Gündem
27 Mayıs darbesi lânetle anılıyor
‘Yeter söz milletin’ diyerek, tek parti dönemine son veren Adnan Menderes’i düzmece yargılamayla asanlar darbenin 63. yılında lânetle anılıyor. 1954 ve 1957’deki seçimlerde sandıktan zaferle çıkan merhum Menderes ile arkadaşlarını, cuntacılarla iş birliği yaparak darağacına gönderen ‘demokrasi’ düşmanı zihniyet ise bugün arsızca, ‘demokrasi için sandığa gidin’ çağrısı yapıyor.
SEBAHATTİN AYAN İSTANBUL
Yeter söz milletin’ diyerek, “milli iradenin” oyları ile “tek parti dönemi”ne son veren Adnan Menderes Hükümeti’nin darbeci subayların gazabına uğramasının 63. yıldönümü lanetle anılıyor. Türkiye’de 1946’da çok partili hayata geçilmesinin ardından 1950 yılında aldığı yüzde 52.67’lik oranla iktidara gelen Adnan Menderes başbakanlığındaki Demokrat Parti, uyguladığı politikalarla 1954 ve 1957’deki seçimlerden de zafer ile çıkmış, bunu hazmedemeyen postal sevici zihniyette 27 Mayıs 1960’da düşük rütbeli bazı subaylar aracılığıyla darbe yaparak Menderes’i devirmişti. TSK içerisindeki bazı general ve subayların oluşturduğu 38 kişilik Milli Birlik Komitesi (MBK), “DP’nin ülkeyi gitgide bir baskı rejimine ve kardeş kavgasına götürdüğü” gerekçesiyle 27 Mayıs 1960’ta sabaha karşı yönetime el koydu. Orgeneral Cemal Gürsel’in liderliğinde gerçekleşen darbe sonrası Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı ve Başbakan Adnan Menderes ile Dış İşleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan düzmece delillerle idam edildi.
Yönetimi cebren ele geçirdiler
CHP’nin tek parti diktasını 1950 yılında girdiği genel seçimlerde bitiren Adnan Menderes liderliğindeki Demokrat Parti (DP) ülkemizi kendi değerleriyle barıştırılmasında ve mazisine sahip çıkmasında önemli bir rol üstlendi. DP’nin bu kritik rolünü hazmedemeyen ve Adnan Menderes’in halkın gönlündeki yerini silemeyeceğini anlayanlar, bundan tam 63 yıl önce silahlarına sarılarak ülke yönetimini cebren ele geçirdiler. Uydurma ve zorlama delillerle başta Adnan Menderes olmak üzere hükümetin ve partinin ileri gelenlerini tutuklayarak Yassıada’ya hapsettiler. Sonu başta belli olan düzmece bir yargılama ile Başbakan Adnan Menderes ve dönemin Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ı idama mahkûm ettiler. Darbeciler tarafından idam edilen üç ismin iade-i itibarı ise, TBMM tarafından 11 Nisan 1990’da kabul edilen kanunla geri verildi.
“Yolsuzluk” yalanına başvurdular
27 Mayıs 1960 askeri darbenin fikir babaları, dönemin Başbakanı Adnan Menderes’e yönelik gerçekleştirdikleri darbeyi meşrulaştırmak adına ve Menderes’i itibarsızlaştırmak için yolsuzluk iddialarını gündeme getirmişlerdi. Sonucu baştan belli ve tamamen kurmaca olan, “Yassıada yargılamaları” esnasında “Örtülü Ödenek Davası” olarak anılan yargılamada Menderes, örtülü ödenekteki paraları hesabına geçirmekle yargılandı. 13 oturum süren yargılamadan sonra Menderes’in, 2 Şubat 1961’de suçlu olduğu yönünde karara varılmıştı. Hâlbuki yürürlükteki kanunda örtülü ödenekteki kaynakların başvekil tarafından sınırsız olarak ve kayıt tutulmadan harcanabileceği açıkça belirtildiği halde, bu mahkeme 10 yıllık örtülü ödenek kayıtlarını istemiş ve Menderes, bir kısmı da Kıbrıs’ta kurdurduğu Türk Mukavemet Teşkilatı için harcandığı sonradan ortaya çıkan bu harcamaları açıklamadığı gerekçesi ile 4,877,780 lirayı zimmetine geçirmekten suçlu bulunmuştu. Paranın tahsili için ise, Menderes’in Aydın’daki arazilerine darbecilerce el konulmuştu.
Asılsız suçlamalarla idama götürdüler
Menderes aynı zamanda İstanbul’da bulvar ve yol açmak için pek çok vatandaşın evini, parasını geciktirerek ya da hiç ödemeden istimlak etmek, kanuna aykırı olarak üniversite basmak ve halka ateş açtırtmak, bazı muhalefet milletvekillerinin ve muhalefet liderinin seyahat özgürlüğünü kısıtlamak, yargı bağımsızlığın ve anayasanın ihlali gibi darbeye payanda yapılmaya çalışılan gerekçelerden suçlanmıştı. Yassıada’daki yargılamaların ardından Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan 16 Eylül 1961’de, Başbakan Menderes ise 17 Eylül 1961’de İmralı Adası’nda idam edildi.