Tarih
16 Mayıs 1926: Osmanlı Padişahı Sultan Vahdeddin'in vefatı
Onlar; yaşadıkları döneme çalışmalarıyla, eserleriyle damga vurup iz bırakarak gittiler. Bugün, Osmanlı Padişahı Sultan Vahdeddin'i hayırla yâd ediyoruz.
Sultan Vahdeddin, Sultan Abdülmecid’in en küçük oğludur. 4 Ocak 1861 tarihinde doğmuştur. Babası Abdülmecid vefat ettiğinde henüz altı aylıktır. Kendisinden önce üç kardeşi, yaş sırasına göre, sırayla tahta çıkmıştı. 5. Murat, Serasker Hüseyin Avni Paşa öncülüğünde gerçekleşen bir askeri darbe sonrası padişah olmuştur. Akıl sağlığı bozulunca tahttan indirilmiş ve yerine Veliaht Abdülhamid, 2. Abdülhamid unvanıyla tahta çıkmıştır.
Sultan Abdülhamid, Osmanlı Devleti’ni 33 yıl yönetti. 31 Mart askeri darbesi ile iktidardan uzaklaştırıldı. Yerine, Abdülmecid’in üçüncü oğlu Mehmet Reşat tahta çıkarıldı. Abdülhamid sonrasında yönetim tamamen İttihat ve Terakki Fırkası’nın eline geçti. Anayasa’da yapılan değişiklikle padişahın yetkileri kısıtlandı. Mehmet Reşat, 3 Temmuz 1918 tarihinde vefat etti. Yerine küçük kardeşi Mehmet Vahdeddin, 4 Temmuzda, 6. Mehmet unvanıyla tahta çıktı. Esasen bu tarihte artık gerçek anlamda bir taht yoktur. Zira Osmanlı Devleti savaştan mağlup çıkmıştı. Tahta çıktıktan dört ay sonra Mondros Mütarekesi ile bu mağlubiyet tescil edildi. Vahdeddin çöken bir tahtın varisi idi. Osmanlı Ordusu savaşta tükenmişti. Saltanatın dayanacağı bir güç bulunmuyordu. Halk temel ihtiyaçlarını temin edemiyordu. Uzun süren savaş ülkeyi yoksul düşürmüştü. Mondros Mütarekesi hükümleri gereği ülke, başta başkent İstanbul olmak üzere işgal edilmeye başlanmıştı. İşgal altındaki bir başkentte iktidardan bahsetmek mümkün değildir. (Mehmet Ali Beyhan)
Vahdeddin, 17 Kasım 1922’de ülkeden ayrılarak Malta’ya gitmiştir. 19 Kasım’da ise TBMM, Millî Mücadele’ye ve Ankara Hükûmeti’ne sıcak bakmış olan veliaht Abdülmecid Efendi’yi halife ilan etmiştir.
20 Nisan 1923’e dek Hicaz’da kaldı. İngiltere’nin baskısı üzerine buradan ayrıldı. Bir süre İtalya’nın Cenova kentinde yaşamasının ardından 11 Haziran 1923’te San Remo kasabasında kiralanan bir villaya taşındı. Bu dönemde başlangıç bölümünü kendi el yazısıyla yazdığı, kalan bölümlerini yakınlarına dikte ettirdiği anılarını kayda geçirdi. Vahdeddin, 16 Mayıs 1926’da San Remo’da öldü. Cenazesi Türkiye hükûmeti tarafından kabul edilmedi ve Şam’a getirilerek Süleymaniye Külliyesi kabristanına defnedildi. Yapılan otopside, Vahdeddin’in bir kalp damarının tıkanması sonucu öldüğü ortaya çıktı.