AKİT MENÜ

Hikmetli Sözler

Müslümanın anayasası Kur'an'dır!

Bakara suresinin 185. ayet mealinde “Şehr ü Ramazan ki indirildi Kur’an’’. Bu ayı kıymetli yapan, onda Kur’an’ın indirilmesidir. Kur’an; adeta bir insanı  sıfırdan başlayarak eğitir, içindeki bütün kavramları açar, öğretir.

Güncelleme Tarihi:

Selamun Aleykum,

Ramazan ayını idrak etmeye başlıyoruz. Geceden sehere, sahura doğru, fecre doğru imsaka yaklaşıyoruz. Uyanıklık ve Kur’an’ın imsakı gerçekleşiyor yavaş yavaş. Sizi uyanmaya ve uyandırmaya, manen bilinçsiz, ilgisiz, alakasız, adeta uyku hali gibi bulunduğumuz halden, sizleri  “gıyama, dikilişe, dirilişe ve direnişe” davet ediyoruz.

Bismillahirrahmanirrahim

 “Subhane rabbike rabbil izzeti amma yesifun veselamun alel murselin vel hamdülil lahi rabbil alemin’’.

Hamd; alemlerin Rabbi olan Allah’a (c.c), salat, selam O’nun Resulüne, Resullerine, ve akibet; işte bu seher uyanma vakitlerinde uyanıp, ayık kalıp, dik duran insanlara. Netice, başarı ve fevz onlaradır. Onlar başaracaktır, onlar bunu hakedecektir. Bu işe ulaşabilmek açısından da, Rabbimizden, gönlümüzü genişletmesini, dilimizi çözmesini ve işlerimizi kolaylaştırmasını diliyoruz İnşaALLAH.

Ey iman edenler, yazıldı size siyam, yazıldı size oruç, yazıldı size kıyam, sizden öncekilere yazıldığı gibi size de oruç yazıldı, umulur ki sakınırsınız." Bakara 183-184 ayeti kerimede buyurulmuştur. Kur’an’ın “yasa” olduğunu anlıyoruz bu ayetlerden. Adeta insanın yasasıdır. İnsan nelere göre yaşayacak, nelere tabi olacak, nelere itaat edecek, nelerin peşinden gidecek. Nelere uymayacak, nelerin peşinden gitmeyecek, neler onun için yasaklı, onun için tehlikeli, zararlı ve insan  bünyesinin sıhhatli bir şekilde sürdürmesi için hangi talimatlar gerekiyor, nelere dikkat ederek yaşaması gerekiyor. Bütün bunların yasası Kur’an’da yazılıdır. Al-i İmran süresinde ‘’Ümmül Kitap’’ yani ‘’Ana Kitap’’  tanımlayıp ‘’Anayasa’’ olarak bir tanımlama getiriliyor. Kur’an; insan yaratığının, insan biyolojisinin, psikolojisinin, sosyolojisinin, toplum hayatının ve insanın şahsi hayatının, küçük-büyük topluluk ve tüm dünya insanlığının yasalarını ortaya koyuyor.

Siyamla alakalı ayette “sizden öncekilere yazıldığı gibi’’ denilmektedir, burdan anlaşılacağı gibi biz “türedi bir toplum değiliz’’ yani öncesi ve sonrası olan ve birbirini takip eden bir topluluğuz. Kopuk bir anlayış var. Hiristiyan ve Yahudiler sanki önceden İslam değillerdi.

Hz. Musa (a.s.) İslam dinini getirdi, Hz. İsa (a.s.) İslam dinini getirdi, Hz. İbrahim, Hz. Nuh, Hz. Adem (a.s.) hepsi de İslam dinini getirmiştir. Öncesinde bu toplumlar İslam idi ama daha sonradan isimlerini değiştirdiler, dinlerini değiştirdiler, hayatlarını da değiştirdiler. Bir kısmı Hiristiyanlığa bir kısmı da Yahudiliğe dönüştürüldüler. Dini değiştirdikleri gibi, bir ırkı, o dini alet eder hale getirdiler. Bir Siyonist algıya Allah’ın dinini değiştirerek kullandılar Allah (c.c.) muhafaza buyursun. Bunlardan örnek almamız lazım, ilerleyen zamanlarda daha derinlemesine işleyeceğiz İnşaALLAH.

Leallekum tettekun’’ Bu ‘’siyam’’ ayeti bize yazıldı, bu ibadet bize yazıldı ki biz bununla sakınacağız ‘’Umulur ki sakınırsınız, umulur ki korunursunuz’’. İnsanların psikolojik, sosyolojik, biyolojik hayatının korunabilmesi için de bu ayetlere dikkat edilmesi lazımdır. Siyam ayetinde “En güzel yaradılışla yarattığı ve yeryüzüne bıraktığı insanı, ideal şartlarda yaşayabilmesi, hayatının sonuna kadar fert ve toplum olarak en üst düzeyde devam ettirebilmesi için bazı prensiplerin, ilkelerin, usullerin devam ettirilmesi gerekir. İşte onlardan biri de “siyam” ayetidir. “Umulur ki sakınırsınız, korunursunuz’’ Kur’an’da takvalı olursunuz, Rab’den sakınırsınız, saygılı olursunuz, O’nun ayetleri okunduğu zaman içiniz titrer, kalbiniz yumuşar, gönlünüz yumuşar, zihniniz ona döner, ona teslim olur, iradenizi, tercihinizi Rabbinizin irade ve tercihine teslim edersiniz, o şekilde O’na sığınarak korunursunuz.

Bu arada; “Takva” kelimesine dikkat etmemiz gerekiyor. Takvayı çok yönlü düşünmek zorundayız. Sadece şekli meseleler üzerinde değil, derinlemesine. Özellikle önce takvalı olmak demek “kirli, kirletilmiş zihinlerden, zihniyetlerinden uzaklaşmak, beynin temizlenmesi, teharet ettirilmesi, zihnin yıkanması ve Allah’tan başkasına terkedilmemesi, o körpe dimağların Allah’tan başkalarına pas pas edilmemeleri ve Allah’a teslim edilmesi’’ demektir. Çünkü  o temiz zihinlerin temizlenmesi ve korunması ancak Allah tarafından korumanın devam ettirilmesiyle mümkündür. O’nun ayetleriyle, O’nun bize gösterdiği yolla mümkündür. Ancak takva o şekilde sağlanabilir ve Allah’ın bize gösterdiği tehlikelerden Allah’a sığınarak, takvalı olarak bunu elde edebiliriz. Tam manasıyla ‘’koruyucu dindarlık’’.

Kaynak: Mehmet Arslan / YENİ AKİT GAZETESİ

Yorumlara Git

Turuncu alarm verildi! Avrupa ülkesinde 7 kişi sıcaktan öldü

Hürmüz'de haydutluk tırmanıyor! Katil ABD tam 108 ticari geminin yolunu kesti!

“Nükleer Enerji sadece güç değil, ekonomik egemenliktir”

Pezeşkiyan'dan Katar'a kaza masası çağrısı! "Onurlu bir anlaşmaya hazırız" diyerek topu Batı'ya attılar!

Bülent Arınç yine sahnede! CHP’deki bozguna siper oldu, hakimlere talimat vermeye kalkıştı!