Gündem
Asırlık zulmün adı ‘3 Mart’
Sultan 2. Abdülhamid’in torunu Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu, 3 Mart’ın ‘laiklik günü’ olmasını teklif eden CHP’ye tepki göstererek, “1300 yıllık İslam Hilafet makamı ortadan kaldırılmıştır. Gazi Meclisimizden arzumuz, bu teklifi görüşmeye dahi gerek görmeden ait olduğu yere geri göndermeleridir” diye konuştu.
ZEKERİYA SAY İSTANBUL
Osmanlı Devleti'nin son padişahlarından Sultan 2. Abdülhamid'in torunu Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu, Müslümanlığın en üst makamı olan Hilafet kaldırılmasının ve çocuk-kadın demeden hanedan mensuplarının tamamının sürgün edilmesinin 100’ncü yılında akit’e konuştu. İslam âleminin birliği ve beraberliğini temsil eden böylesine büyük bir makamdan vazgeçilmesi ve ceddi Osmanoğulları’nın ana yurtlarından sürgün edilmesini gazetemize değerlendiren Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu, çekilen acıları dile getirdi. Osmanoğlu ayrıca 3 Mart Devrim Yasaları’nın kabul edildiği o kara günün ‘Laiklik Günü’ olarak ilan edilmesini isteyen CHP yöneticilerine de tepki gösterdi.
BİR KARARLA SÜRÜLDÜLER
3 Mart’ın, Hanedan mensupları için bir zulüm ve sürgün günü olduğuna dikkat çeken Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu, “Malumunuz bugün 3 Mart. Bundan 100 yıl önce alınan bir karar neticesinde, Türk milletine 623 yıl serdarlık yapmış olan ceddim Osmanoğulları ana yurtlarından sürgün edildi. 36'sı erkek, 48'i kadın ve 60'ı çocuk, 144 kişiydiler..Osmanlı hanedanının tamamı, bu 144 kişiydi. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 3 Mart 1924'te kabul ettiği 431 sayılı kanun uyarınca Türkiye dışına çıkartıldılar. Şehzadelere 24 ile 72 saat, kadınlara bir haftayla on gün arasında süreler tanınmıştı. i Türk vatandaşlıkları ellerinden alındı, adlarına "sadece çıkışa mahsus" olan bir yıllık pasaport düzenlendi, Türkiye'ye girmeleri, Türkiye'den transit geçmeleri ve Türk topraklarında taşınmaz mal edinmeleri yasaklandı, mal varlıklarının da tasfiye edilmesi kararlaştırıldı. Sürgün, hanedanın kadın mensupları için 28, erkekleri için 50 yıl sürdü. Kadınlara 16 Haziran 1952 'de çıkartılan bir kanunla hakları iade edildi, erkekler ise bu haklara ancak 1974'teki genel af yasasıyla kavuşabildiler.” dedi.
SÜRGÜN YILLARI ZOR GEÇTİ
Sürgünün Osmanoğlu ailesi için çok zor geçtiğini söyleyen Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu, “Ellerine tahsisat ulaşmayanlar veya yetmeyenler, çalışmak mecburiyetinde kaldılar. Sermayeleri bulunmadığı için iş kuramayan hanedan fertlerinin resmî vazife almalarına da diplomatik münasebetlerin bozulabileceği tehdidi ile Ankara mâni oldu. Çoğu haymatlos (vatansız) olduğu için, birkaç lisan bildikleri halde, tahsilleri olsa bile, her mesleği icra etmeleri kanunen mümkün değildi. Memuriyete girmelerini, zenginlerle evlenmelerini Ankara engellemeye çalışıyordu. II. Cihan Harbi de çoğu memlekette hanedan fertlerini şüpheli şahıs hâline getirmişti. İsmin ve askerlik diplomasının işe yaramadığı gurbette, para getirecek tek şey, bir enstrüman çalmaktı. Nice şehzâdeler, kafelerde çalgıcılık yaparak ekmek parası temin etmeye çalıştılar. Kantarcılık, hamallık, taksi şoförlüğü, mezarlık bekçiliği, müzede biletçilik, seyyar satıcılık, bulaşıkçılık yaparak maişetini çıkarmaya çalışan hanedan efradı çoktu.” ifadelerini kullandı.
ALLAH SABREDENLERLE BERABER
Hanedan üyelerinin halktan yardım alacak hale geldiğini hatırlatan Osmanoğlu, “Elinde avcundakini satıp tüketen Ayşe Sultan, “Allah, sabredenlerle beraberdir” meâlindeki “İnnallahe maassâbirîn” âyet-i kerimesini eliyle beze işler, oğlu bunları geceleri sokaklarda ve metroda satardı. Yaşlılar bunu da yapamadılar. Gece pazarlardaki çürük meyve ve sebzeleri toplayan hanedan ferdleri vardı. Bunu herkesten saklarlar; kimsenin kendilerine acımasını istemezlerdi. Müşkül vaziyetteki hanedana, zaman zaman halktan yardım edenler olmuştur.
Şehzâde Ahmed Nuri Efendi’ye, vaktiyle iyilikte bulunduğu bir Rum genci bir miktar yardım etmiştir. Zekiye Sultan’ın Pau’da kaldığı küçük otel odasından, otelin sahibi olan Ermeni ücret almamıştır. Kahire’de hastalanan Behiye Sultan’ın ilaç ve bakımını Ermeni bir kadın üstlenmiştir. Sami Bey’e, vaktiyle İstanbul’da yardım ettiği bir Rus prensi el uzatmıştır” açıklamasında bulundu.
ŞEHZADELER PARKLARDA ÖLDÜ
Yaşanan sıkıntılar sebebiyle acı olayların ve sefalet içinde ölümlerin meydana geldiğini aktaran Kayıhan Osmanoğlu, şöyle devam etti: “Şehzâde Ahmed Nuri Efendi, bir parkta açlıktan ölmüş olarak bulundu. Şehzâde Abdürrahim Efendi, sefalete dayanamayarak intihar etti. Mediha Sultan’ın belediye yardımı ile geçinen torunu Hadice Sâmi de bu sıkıntılar sebebiyle pencereden atlamak suretiyle hayatına son verdi. Çok büyük bir sefalete düşen Ârife Kadriye Sultan, acılarına dayanabilmek için morfine alıştı ve kısa bir müddet sonra vefat etti. İki kızı yetimhaneye düştü. Nice’te, elindeki avucundaki biten Fehime Sultan, vereme yakalandı. Sadık bir zenci cariyesi, geceleri sokaklarda dilenerek topladığı üç-beş frankla efendisine bir çorba kaynatabilmişse de, Sultan hayata veda ederek dünya acılarından kurtulmuştur. Son senelerde hastalığına ilaç parası bulamayan yaşlılarımız oldu. Maddî kıymeti olabilecek her şeyi elden çıkardıktan sonra, kış ortasında yiyecek tedârik edebilmek için sırtındaki paltosunu satıp bu yüzden zâtürre olup hayata gözlerini yumanlarımız da çoktu.
Viran bir köşede sefaletini kendi akrabalarına dahi göstermeyi zül sayan sessiz sedâsız, şikâyetsiz ölüp de cenâzeleri mahallî belediyelerin fukaraya ayırdığı tahsisatla kaldırılıp, umumî mezarlara isimsiz ve hüviyetleri belli olmadan gömülenlerimiz oldu. Bunları şikâyet olsun diye söylemiyorum. Memleketin, vatanın selâmeti için verilmiş nice kurbanlar arasında Osmanoğulları’nın da küçük bir hissesi olduğunu belirtmek istiyorum. Bizler dînü devlet vatan millet için kendi kanından canından vazgeçenlerin torunlarıyız. Dün böyle idik, Bugün de böyleyiz, Yarın da böyle olacağız. Allah devletimize milletimize ve dinimize zeval vermesin devletimiz ve milletimiz payidar olsun.”
Osmanoğlu ayrıca, ceddinin yaşadığı ve dünyada bir benzeri olmayan bu sürgün zulmünü beyaz perdeye aktarmak için kolları sıvadıklarını ve “Hanedan Sürgünü” ismiyle bir sinema filmi çekeceklerini de sözlerine ekledi.
LAİKLİK DEĞİL ZULÜM GÜNÜ
3 Mart’ın ‘laiklik günü’ olmasını teklif eden CHP Gaziantep Milletvekili Avukat Hasan Öztürkmen'e de tepki gösteren Osmanoğlu sözlerini şöyle tamamladı: “Bilmeyenler için hatırlatmak isterim. 3 Mart 1924 yılında 623 yıl Türk Milletine serdarlık yapmış olan ceddim Hanedan-ı Âli Osman, kadın erkek, genç ihtiyar, çoluk çocuk demeden ana yurtlarından sürgün edilmiş, 400 yılı Osmanoğlu ailesinde olmak üzere 1300 yıllık İslam Hilafet makamı ortadan kaldırılmıştır. Gazi Meclisimizden arzumuz, bu teklifi görüşmeye dahi gerek görmeden ait olduğu yere emperyalistlerin ülkemizdeki ileri karakolu olan CHP genel merkezine geri göndermeleridir.”