar besmele kelimei tevhit var hepsini toplattılar. Biz de bunları atmadık çatıya doldurduk. Ama kendimizi tutamadık hüngür hüngür ağladık.
Çok önemli bir olayı da anlatmadan geçmeyeceğim. 67.li 70 li yıllarda Fatih’te sohbetlere giderdik. Bir de cumartesi günlerde devamlı bir sohbet vardı. O hafta bir farklı sebepten gidememiştim. Sabah bir de gazetelerde ne göreyim. Sohbet basılmış 40 kişi karakola götürülmüşlerdi bu sohbette Risale-i Nur sohbetleriydi.
Bu 28 Şubat postmodern darbesinde esnaf dahi fişlendi bunlar yeşil sermaye diye alış verişlerin yapılmamsı için her ne tür tedbir varsa uygulama mücadelesi içindeydiler.
Prof. DR. Necmeddin Erbakan hocamız başbakan olduğunda, kendisini milli güvenlik kurulunda 9 saat hesaba çektiler. Ona ter döktürdüler. Necmeddin Erbakan hocamız terledikçe bizlerde kendimizi tutamayıp hüngür hüngür ağlamıştık.
O dönem devleti yönetenlere görev, Müslümanlar PKK’lılardan daha tehlikeliymiş, dertleri neymiş irticai faaliyetler artmış. endişe verici durumlara gelinmiş. camiler, namaz kılanlar, başörtülüler, imam hatipler artmış. bu artışı milli güvenlik sorunu olarak tanımladılar. 18 maddelik sorunlar manzumesi sundular hocamıza. bu maddelerin imzalanmasını istediler. Hocamız da dedi ki; bu bir babanın evladını diri diri ameliyat etmesine benzer! Bu baş gider buraya Prof.DR. Necmeddin Erbakan imza atmaz demişti.
Elhamdülillah 20 yılı aşkın hiçbir engelleme hiçbir zulüm söz konusu olmadı. İnsanlarımız 20 yıldır inançlarını özgürce yaşıyorlar. İrtica tabiri ise birileri tarafından uydurulmuş korku çemberidir. Bugüne kadar kaç İmam Hatipli, kaç Kur’an kursu talebesi, teröre bulaşmıştır? kaç insan öldürmüş, kaçı beline silah almışta insanları korkutmuştur?
Ama bu memleketin başına bela olan 35/40 yıldır yol kesen. insanlarımızı çoluk çocuk kadın, genç ve yaşlı demeden, polisimizi,kahraman Mehmetçiğimizi ve öğretmenlerimizi şehit eden, araçları kamyonları yakan otobüsleri durdurup yol kesen,kamu malına zarar veren, insanları gasp ederek öldüren, köylerimizi boşaltan, şehirlerimizde canlı bombalarla onlarca yüzlerce insanlarımızı öldüren, gece mahallelerimizi ateşe veren,teröristlerden daha tehlikeli gördüler bizleri!
Yaşadığımız coğrafyamızda akşam belli saatten sonra Ankara’dan öte geçemez olduk. Bugün ise bu acımasız bu insan katillerinin önü kesildi şehirde barınmaları engellendiği gibi, dağda bile barınmaları imkansız hale geldi. Hamdolsun. şimdi ise oluşturulan kirli ittifaklarla bunlara yol vermemek gerekmektedir. Bunların bunca insan katletmelerine ortak olmak kabul edilir değildir.
Teknolojiyi yeni yeni keşifleri icatları gözlerimizle görmekteyiz, duymaktayız. Bütün bu projeler yıllar önce ülkemizin kalkınması ve kimseye muhtaç olmadan kendi ayakları üzeride durabilmesi için geliştirilen Prof.DR.Erbakan hocamızın projeleridir. Kader böyle tecelli etti ki Prof.DR. Necmeddin Erbakan hocamızın tüm hayalleri ve projeleri onun talebesi, sevgili reisimize nasip oldu.
Hatırlayanlarımız hatırlar 1974 de Kıbrıs çıkartmasında ABD bizim paralarını verdiğimiz silahları dahi vermedi o bizim deli oğlan bildiğimiz Libya kıralı Kaddafi o savaşta yardımcı oldu. Yine bugün memleketimizin medarı iftiharı teknolojilerin başı baş mimarları Baykar Selçuk Bayraktar. motorlar hocası sn. Mahmut Faruk Akşit hocalarımız var alınları secdeli imanlı inançlı abilerimiz kardeşlerimiz var. Bütün bu hocalarımıza ve ilim adamlarının önünü ise reisimiz açmıştır. Bunlara sahiplenmek onların yanında olmak imani vazifemizdir.
Kardeşlerim unutmayalım artık yılbaşlarında tv’lerde dansöz oynatılmıyor. Saat 12 lerden sonra ahlaksız filmler oynatılmıyor. Gençlerimizi zehirleyen ahlaksız sinemalar artık yok.
Açılışlarda şampanya patlatılmıyor, devletin Diyanet İşleri Başkanımızın beraberliğinde Sn Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın birlikteliğinde dualarla açılmakta.
Bir başarının neticesinde Alah’cc a şükür secdeleri ediliyor. Bir bakanımız bir cenaze defninde mezar başında Kur’an okuyor. Birileri olmaz böyle bir şey laik devlette olmazmış. 30 ağustosta Kur’an okunuyor, dualar ediliyor birileri çıldırıyor. Olamaz böyle bir şey laik devlette olmazmış. Bu memleketin % 99 Müslüman ama bunu görmeyenler bu coğrafyanın insanına böyle tavırlarla isyan etmekteler. bu nasıl bir laikli ki birilerine hürriyet demokrasi insan hakları ama coğrafyanın gerçek insanına her şey yasak acınacak halimiz vardı.
Birçok kurumun başında inançlı imanlı vatanperver yöneticilerimiz var artık irticai faaliyet diye bir şey söz konusu değil. İmam hatiplerin haricinde liselerde bile Kur’an ve siyer dersleri okutulmaktadır.
Bugünkü iktidar Türkiye gemisi bu geminin içinde bu vatan coğrafyasının sevdalıları sanatçısı, futbolcusu, açığı, kapalısı namaz kılanı, kılmayanı bu gemide, Türkiye’miz için büyük bir şans büyük bir nimet.
Bunun kıymetini hepimiz iyi bilmeli. Prof.Dr. Necmeddin Erbakan hocamızın hocası, gönüller sultanı Mehmet Zahid Kotku hocaefendinin bir sözünü sizlere hatırlatmak istiyorum.
“verilen nimetin kıymetini bilememenin cezası o nimetten mahrum kalmaktır”

İşte bu geminin kaptanı Sn. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır, onda sağlam bir iman sağlam bir niyet vardır. korkma sevgili kardeşim.

Bu vatan gemisi güvenilir bir kaptanın elinde, bu gemi sahile selamet içerisinde varacaktır inşallah.
Muhterem arkadaşlar bu bayrak inmez
bu vatan bölünmez bu ezan dinmez
Sen dava kardeşim, vatan sevdasını yüreklerinde saklayan müslüman türk milleti, bizde kazanmak herkesin kazanması demektir.
Bizi öldürmeye gelen bizde hayat bulur kendini bulur.

Bizim atalarımız, ecdadımız, ana ve babamız bu CHP’ye asla oy vermemiştir. Bizlerde asla oy veremeyiz.
Muhterem Prof.Dr.Necmettin Erbakan hocamız dahi bu kadar siyasi yoğunluk içinde CHP’ye oy verdirtmemiştir.
CHP’ye oy vermek ailenin ocağına ateş düşürür evin bereketini götürür. Niye bu güruh açık açık dini değerlere en büyük hakaretler yapmaktalar alay etmekteler. Bunu biz demiyoruz. Onlar tüm katmanlarındaki tüm cenahlarında zaman zaman dillendirmekteler.
Bu sebeplerden dolayıdır ki; biz kadim dostlar Cumhur İttifakının yanındayız.
Sn. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın arkasındayız.

Unutmayalım, 14 Mayıs’ta öyle bir kazanacağız ki hiç kimse kaybetmeyecek” beyanımızdır.

Yorumlara Git

Bolu'daki kurban vurgununda şüphelilerin ifadeleri ortaya çıktı! Tanju "hatırlamıyorum" dedi

Trump'tan Hürmüz Boğazı çıkışı: ABD Donanması gemilere müdahale edecek

CHP Ankara İl Başkanı hakkında tutuklama talebi!

Cindoruk’u iyi bilmezdik! “İttihatçı Celal Bayar ekolüne bağlıydı”

Bağdat'ta yeni dönem başladı! Irak'ın yeni Cumhurbaşkanı sarayda düzenlenen törenle koltuğu devraldı!