Tarih
7 Mart 1905: Aziz Dede'nin vefatın (Neyzenbaşı)
Onlar; yaşadıkları döneme maddi manevi anlamda damga vurarak iz bırakıp gittiler. Bugün, Neyzenbaşı Aziz Dede'yi hayırla yâd ediyoruz.
Saz eserleri bestekârlarından, aynı zamanda 19. yüzyılın son yarısında yetişmiş ve büyük ün kazanmış neyzenlerden biri olan Aziz Dede, 1251/1835 veya 1255/1840 yılında Üsküdar’da, Doğancılar Parkı’ndan Ahmediye’ye inen yolun sağında bulunan bir evde dünyaya gelmiştir.
Aziz Dede, S. Nüzhet Ergun ve Yılmaz Öztuna’nın kaydettiğine göre genç yaşında Mısır’a gitmiş, Kâhire Mevlevîhânesi’ne devam etmek sûretiyle “Sivaslı” takma adıyla bilinen Neyzenbaşı Nakşî Dede’den ney ve mûsiki dersleri almıştır. Daha sonra babasının tâyini sebebiyle Gelibolu’ya gitmiş, orada önce rüşdiye tahsilini tamamlamış,867 ardından şeyh vekili Ali Dede’nin meşîhati esnasında Gelibolu Mevlevîhânesi’nde çileye soyunmuş ve Hüsâmeddin Dede’nin şeyhliği zamanında, 1288/1872’de ise çilesini tamamlamıştır.
Sahip olduğu ilim ve faziletin yanı sıra güzel ahlâkıyla da Gelibolu halkı tarafından çok sevilen Hüsâmeddin Dede, dergâhın hayli fazla olan gelirlerini aynı zamanda dervişlerinin bakımı ve eğitimleri için kullanır; bu çerçevede dergâhta çileye girenlerin başta Türkçe olmak üzere Arapça ve Farsça öğrenmelerini, dinî ilimler tahsil etmelerini, hâfızlığa çalışmalarını teşvik eder; hatta; hattatlık, neyzenlik ve iyi derecede mûsiki öğrenmeleri için özel hocalar tutar, hizmet ve ders zamanları için programlar düzenleyerek, kazancı dedenin gözetiminde çalışmalarını sağlarmış.
Dolayısıyla üç yıl süren çile döneminde böylesi bir terbiye ve eğitim ortamında bulunan Aziz Dede, Gelibolu’da iken sadece iyi bir tarîkat bilgisi ve terbiyesi almamış, bunun yanında mûsiki sahasında da kendisini hayli yetiştirmiş, mükemmel bir neyzen olmuş, şöhreti İstanbul mevlevîhânelerinde de duyulmaya başlamıştır.
Bir süre sonra Galata Mevlevîhânesi neyzenbaşısının vefatı üzerine, anılan dergâhın şeyhi Mehmed Atâullah Dede’nin, dergâhta bu görevi yapacak ehil bir kimse bulunmadığından Aziz Dede’nin Galata Mevlevîhânesi neyzenbaşılığı görevini yerine getirmek üzere gönderilmesini Gelibolu Mevlevîhânesi Şeyhi Hüsâmeddin Dede’den ricâ etmesi ve bu ricânın kabulü üzerine Aziz Dede, İstanbul’a gönderilmiş ve Galata Mevlevîhânesi’nin neyzenbaşılığına tâyin edilmiştir.
İstanbul’a geldikten sonra, dönemin ünlü ve usta neyzenlerinden Üsküdarlı Sâlim Bey’den de hayli istifade ederek ney ve mûsikideki bilgisini ilerleten, Galata’nın yanı sıra Üsküdar ve Bahâriye mevlevîhânelerinin neyzenbaşılığı da kendisine verilen ve şöhreti her yana yayılan Aziz Dede, Mısırlı Halim Paşa’nın da dikkatini çekmiş ve yalısına dâvet edilmek sûretiyle bizzat dinlenmiştir.
Aziz Dede, gerek vefatı üzerine çıkan bir gazete haberinden öğrenildiğine, gerekse Yılmaz Öztuna’nın bildirdiğine göre uzun süre Kasımpaşa ve Yenikapı mevlevîhânelerinin neyzenbaşılığında da bulunmuştur.
Hayatının son yıllarında zamanının çoğunu Üsküdar’ın Ahmediye semtinde açtığı attar dükkânında geçiren ve çevresine topladığı mûsiki meraklılarına mûsiki ve ney öğreten Aziz Dede, aralarında S. Nüzhet Ergun’un da bulunduğu bazı kaynaklara göre yetmiş yaşlarında, Vasfî Efendi’nin hâtırâtında belirttiğine göre ise altmış yaşında iken, İbnülemin’in kaydettiğine göre ise 30 Zilhicce 1322 (7 Mart 1905) tarihinde sabah namazını müteâkip Üsküdar’ın Kefçedede/Kepçedede Mahallesi’nde bulunan evinde vefat etmiş ve Üsküdar Yeni Câmi’de kılınan cenâze namazının ardından Üsküdar Mevlevîhânesi’nin hazîresine defn edilmiştir.