Gündem
Dikilmenin sebebi koltuk saltanatı
Rektör atamasını bahane ederek Boğaziçi Üniversitesi’ndeki eylemleri kışkırtan ve Türkiye’de ikinci bir Gezi vandallığı hayali kuran sözde akademisyenlerin asıl derdinin koltuk saltanatı olduğu ortaya çıktı.
HABER MERKEZİ
Rektör atamasını bahane ederek Boğaziçi Üniversitesi’ndeki eylemleri kışkırtan ve Türkiye’de ikinci bir Gezi vandallığı hayali kuran sözde akademisyenlerin maskesi bir bir düşüyor. CV’sinde sıfır yayın varken hangi kritere göre hoca olarak alındığı belli olmayan ve Boğaziçi Üniversitesi’ndeki rektörlük seçimlerini “yasal olmasa da kitabına uydurarak” istedikleri adamı seçtirdiklerini aleni bir şekilde itiraf eden Cem Say’ın skandalları gündemdeki yerini korurken şimdi de “paraşüt kadro” rezaleti patlak verdi. Uzun yıllar Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı olarak görev yapan ve halen öğretim üyesi kadrosunda yer alan Prof. Dr. Emine Erktin’in uluslararası seviyede sadece 2 dergi ve 3 konferans yayını olmasına rağmen bölüm başkanı yapıldığı ve tez danışmanlığını yaptığı isimlerin paraşütle koltuğa oturduğu ortaya çıktı.
Sıfır yayınla hoca olmuş
Benzer iddialarla başkasını hedef alan Emine Erktin’in maskesini düşüren ve ABD Florida Üniversitesi’nde görev yapan Prof. Dr. Tamer Kahveci, Boğaziçi’nde yaşanan kadrolaşma rezaletini ‘X’ hesabındaki paylaşımında ifşa etti. Erktin’i etiketleyen Prof. Dr. Kahveci, yaklaşık 3 yıldır Boğaziçi’nde dikilen akademisyenlerin neden rektör atamasına itiraz ettiğini, geçmişte üniversitede kadrolaşma saltanatı için kurulan ‘çete’ benzeri yapıyı ve bol kepçeden dağıtılan unvanları şu sözlerle ifşa etti: “Hazır paraşüt demişken: Boğaziçi Üniversitesi’ne siz bölüm başkanıyken 2009’da Engin Ader, ‘hoca’ olarak alındı. YÖK sayfasındaki tez künyesine göre Engin’in tez danışmanı sizsiniz. Google scholar ve kendi CV’sine göre Engin’in 2009’da ‘sıfır’ hakemli yayını var. Şimdi merak ettiğim konuları sorayım: Engin’i yayını olmamasına rağmen hangi kritere göre hoca olarak aldınız? Sıfır yayın yapmak, Boğaziçi Üniversitesinin eski kadrolarına göre başarı göstergesi midir?
Bir veya üzeri yayın yapan ama sizin öğrenciniz olmayanlar kabahatli midir? Paraşüt ne demektir ve Boğaziçi’ne bölüm başkanıyken aldığınız Engin Ader, sizin paraşüt tanımında nereye konumlanıyor? Dışarıdan dekan ifadesi ne demektir ve buna engel bir yönetmelik maddesi varsa bu hangi maddedir?”
Liyakatsiz bölüm başkanlığı
Prof. Dr. Tamer Kahveci sosyal medya platformu ‘X’te yaptığı paylaşımda Prof. Dr. Emine Erktin’e yönelik eleştirilerine şöyle devam etti: “Prof. Emine hanım. Engin’i geçip size gelelim: Google Scholar’a göre, 2005’de bölüm başkanı olduğunuzda uluslararası sadece 2 dergi ve 3 konferans yayınınız görünüyor. Sizce bu performans, bölüm başkanlığı için kafi mi?”
Laikçi azınlığın “kale” olarak gördüğü ve masum Anadolu gençlerini devşirdiği Boğaziçi Üniversitesi’ndeki geçmiş dönem kadrolaşma rezaletini Akit’e değerlendiren Batı Asya Araştırmaları Enstitüsü (BAAE) Başkanı Prof. Dr. Mahmut Yardımcıoğlu şunları söyledi: “Fatih’in İstanbul’u fethe ilk defa başladığı yer olan tepelerde kurulmuş olan Boğaziçi Üniversitesi, geçmişte milli ve manevi değerlerimize aykırı tiplerin buluştuğu ve aralarına karışan Anadolu çocuklarının orada devşirildiği bir yapıdır.
Akademisyen devşirme merkezi
Boğaziçi’ni kuran Dr. Cyrus Hamlin’dir. Hamlin burayı kurarken, ‘Fatih bize bu tepeden saldırarak İstanbul’u almıştı. Konstantin’i İstanbul yapmıştı. Biz de bu tepeden saldırarak Anadolu’nun mukaddesatçı çocuklarını devşireceğiz ve kendi milli manevi değerlerine düşman bir nesil yetiştireceğiz’ demişti. Dolayısıyla bu yapıların içerisindeki akademisyenlerin CV’lerine, özgeçmişlerine, yayınlarına, kitaplarına baktığımızda, ‘sen, ben, bizim oğlanın’ bir araya gelerek oluşturulan jürilerden unvan aldıklarını görürüz. Bunlar tırnak içinde ‘sözde akademisyenlerin’ ürettiği çocuklar, yetiştirdiği öğrencilerdir. Sadece Boğaziçi için de söylemiyorum. Türkiye’nin dört tarafında aynı fırıldağa rastlamak mümkün. Boğaziçi gibi yapılarda şimdi ufak ufak ortaya çıkıyor. Bu durum liyakatsiz bir şekilde insanlara rektörlük verildiğini iddia edip arka planda liyakatsizliğin daniskasını yapmaktır. Yarın unvan aldıklarına kendisine sorun çıkartmasın diye kendileri gibi çapsız adamların akademik olarak yükselmesini özellikle istemektedirler. Kimse kendilerini eleştirmesin diye bu yapının bu şekilde devam etmesini istemektedirler. Hocalar öğrencilerini her zaman kollarlar. Fakat bu kollama, liyakatsiz adamların kollanması olduğu zaman esasında ülkenin bekası için en büyük tehlikedir.”