AKİT MENÜ

Gündem

106 yıl geçti ama eserleri ve hizmetleri ayakta! Ulu Hakanı rahmet anıyoruz

Osmanlı Devleti'nin en zor döneminde tahta çıkan ve uyguladığı siyasetle imparatorluğu 33 yıl boyunca ayakta tutmayı başaran Sultan 2. Abdülhamid Han'ın vefatının üzerinden 106 yıl geçse de eser ve hizmetleriyle ismi hâlâ yaşıyor.

 SEBAHATTİN AYAN  İSTANBUL 

31 Ağustos 1876'da 34. Osmanlı Padişahı olarak tahta çıkan Abdülhamid Han, 27 Nisan 1909'da tahttan indirilene kadar millete önderlik etti. Devlet-i Ali topraklarında imar faaliyetleri başlatan, mektepler açarak halkın çoğunu eğitim faaliyetine dahil eden Abdülhamid Han, Osmanlı’nın son dönemlerinden Türkiye Cumhuriyeti’ne uzanan büyük bir kalkınma çalışmaları yaptırmıştı.

ANKARA BAŞKENTLİĞİNİ SULTAN ABDÜLHAMİD’E BORÇLUDUR

Tarihçi yazar Mustafa Armağan, Abdülhamid Han ile ilgi şunları söyledi:

"Abdülhamid Han, yakın tarihimizi en önemli kurucu aktörlerin birisidir. Trimetrik bir zekaya sahip. Trimetrik demek düzenleyici nizam verici zekaya sahip bir devlet adamı. Bu kolay değil yani devlet adamlığında sadece mevcut olanı korumak devam ettirmek önemli değil. Önemli olan bir sistem kurmaktır. Sultan Abdülhamid'in kurduğu sistem hala devam ediyor. Yani çarkları yerine oturtan eğitimde olsun, sanayileşmede olsun modernleşmede olsun çarkları yerine oturtan aktör Sultan Abdülhamit'tir. Bugün eğitim sistemimiz ilkokul, ortaokul, lise, üniversite şeklinde teşekkül ettiyse bu kuran da yine sultandır. Ondan önce öyle bir sistem yoktu. Dolayısıyla bugün biz hala onun kurduğu sistem içerisinde hareket ediyoruz. Büyük bir paradigma kurucusudur. Dolayısıyla onun hayali hala Türkiye'nin üzerinde gezinmeye devam ediyor. Ve uzun bir zaman onun uzun gölgesi birilerini rahatsız ettiği için inkâr yoluna sapıldı, red yoluna sapıldı. Ve Kızıl Sultan, istibdatçı, işte ülkeyi batıran adam cahil bırakan padişah diye damgalandı ama bunların hiçbirisi milletimizin dünyasına tesir etmedi. Milletimiz içten içe onun kurduğu büyük sistemin nimetlerini gördüğü, bildiği için ve onun aynı zamanda bu sisteminde inançla kalkınmayı beraber götürme arzusunun destekçisi olduğu için millet buna inanmadı. Ve hakikatler günün birinde Necip Fazıl gibi aydınlar tarafından dile getirildiğinde aslında millet yanılmamıştı aydınlar yanılmıştı. Satılmış aydınlar yıllar yılı milleti aldatmaya çalışmışlardı ama milletin hakiki aydınları çıkıp da hakikati söylemeye başlayınca Sultan Abdülhamid tekrar ufkumuza gözükmeye ve bize kendisini hakiki yönleriyle göstermeye başladı. Böyle bir dönemde Sultan Abdülhamid'in vefatının 106.’ıncı yıl dönümünde onu rahmetle anıyoruz. Ve Etfal hastanesinden Darülaceze'ye kadar Anadolu'daki saat kulelerine kadar açtırdığı Erzurum'dan Urfa'ya, Bursa'ya, Çankırı'ya kadar açtırdığı hastanelere varıncaya kadar camileri, türbeleri, köprüleri Zeytinburnu'ndaki çelik fabrikası Ankara'daki ziraat mektebi ki biliyorsunuz Millî Mücadele'nin merkezi olmuştur. Orayı yaptıran bile Sultan Abdülhamit'tir. Ben şunu iddia ediyorum. Ankara eğer Bugün başkentse Ankara başkenti Yeni Sultan Abdülhamit'e borçludur. Niçin? Çünkü Ankara’yı demir yolunun merkezine oturtmuştur. İstanbul'u, Ankara'ya, Ankara'yı. Konya'ya, Adana'ya bağlamıştır ve böylece Millî Mücadele'de Ankara gidilebilen ve yolların kesişme noktasında bulunan bir karargâh haline gelmiştir. Eğer Sultan Abdülhamit demir yolunu Ankara'ya götürmeseydi bu demir yollarını Anadolu'nun hem Batı Anadolu'yu hem Güney Anadolu'ya bağlamasaydı Ankara bugün başkent değildi. Yani demek istediğim hani paradigma kurucu ve bugünü belirleyici dediğim hususlara çarpıcı bir örnek olarak Ankara'yı zikrediyorum. Ankara başkentliğini Sultan Abdülhamit’e borçludur."

MAARİFPERVER BİR PADİŞAHTI

Zorlu süreçlerde devleti korumak için elinden gelen her şeyi yaptığını belirten Tarihçi yazar Ramazan Akbaş, “Sultan II. Abdülhamid Han Osmanlı son döneminin en çok konuşulan ve bugün bile hâlâ tartışılan hükümdarı. 1876 tarihinde 34 yaşında iken Osmanlı’nın 34. Hükümdarı oldu. Tahta geçtiğinde devlet birçok sorunla uğraşıyordu. Hükümdar olsa da ilk beş yıl devletin idaresini tam olarak eline alamadı. Devleti korumak için elinden gelen her şeyi yaptı. Maarifperver bir padişah olan Abdülhamid Han devrinde bugün bile farklı isimlerle devam eden eğitim müesseseleri kuruldu. Eğitim merkezden taşraya yayılmaya başladı. Her köyde her mahallede sıbyan mektebi, Anadolu ve Balkanlardaki yerleşim yerlerinde rüştiyeler, idadiler, sultaniler ve çeşitli meslek okulları açıldı. Yüksek öğretim olarak da İstanbul Üniversitesi’nin temeli olan Darülfünun kuruldu. Hamidiye Etfal Hastanesi gibi birçok sağlık kuruluşu yapıldı. Darülaceze kuruldu. İstanbul’a Hamidiye suları getirildi. Bu dönemde İmparatorluk genelinde yollar, hastaneler, köprüler, okullar çeşitli sosyal tesisler inşa edildi. İstanbul’dan Medine’ye kadar uzanan Hicaz Demiryolları inşa edildi. Siyonist Yahudilere tek bir karış toprak satmayarak Yahudilerin Filistin’e yerleşmesine engel olmaya çalıştı. Batılı devletler Abdülhamid Han idaresinden istediklerini alamayınca onu Kızıl Sultan, İstibdatçı gibi birçok ifade ve iftirayla itham etti. Onu evhamlı sanıyorlardı oysaki o gafil değildi. Abdülhamid Han yapmış olduğu birçok kritik ve zeki hamleleri ile devletin 33 sene daha ayakta kalmasını sağladı. Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in ifadesiyle; “Abdülhamid’i anlamak her şeyi anlamak olacaktır.” Vefatının 106. Yılında Sultan II. Abdülhamid Han’ı rahmetle anıyorum. Ruhu şad olsun.” ifadelerini kullandı.

Yorumlara Git

MV Hondius’ta tahliye sürüyor! Fransa’ya dönen yolculardan birinde semptom görüldü

Belediyeye ve Tanju Özcan'a tazminat davası açıyor! Maviş belediyedeki işinden ayrıldı

Muhittin Böcek’ten etkin pişmanlık başvurusu!

Savunma Bakanı görevinden ayrıldı! Letonya’da İHA krizi istifa getirdi

Melih Gökçek'ten Veli Ağbaba'ya sert rüşvet yaylım ateşi! Foyası 5 dakikada ortaya çıktı, şimdi ne diyecek?