Aktüel
Kurban kesimi ve etinin tüketiminde gıda güvenliği nasıl olmalı?
Prof. Dr. Ali Alaş, Kurban kesimi ve etinin tüketiminde gıda güvenliği uygulamaları konusunda önemli açıklamalarda bulundu.
İşte Prof. Dr. Ali Alaş'ın Kurban kesimi ve etinin tüketiminde gıda güvenliği konusunda ki o açıklaması;
Kurban kesimi, bir ibadet olduğu kadar insan sağlığın halk sağlığını ilgilendiren çok önemli bir konudur. Kurbanlıkların kesiminden tüketimine kadar bazı hijyen kurallarına dikkat etmek gerekir. Dikkat etmediğimiz taktirde çok önemli enfeksiyonlara yakalanabilir ve paraziter hastalıklara maruz kalabiliriz.
Kurbanlık hayvanlar yerel belediyeler tarafından tahsis edilen kurban kesim yerlerinde, tecrübeli kişiler tarafından kesilmelidir. Kesimi yapılan hayvanların karkas ve iç organları mümkünse veteriner hekimler tarafından hastalık unsurlarını barındırıp barındırmadığı konusunda kontrol edilmelidir. Her zaman veteriner hekim bulunamayabilir. Böyle bir durumda kendimiz de kontrol edebiliriz. Bunun için ellerimize tek kullanımlık lastik bir eldiven takıp, öncelikle kesilen hayvanın karkası genel bir inceleme ile muayene edilerek normal dışı bir görünüm olup olmadığına bakmak gerekir. Eğer hayvanın karkasının iç veya dış yüzeyinde normal dışı bir görünüm varsa tüberküloz ihtimali olabilir. Bu durumda, mutlaka veteriner hekimin de muayene etmesini sağlamak gerekir.
Diğer taraftan kesilen hayvanın karaciğer, akciğer ve böbrek gibi sakatatlarının da incelenmesi gerekir. Bu inceleme sonunda iç organlarda çıplak gözle görülebilen büyüklükte sulu kesecikler mevcutsa, bunlara çıplak elle dokunulmamalı, asla kedi ve köpeğe verilmelidir. En iyi çözüm bu tür sakatatların derin bir çukura gömülmesidir. Çünkü bu sakatatlardaki sulu kesecikler içinde kist hidatik denilen paraziter hastalığın yumurtaları vardır. Eğer bu hastalıklı sakatatlar kedi ve köpeklere yedirilirse, hastalık zinciri devam eder. Paraziter hastalığın etkeni olan bu kurtçuklar kedi ve köpeklerin ince bağırsaklarında ergin fert haline gelirler. Bu yumurtalar hayvanın bağırsaklarında döllenir. Bu döllenmiş yumurtalar kedi ya da köpeğin dışkılaması ile etrafa rastgele saçılır ve nemli ortamlarda bir yıl kadar canlı kalabilir. Bazen bu döllenmiş yumurtalar, rüzgârlar vasıtasıyla da sürüklenerek çevrede bulunan otlaklara, sebze bahçelerinde yetiştirilen marul, maydanoz gibi ürünlere de bulaştırılabilir. O bölgede otlatılan sığır, deve koyun, keçi gibi otçul hayvanlar bu yeşillikleri tükettiklerinde onların karaciğer, akciğer gibi hayati organlarına yerleşerek çok ciddi sağlık problemlerine sebep olabilir. Bu döllenmiş yumurtalar çiğ olarak tükettiğimiz iyi yıkanmamış marul, maydanoz, nane, roka gibi yeşillikler ile insanlara da bulaşabilir. Bulaşma durumunda karaciğer, akciğer gibi hayati organlarımıza yerleşerek sulu kistler oluşturur.
Bu hastalık etken, köpek dışkıları ile kirlenmiş park ve bahçelerde oynayan çocuklara veya koruyucu eldiven ve maske takmadan çalışan temizlik işçilerine de bulaşabilir. Hastalık etkeni genellikle küçük yaşlarda alınır ve erişkin yaşlarda ortaya çıkar. Hastalığın teşhisi başlangıçta oldukça zordur. Teşhis edildiğinde, mutlaka cerrahi müdahele ile ilgili organdan kistin temizlenmesi gerekir. Kist Hidatik (Hidatidozis, Kistik ekinokokkozis, KE) insan ve hayvan sağlığının yanı sıra, sebep olduğu ekonomik kayıplar nedeniyle dünyanın pek çok bölgesinde ve ülkemizde önemli bir halk sağlığı problemidir.
Bu nedenle peygamber efendimizin (SAV) bize emrettiği gibi yemekten önce hem kendi ellerimizi hem de çocuklarımızın ellerini yıkamamız gerekir. Böylece bir taraftan peygamber efendimizin sünnetine ittiba ettiğimiz için ibadet sevabı kazarken, diğer taraftan da sağlığımızı korumuş oluruz.
Kist Hidatik Etkeni İnsan Vücudunda Hangi Hasarları Oluşturur?
Kist hidatik etkeni insan vücudunda çok önemli hasarlar oluşturabilir. Şöyle ki; kist hidatik denilen bu parazitin döllenmiş yumurtaları vücudumuza alındığında; Karaciğer, akciğer ve beyin gibi hayati organlarımızda sulu kistler ve hasarlar meydana gelebilir.
Kistin karaciğere yerleşmesi halinde; Karnın sağ üst kısmında ağrı, bulantı, kusma ve bazen kaşıntı, sarılık gibi belirtiler görülebilir. Kistin karaciğerdeki çevre dokulara mekanik baskısı sonucu tıkanma sarılığı, siroz, portal hipertansiyon görülebilir. Tüm olguların %50-70’i karaciğerde görülmektedir.
Kistin kan damarlarına açılması halinde; Anaflaktik şok ve ölüm görülebilir. Genelde kist yavaş yavaş büyürken salgılarının kana karışması sonucu kaşıntı, ödem, astma gibi alerjik belirtiler de görülebilmektedir.
Kist akciğerlere de yerleşebilir; Bu durumda öksürük, ateş, göğüs ağrısı, ağızdan kan gelmesi ve apse gibi ikincil bakteriyel enfeksiyonlar da görülebilmektedir.
Karın zarına yerleşirse, sindirim sistemi yakınmaları ve karın ağrısı gibi şikayetler görülebilir. Bazı durumlarda kalbin bilhassa sol karıncık bölgesine de yerleşebilir bu durumda kalp kapakçığı bozuklukları, perikardiyal bozukluklar, aritmi gibi belirtiler oluşabilir.
Bu hastalık etkeni sinir sistemine ulaşırsa; Kistin beyinde bulunduğu yere göre baş ağrısı, görme bozukluğu görülebilir. Kemik iliğine yerleştiğinde, bilhassa kol ve bacak kemikleri zayıflar ve kırılgan hale gelir. Omurgada olursa sırt ağrısı görülür.
Hastalık etkeni genellikle küçük yaşlarda alınır ve erişkin yaşlarda ortaya çıkar. Hastalığın teşhisi başlangıçta oldukça zordur. Teşhis edildiğinde, mutlaka cerrahi müdahale ile ilgili organdan kistin temizlenmesi gerekir. Kist Hidatik (Hidatidozis, Kistik ekinokokkozis, KE) insan ve hayvan sağlığının yanı sıra, sebep olduğu ekonomik kayıplar nedeniyle dünyanın pek çok bölgesinde ve ülkemizde önemli bir halk sağlığı problemidir.
Bu paraziter etkenden korunmanın en etkili yöntemlerinden birisi de ellerimizin sabunlu su ile yıkanmasıdır. Diğer taraftan et ve sakatatların mutlaka iç sıcaklığı güvenilir dereceye ulaşana kadar iyice pişirilerek tüketilmesi gerekir. Et mümkün olan en kısa süre içinde buzdolabına alınmalıdır. Şayet sucuk doldurulacaksa, lisanslı ve yetkin firmalar tercih edilmelidir.
Çiğ (marul, maydanoz, nane vb.) ve pişmiş besinler ayrı ayrı yerlerde ve ayrı araç gereçler kullanılarak hazırlanmalı ve servis edilmelidir. Etin hazırlanılması aşamasında öncelikler ellerimiz sabunlu su ile yıkanmalı ve tek kullanımlık eldivenler kullanılmalıdır. Eldivenler ellerin kirlenmemesi için değil, besinleri kirletmemek amacıyla kullanılır. Bu sebeple çiğ etler ile temas sonrası yeni bir eldiven kullanılarak pişmiş besinlere temas edilmelidir.
Etin işlenmesinde kullanılan bıçak vb aletler yıkanıp, dezenfekte edilemeden, başka yiyeceklerin hazırlanmasında kullanılmamalıdır. Et ile temas eden tüm yüzeyler, araç-gereçler her kullanım sonrasında deterjanlı bol sıcak su ile yıkanmalı ve/veya dezenfekte edilmelidir.
Kurban etinin tüketiminde marul, maydanoz vb. tüketime hazır çiğ besinlerin kurban eti ile temas etmesinin önlenmesi gerekir. Aksi durumda, hastalık etkeni mikroorganizmalar sebebiyle sağlığımız tehlike altında kalabilir.
Besin güvenliğini sağlamaya yönelik 5 temel ilke uygulanmalıdır. Bunlar; Temizlik, pişmiş besinlerle çiğ besinlerin ayırılması, uygun pişirme, besinlerin uygun sıcaklıklarda saklanması, güvenilir ham madde ve su kullanılması olarak ifade edilebilir.
Aziz Milletimizin ve bütün Müslümanların Kurban Bayramını en kalbi duygularımla tebrik eder, selam ve sevgilerimi sunarım.