Tarih
İşadamı Fahrettin Kültür
Onlar; yaşadıkları döneme çalışmalarıyla, eserleriyle damga vurarak iz bırakıp gittiler. Bugün, İşadamı Fahrettin Kültür'ü hayırla yâd ediyoruz.
Öğrencilik hayatı sonrasında Biat İnşaat’ı kurarlarken şirket akdinde ölen ortağın payının varislere nasıl ödeneceği maddesini gördüğümde şaşırmıştım. Yani onlar birlikte işe başlarken bunu son nefeslerine kadar taşıyacaklarına söz vermişlerdi. O, Hayati Üstün’ün okul arkadaşı, iş ortağı, bacanağı ve dava kardeşi olmuştu. Hatta Hayati Üstün’ün ölüm yıldönümünde “Ben de onunla beraber gitmeliydim, onu yalnız bırakmamalıydım” dercesine gözyaşı dökerken görmeliydiniz. Evet, o terk etmemişti, iş bozan olmamıştı, çözümsüzlüğün değil çözümün bir parçası olmayı hayatının en büyük düsturu saymıştı. Ta ki son nefesini verene kadar...
O ve ortakları yanında çalıştırdıkları işgörenlerin maaşlarına göz dikmez, parayı, malı alırken veya satarken kazanmaya yoğunlaşırlardı. Çevresinde yeni okulu bitirmiş, yurt dışına kaçmış hatta hapis yapmış kardeşlerini işe alırlardı. Bu iş görenler, mesleği öğrenip kendi başlarına ayakta durmayı başardıklarında ise alışverişle onları desteklerdi. İşlerinin iyi gitmesini onun ve ortaklarının mümince tutumlarına ve yardımlarına borçlu olduklarını çok iyi bilen işverenleri görmek isteyen etrafına biraz dikkatli bakması yeterli olacaktır.
Son günlerinde artık yataktan kalkamaz ve sık sık hastaneye yetiştirilir olmuştu. Onunla helalleşme ziyaretlerimizde ne diyeceğimizi şaşırır gözlerimizi kaçırıp ona bakamazdık. O bu durumu anlar bizimle şakalaşmaya başlar ve halimizi hatırımızı sormaktan geri kalmazdı. Son anlarında onunla birlikte olanların büyük ağrılar çekmesine rağmen hiç sızlanmadığından ve şikâyet etmediğinden bahsettiklerini işittim. Hatta yakınında olanlar hastalığı nedeniyle onlara rahatsızlık verdiğinden dolayı çok mahcup olduğunu hissetmişlerdi.
İkindi namazını müteakip Edirnekapı şehitliğinde kabrinin başına gelmiş akşam ezanı okununcaya kadar oradan ayrılamamıştık. Hâlbuki o güne kadar bütün defin işlemlerini hızlıca yapar ve kaçarcasına kabristandan uzaklaşırdık. Ama o gün öyle olmadı. Kabrin başında iki protez ayağı ile oturan Merhum Süreyya Şeker Ağabey başta olmak üzere onu bırakıp gidemedik. Zira o da kimseyi ardında bırakarak kaçıp gidenlerden olmamıştı. Kabrin cennet bahçesi olduğunu hadislerden bilirdik de bunu dışa yansımasına ilk defa şahittik.