Gündem
28 Şubat çetesinin militanları yargılansın! Hesap sorulmadıkça cesaretleniyorlar
Dindarları ekonomik, siyasi ve sosyal hayattan el çektirmek için gerçekleştirilen 28 Şubat darbesinin iş dünyası ve medyada yapılanan militanları, yine “laiklik tehlikede” yaygarasıyla toplumu kamplaştırmak, cuntacıları kışkırtmak için harekete geçti. 28 şubat darbecilerinin yargı önünde hesap verdiğini hatırlatan hukukçular, seçilmiş hükümete ayar vermeye kalkan 28 Şubat artıklarının da yargılanması çağrısında bulundular.
Buğra Kardan İstanbul
Dindarlara hem ekonomik hem sosyal hem de siyasi hayattan el çektirmek için yapılan 28 Şubat darbesinin mimarları tahrike doymuyor. 1996-1997 döneminde “Laiklik tehlikede” diye vaveyla kopararak, toplumu kamplaştırıp ülkeyi kutuplaştırarak, cuntacıları kışkırtıp Refahyol hükümetini alaşağı eden sermayedarlar ve fonlu medyanın tetikçileri darbe özlemiyle yeni provokasyonlara imza atıyor.
28 Şubat’ı hatırlattı
Ekonomiye ivme katmak, üretim ile yatırımı arttıracak projeler yerine TÜSİAD’ın haddini aşarak eğitim üzerinden hükümete yüklenip tarikatları ve cemaatleri dışlayan beyanlarda bulunması 28 Şubat sürecinde hakim olan dili hatırlatıyor. CHP’nin yemlediği sanatçı, haberci ve yorumcu taifesinin de laiklik sömürüsüne devam ederek Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e saldırması da post modern darbecilerin söylemlerini anımsatıyor. ‘Laik eğitim’ adı altında dindarlara kin kusan para babalarına ve fonlu kalemşörlere “Sadece darbeci askerler değil 28 Şubat’ın tüm aktörlerine hesap sorulmalıydı. Hesap sorulmadıkça azgınlaşıyorlar” tepkisi yükselirken hukukçular da post modern darbenin sivil ayağına zaman aşımından ötürü dokunulamayacağını ancak ülkeyi 28 Şubat ortamına çekmeye girişilmesi durumunda bunların yargılanabileceğine işaret etti.
BÇG’ye yönelik yargılama yapıldı
Akit’e konuşan Avukat Cüneyt Toraman, 28 Şubat dönemini akıllara getiren açıklamalara yahut uygulamalara imza atanların yargılanmaları gerektiğini vurguladı. Toraman, şunları söyledi: “Yeni Türk Ceza Kanunu’na (TCK) göre zaman aşımı süreleri uzadı ama 28 Şubat dönemi 1990’ların başında start aldı. Darbe hazırlıkları, planları o tarihlere tekabül ediyor. Tabii 28 Şubat konusunda sadece Batı Çalışma Grubu’na (BÇG) yönelik yargılama yapıldı. Adı 28 Şubat davası idi ama salt BÇG’ye yönelik soruşturma ve kovuşturma yürütüldü. Üst düzeyde generallere ağır hapis cezaları verildi. 28 Şubat’ın askeri ayağına yaptırım uygulanırken sivil ayağına ne yazık ki dokunulmadı. Darbelerin sivil aktörleri de var. Bunu 15 Temmuz’da da gördük. 15 Temmuz darbesine kamudan, siyasi, medya, ekonomi tarafından da iştirak edenler olduğunu müşahede ettik. Darbenin ardından küçük bir grup, 28 Şubat’ın kalbinde olan BÇG yöneticileri yargılandı. Bu yüreğe su serpse de 28 Şubat’ın sivil ayağının yargılanamaması rahatsızlığa neden oldu. 28 Şubat apaçık ABD operasyonuydu. Darbede yer alanlar ABD’ye hizmet ettiler. Sol görüşlü isimler, liderler bile Amerikan projesine destek oldular. Şu anki kanunlarda ayrımcılık yapanlar, suç ve suçluyu övenler için hükümler var. 28 Şubat’ı hatırlatan tavırlar ortaya koyanlar hakkında gerekli muameleler yapılıyor. Başörtülüleri fişleyenlere ya da metrobüste rahatsız edenlere ceza kesiliyor. Hülâsa 28 Şubat’ı hortlatmak mümkün değil. Hortlatmaya çalışanlar yargılanmaktan kaçamayacaklarını bilmeli.”
Millet daha güçlü tepkiler vermeli
Avukat Hüsnü Tuna ise şunları kaydetti: “Suçların zaman aşımı süreci var. Dolayısıyla 28 Şubat döneminde 5’li çete olarak anılan sivil ayağın suçu zaman aşımına tabi. Zaman aşımına tabi olmayan suçlar belli. Bunlar insanlığa karşı suçlar, soykırım olarak sıralanabilir. Maalesef 28 Şubat’ın sivil ayağının suçu zaman aşımına uğradı. O zaman ülkeyi kamplara bölen, darbeye götüren para babalarına ya da kalemşörlere dava açılmalıydı. Bunların 28 Şubat’ın öncüleriyle iltisakları da vardı. Ortada soruşturma vardı. Soruşturma yoğunlaşmalı, kovuşturmaya dönüşmeliydi ama olmadı. Post modern darbenin sivil ayağının ülkeyi ancak ve ancak 28 Şubat dönemine döndürmeye çalıştığı takdirde yargılanacağı bilinmeli. Dindarlara ve kapalılara fiili saldırıda bulunanın, onlara baskı uygulayanın mahkemeye çıkarılacağı unutulmamalı. 28 Şubat yancılarına millet daha güçlü tepki vermeli. ABD ve CIA’yla bağlantılı bu yapılanmalar, ülkeye kontrol edemez hâle gelince 28 Şubat diline sarılıp yaygara koparmaya başlıyor. Millet sesini yükseltmeli. Ancak bu şekilde 28 Şubatçılar, Milli Eğitim Bakanını ya da tarikatları ve cemaatleri yerden yere vuramaz.”