Gündem
‘Bunların satmayacağı vatan yok’ Kandil'in tetikçileri
Basın özgürlüğü bahanesine sığınarak her türlü ihanete imza atan ve provokatif söylemlerle halkı kışkırtmaya çalışan fondaş gazeteciler, adeta eli kanlı terör örgütlerinin sözcüsü gibi hareket ediyorlar.
Dünyada böyle bir özgürlük yok
Millet ve memleket aleyhine her türlü ihanetin yanında saf tutan mütareke medyasının aymaz tavrını Akit’e değerlendiren Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı Adem Alemdar, “Ayşenur Arslan ve benzerleri gazetecilik kimliği ve kisvesi altına gizlenerek terörist seviciliği yapıyorlar. DHKP-C'lilerle, PKK'lılarla ve Türkiye düşmanlarıyla ağızları aynı ağız. Aynı cümleleri kuruyorlar. Türkiye basın özgürlüğü alanında ikincisi olmayan birincidir. Yani o kadar açık ara birincidir ki dünyada Türkiye'deki kadar geniş bir basın özgürlüğü yoktur. Bu insanlar bugüne kadar her türlü hakareti, bölücülüğü, terör seviciliğini yaptılar. Türkiye aleyhine ne varsa her şeyi söylediler. Nihayetinde bardağın da taşacağı bir nokta var. Terör ülkemiz için çok hassas bir mevzu. Hiç kimse ‘Niye adam gibi bir bombayı patlatamadın? Niye insanların canını yakmadın? Böyle teröristlik mi olur’ diye akıl veremez. Bunu yapanlar gazeteci değildir. Olsa olsa terör adına istihdam edilmiş, terör örgütü sempatizanlarıdır. Ben de bir gazeteci olarak, Türkiye’de artık basın özgürlüğün hududunun belirlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu mesleği icra edenlerin hangi cümleleri kurup, kuramayacaklarını bilmeleri lazım” dedi.
Bunların satmayacağı vatan yok
Araştırmacı Yazar Mehmet Fırat ise dinozor gazetecilerin eski alışkanlıkları ve reflekslerinin devam ettiğini söyledi. Fırat “Bir manşetle hükümet deviren, özel brifinglerle darbelere zemin hazırlayan sözde gazeteciler, şimdilerde terör seviciliği yapıyor. Ölen teröristlere çok üzüldüklerinden değil, mevzuyu köpürtüp namusu kadar maaş aldıkları sahiplerine yaltaklık yapıyorlar. Dün Emin Çölaşan vardı, minik kuşları ile haber verirdi. Oktay Ekşi vardı, Müslümanlara parmak sallamasıyla meşhurdu. Bugün Merdan, Barış, Çiğdem, Ayşenur gibi isimler de aynı vazifeyi yürütüyor. Bu sözde gazetecilerin, kendi ikballeri uğruna, hizmet ettikleri odakların çıkarları uğruna yazmayacakları yazı, söylemeyecekleri söz, satmayacakları vatanı ve milleti yoktur. Ayşenur Arslan uzun zamandır kendini tutuklatmak için çok uğraşıyordu. Çünkü işi bitmiş, artık bir işe yaramıyordu. Ankara'da saldırıyı gerçekleştirenler neyse bu da aynısı aslında. Aynı görevi icra ediyorlar. Umarım sonları da aynı olur.”