Gündem
33 masum cana kıydılar! 30 yıldır dinmeyen acı Başbağlar
SHP/CHP’nin iktidar ortağı olduğu koalisyon döneminin en karanlık hadiseleri arasında yer alan Başbağlar katliamı, 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas Madımak Oteli’nde meydana gelen ve 37 kişinin ölümüyle sonuçlanan yangından 3 gün sonra misilleme olarak PKK tarafından gerçekleştirildi.
Sebahattin Ayan İstanbul
Bugün cumhuriyet tarihinin en büyük sivil katliamlarından olan Başbağlar katliamının 30’uncu yıldönümü. SHP/CHP’nin iktidar ortağı olduğu koalisyon döneminin en karanlık hadiseleri arasında yer alan katliam 2 Temmuz 1993 tarihinde, Sivas’ta Madımak Oteli’ndeki yangında 37 kişinin ölümüne misilleme olarak 3 gün sonra PKK’lı teröristler tarafından gerçekleştirildi. Erzincan ili Kemaliye ilçesi Başbağlar köyünde akşam ezanı okunduktan sonra camiye giden 29 kişi eli kanlı teröristlerce köyün meydanına toplanarak kurşuna dizildi. Köydeki 214 ev, cami ve okul, içindeki insanlarla birlikte yakıldı. 1’i kadın 4 kişi yandı, toplam 33 kişi şehit oldu. CHP’lilerin yoğun çabalarıyla “teşhis usûlsüz” denilerek tetikçiler serbest bırakıldı ve bir daha da bulunamadı. 5 Temmuz 1993 tarihinde gerçekleşen vahşetin yıldönümünde Akit’e konuşan mağdur yakınları ve hukukçular, “Adaletin bir gün mutlaka tecelli edeceğine inandıklarını” dile getirdi.
Birileri katliamı görmek istemedi
Vahşetin yıldönümünde konuşan Başbağlar Köyü Derneği Başkanı Mehmet Ali Dikkaya, şunları dile getirdi: “Sivas’ı da hemen akabindeki Başbağlar’ı da aynı mahfiller gerçekleştirdi. Ülkemizi karıştırmak isteyenlerin kanlı bir provokasyonuydu. Bizleri birbirimize düşürmeye çalıştılar. Sivas kadar, Başbağlar’da da aynı insanlık suçu işlendi. Sivas’ı da Başbağlar’ı da yapan aynı güçler olmasına rağmen ısrarla bunu görmezden geliyorlar. Bazı kesimler daha yeni yeni görmeye başladı. Çünkü orada yabancı istihbarat örgütlerinin de rol aldığı Sivas ve Başbağlar katliamlarının maalesef gerçek kaynağına ve gerçek suçlulara hiçbir zaman ulaşılmadı. Perde arkasındaki o maşayı tutan ellere hiç ulaşılmadı. Buna ulaşılmış olsaydı ya da belli bir kesimi suçlamak yerine işin kaynağına inmiş olsalardı bunu göreceklerdi. O gün Alevi - Sünni çatışması çıkarılmak isteniyordu. Allah’ın izniyle o gün biz bu oyuna, o provokasyonlara, tahriklere gelmedik. Biz hiçbir zaman belli bir kesimi de suçlamadık. Suçluların bulunması, arka plandaki karanlık güçlere ulaşılması konusunda ısrarcı olduk. 1993, tarihimizin en karanlık yıllarından biriydi. Türk’le Kürt’ü, Sünni ile Alevi’yi kırdırmak için tezgahlanan hadiseler mutlaka aydınlatılmalıdır. 1993’te civar köylerden aranan 20 sanıktan 16’sı yakalandı. 10 tanesi jandarmadaki ifadelerinde ‘Biz PKK’nın zoruyla geldik, katıldık’ demelerine rağmen Erzincan Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından serbest bırakıldı. Kurgulanmış mahkeme, güvenlik gerekçesiyle 1994’te İzmir’e alındı. 1997’ye kadar devam eden yargılamalarda 28 duruşma oldu. Orada itirafçı sanık da vardı. Maalesef bütün bu eksikliklerle dosya kapatıldı. Geçtiğimiz yıl zaman aşımına bir yıl kala Erzincan Cumhuriyet Savcıları iddianame hazırladılar ve mahkeme kabul etti. 21 sanıklı bir duruşmaydı. Bir tane adli kontrollü sanık vardı. 20 tane de aranan. Bir kısmı yurt dışında, bir kısmı Kuzey Irak’ta, bir kısmı da PKK’lı teröristlerdi. Fakat onlara hiç ulaşılamadı. Hâlâ aranıyorlar. Belki 30. yılında faillere ulaşılır diye ama maalesef yine hâlâ hiç sanığı olmayan, hiçbir ceza almamış 150 kişilik terörist grubun olup toz uçmasını görüyoruz.”
Dâvâ adeta örtbas edildi
Başbağlar katliamına maruz kalanların Avukatı Cüneyt Toraman ise, şunları söyledi: “Bu dava adeta örtbas edildi. Eğer bu soruşturma düzgün şekilde yürütülseydi Sivas’ı da Başbağlar’ı da aynı ellerin yaptığı oraya çıkacaktı. Bu ortaya çıkmasın diye göstermelik yargılamalar yapıldı. Tetikçilerden asıl faillere ulaşmak imkanı olduğu halde o dönemin CHP’li SHP’li Adalet Bakanları tarafından serbest bıraktırıldı. Kamuoyunda yanlış bir algı var. Sanki yargılama yapılmış da, mahkûm edilenler var sanıyorlar. Bu dava ile ilgili kimse yargılanmadı. Hiçbir şey için geç değil. 33 tane cinayetten bahsediyoruz. Adalet Bakanlığı bu olaya el atmalı ve yeniden yargılama yolunu açmalıdır.”