Gündem
Kürşat Mican hakkındaki iddialara cevap verdi!
Yesevi Alperenler Derneği Genel Başkanı Kürşat Mican, hakkındaki iddialara ilişkin ilk defa konuştu, sert ifadeler kullandı.
Küresel LGBT lobisine karşı düzenlediği Büyük Aile Yürüyüşü etkinliğiyle sapkınlığa karşı farkındalık oluşmasına öncülük eden Yesevi Alperenler Derneği Genel Başkanı Kürşat Mican, CHP'li Ekrem İmamoğlu yönetimindeki İBB'nin Feshane'deki skandal sergisini protesto edip, serginin kapatılmasına sebep olduğu gerekçesiyle yine hedefe kondu.
Sapkınlık seviciler, Mican'ın geçmiş yıllarda çekilen bazı silahlı fotoğraflarını öne sürerek, "Kürşat Mican çete lideri" iftirasını ortaya attı.
Mican, İBB'nin sergisine ve hakkındaki iddialara ilişkin açıklamada bulundu.
"İBB’nin geçtiğimiz haziran ayında Feshane’de sanat adı altında açmış olduğu satanizm, paganizm ve sapkınlık propagandası yapan ve özellikle camii önünde dansöz figürlü tablo başta olmak üzere birçok tablo, figür ve yazıyla değerlerimize hakaret, alay ve aşağılama içeren sergi için Yesevi Alperenler Teşkilatı olarak İstanbul Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunduk." diyen Mican, hedefe konulmasını da şöyle değerlendirdi:
'İBB yönetimiyle ve İmamoğlu ile kişisel bir hüsumetim yoktur'
Bunun üzerine başsavcılık İBB’nin açmış olduğu sergi ile alakalı soruşturma başlattı. Ve bu soruşturmanın açılmasına sebep olduğum için İmamoğlu taraftarları ve sol medya grubunun tüm yayın organları üzerime gelerek hakkımda iftira kampanyası, asılsız karalamalarla dolu itibar suikastı girişiminde bulundular ve bulunmaya devam ediyorlar. Tek başına bu tavır bile suçluluklarını ispata kafidir. Şikayeti değil de şikayet edeni hedef tahtasına koyan bu onursuz tavır ‘sanat’ paravanıyla milli, manevi ve mukaddes değerlerimize karşı yaptıkları rezaletin üstünü örtme çabasıdır. Olayı çarpıtma, manipüle etme, basite indirgeme manevrasıdır. Öyle ya şikayet edenin kim olduğundan ziyade şikayete konu olan pespaye serginin irdelenmesi gerekmez miydi? Üstelik benim İBB yönetimiyle ve İmamoğlu’yla kişisel bir husumetim yoktur.
'Bu göğsümüzde taşıdığımız şeref madalyasıdır'
Kürşat Mican, geçmişinde yalnızca LGBT'liler tarafından açılan davada, "halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek" suçundan ceza aldığını, bu cezanın kendisi için bir onur olduğunu ancak ne çete kurmaktan ne silahlı eylem yapmaktan hiçbir cezasının olmadığını, bu iddiaların asılsız birer iftiradan ibaret olduğunu söyledi:
Halkı kin ve nefrete tahrikten ben ceza aldım, doğrudur. Lakin aslında ben halkı kin ve nefrete tahrik etmedim, tam tersine LGBTliler bizi tahrik etti. Hatırlarsanız 2016 yılında “Recep ile Şaban’ın aşkına Ramazan engel olamaz” diye pankart açarak basın açıklaması ile asırlar boyu Alem-i İslam’a payitahtlık yapmış gözbebeğimiz İstanbul’umuz da ‘Onur Yürüyüşü’ yapacaklarını duyurdular. Bunun üzerine biz de tepki gösterdik. Demokratik hakkımızı kullanarak bir karşı duruş sergiledik, yürütmeyeceğimizi ifade ettik ve tavrımızda gayet netti.
Bizim bu tepkimizden sonra güvenlik nedeni ile valilik hamdolsun yürüyüşlerine izin vermedi. Ve bundan ötürü LGBT lobilerince açılan davada 6 ay ceza aldım. İmamoğlu ve taraftarları buna suç diyebilir ama bizce bu göğsümüzde taşıdığımız şeref madalyasıdır. Ve daha sonra başka bir LGBTli grubun şikayeti üzerine tekrar soruşturma açıldı ve şuanda o dosya da halen Yargıtay’da.
'Bizi biz yapan değerleri ölümüne seviyoruz'
"Bunlar Küresel LGBT örgütünün tüm dünyada ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor." sözleriyle LGBT'cilerin güçlü olduğuna dikkat çeken Mican, "Biz tamamen değerlerimizi savunduk. Milli, manevi ve mukaddes değerlerimizi koruma adına böyle bir tepki gösterdik. Ölene kadar da tıpkı ecdadımız gibi değerler örüntümüzü savunmaya devam edeceğiz. Bu bizim ülkümüzdür. Vatanımızı, milletimizi, bayrağımızı, mukaddesatımızı, bizi biz yapan değerlerimizi ölümüne seviyoruz. Kimsenin kişisel hayat tarzına karışma gibi bir davamız yoktur ve olamaz. Lakin bu ülkede aleni ve kolektif bir şekilde değerlerimizin aşağılanmasına, sapkın akımların propagandasının yapılmasına, toplumsal ahlakın dejenerasyonuna, nesillerimizin beyinlerinin yıkanmasına her daim karşıyız ve karşı durmaya devam edeceğiz." şeklinde sapkınlıkla mücadelede kararlılık mesajı verdi.
Sinagog önündeki eylemlerinin de demokratik sınırlarda tamamlandığını vurgulayan Kürşat Mican, "Sinagog önünde yaptığımız açıklama ve eylem Filistinli kardeşlerimiz içindi. Filistinli kardeşlerimiz öldürülmesin diye demokratik bir tepkiydi. Bizden sonra bazı provokatörler taşkınlık yapmış, yine FETÖ'cü güçler tarafından LGBT aktivistlerinin de dahil olduğu bir soruşturma açıldı. Sinagog yöneticilerinden ziyade mahkemeye LGBT’ nin önde gelen tüm aktivistleri katıldı. Birlikte hareket ettikleri ayan beyan ortadadır. Burada da bizim bir suçumuz yoktu. Kaldı ki iki maddeden beraat aldım." diye konuştu.
'Kerkük'e defaatle gittim'
Kendisine "çete lideri" iftirası atanların Kerkük'te çekilmiş fotoğraflarını kullandıklarını ifade eden Mican, "Kerkük’te verdiğim bir silahlı pozu haberin manşetinde kullanmışlar. Kerkük’e defaatle gittim. Kerkük’te bunlar normal şeylerdir. Ve Türkmen kardeşlerimizin her zaman yanında olmaya devam edeceğiz." dedi.
Kendisinin çete kurmaktan sabıkası olduğunu söyleyenlerin yalancı olduğunun altını çizen Kürşat Mican, bu iftirayı atanlarla mahkeme önünde hesaplaşacağını duyurarak, açıklamalarına şöyle devam etti:
'Hüsumetli olduğumuz kişi dolandırıcılıktan sabıkalı'
2005 yılında, yani tam 18 yıl önce alacak verecek yüzünden ticari bir husumet yaşamıştık. Temcid pilavı gibi ısıtılıp ısıtılıp bu haber gündeme getiriliyor. Bununla alakalı çete kurmaktan bahsediliyor, işkence yapmaktan bahsediliyor. Benim ne çete kurmakdan ne de işkence yapmakdan sabıkam yoktur! Kaldı ki, husumetli olduğumuz kişinin dolandırıcılıktan bir çok sabıkası var.
'Polat Alemdar diye hiçbir zaman bir lakabım olmadı'
Çete asla kurmadım. Bunlar tamamen iftiradır. Özellikle o zaman husumetli olduğumuz şahsın, dönemin emniyet yetkilisine bizim başımıza çorap örmesi için 30 bin dolar rüşvet verdiğini sonradan öğrendik. Ayrıca Sinagog olayının üzerine Alperen Ocaklarından ihraç edildiğimi yazmışlar, külliyen yalan, herkes iyi biliyor ki ben ihraç edilmedim, Sinagog olayından yıllar sonra partimdeki görevimden kendim istifa ettim!
Partimizin kongre sürecinde partinin genel başkanlığına aday olduğum için bir ihraç durumu söz konusu oldu. Lakin Mustafa Destici beyefendiye karşı ben bir hakarette bulunmadım. Onun içinde mahkemeyi ben kazandım. Bu da bir iftiradır. Ve şu anda hala BBP’nin resmi üyesiyim.
Şunu da ifade edeyim bu yalan, karalama, iftira dolu haberleri yapan Olkan Özyurt ve Oda TV, T24, Halk TV, Tele1 TV, BirGün gazetesi, Sol haber ve Yeni Çağ gibi bilumum sol tandanslı yayın kuruluşları hakkında avukatlarım çalışma başlattılar. Konuyu mahkemeye taşıyacağız. Tazminat davası açacağız. Ve bunlarla adalet önünde hesaplaşacağız. Böyle ilkesiz, ahlaksız ve yalan haber yapan basın olmaz olsun!