AKİT MENÜ

Gündem

Tebliğ ve İrşad ederken kırgınlık oluşturmayalım! Davetin özü sevdirmektir

İnsanların manevi buhrana sürüklendiği ve Deizm-Ateizm çukurunda debelendiği süreçte tebliğ ve irşad faaliyetleri ayrı bir önem arz ediyor. Konuyla ilgili akit’e konuşan ilahiyatçılar; rahmet dini İslam’ın dinin güzelliklerini insanlara anlatmayı amaçlayan ve onları hidayet yoluna yönlendiren tebliğin sevdirerek yapılması gerektiğini belirttiler.

Sebahattin Ayan  İstanbul

Son dönemde insanların manevi buhrana sürüklendiği ve deizm-ateizm çukurunda debelendiği süreçte tebliğ ve irşad faaliyetleri ayrı bir önem arz ediyor. Rahmet dini İslam’ın dinin güzelliklerini insanlara anlatmayı amaçlayan ve onları hidayet yoluna yönlendiren tebliğin sevdirerek yapılması ve İslam’dan nefret ettirilmemesi gerekiyor. Davetçilerin başta halkın yoğun olarak kullandığı kamusal alanlarda, sosyal medyada ve aralarında meyhane, bar gibi içkili yerlerin olduğu muhtelif mekanlarda yapılan tebliğ faaliyetlerinde paylaşılan görüntülerde hoş olmayan durumlarla karşılaşılırken dikkat etmesi gereken bazı noktalar olduğu vurgulanıyor. Konuyla ilgili akit’e konuşan ilahiyatçılar, Müslümanlara tebliğ ve irşad faaliyetlerinde dikkat edilmesi gereken konularda uyarı ve tavsiyelerde bulundu.

Nebevi yöntemi

‘Emr-i bi’lma’rûf ve nehy-i anilmünker’ vazifesi için Nebevi yöntem uygulanması gerektiğini belirten TÜM-DİN-DER Genel Başkanı Metin Kaçar şunları, dile getirdi: “Böyle hassas bir konuyla ilgili haber çalışması yaptığınız için öncelikle sizlere teşekkür ederim. Evvela tebliğ ve irşadın neler olduğunu aktaralım. Tebliğ kalbinde Allah’a iman olmayan gayri Müslim kişilere yapılan davettir. İrşad ise iman etmiş, Allah’ın kurallarına bütünüyle inanmış insanlara karşı davet faaliyetidir. İrşad faaliyetinde, insanlara namaz kılmayı, oruç tutmayı, haramlardan kaçınmayı ve diğer dini konuları hatırlatmak en önemli konudur. Bizim üzerimize düşen Kur’an’ın ifadesiyle ayetler ışığında sadece tebliğdir. Zorlama diye bir durumumuz yoktur. Ama dine girdikten ben Müslümanım dedikten sonra ona namaz konusunda, ibadetler konusunda farklı yol şekillerde irşad etme, uyarma hakkımız vardır. Burayı ayırmamız lazım. Biz hangi kardeşimiz olursa olsun, bara, pavyona, kahveye, kumarhaneye giden Amerika’yı yeniden keşfetmiyoruz. Herkese uygun bir dille irşad faaliyetlerini yerine getirmemiz gerekiyor. Bizim önümüzde Peygamber Efendimiz var. Hazreti Muhammed, Ebu Cehil’in ayağına onlarca kez gitmiştir. ‘Gidip ey Ebu Cehil, Allah’a iman et demiş ve çekilmiş’. İrşad ve tebliğde Nebevi yöntemi yol edinmemiz gerekir. Hazreti Ömer’in Müslüman olmasını hatırlayalım. Aynı yolu denememiz lazım.

“İyilikle muamele edin” diyor

“Kur’an-ı Kerim’de de bize bir usul veriliyor. Rabbimiz diyor ki ‘ey Resulüm insanları Allah’ın yoluna davet et.’ Neyle? Güzel örneklerle ve hikmetle. Onlarla güzel mücadele et. Yani kavga, niza, gürültü patırtı, zorlama, kırıcı söz, insanları küçük düşürücü söz, toplum içinde zayıflatıcı söz değil. Önce insanları yücelteceksiniz. İnsan olduğunu hatırlatacak. Sonra tebliğimizi yapacağız. Türkiye’mizdeki en büyük sıkıntı, cemaatsel yapılarda cemaatlerimizin görüşlerini dikte etmeye çalışıyoruz. Halbuki biz insanlara Allah’ı, Resulullah’ı, Kitabullahı sevdirelim. Allah da bizi insanlara sevdirecek. Tebliğ ve İrşad faaliyetleri İslam Medeniyeti’nin inşasında ilgilenme ve davet vazgeçilmez bir yöntemdir. Fakat bu ulvi vazife yerine getirilirken dikkat edilmesi gereken hususlar var. İnsanların sınırlarını bilmek gerekiyor. Çok iyi bir analiz yaparak konuşmak İslam’ı anlatırken İslam’dan soğutmamak en temel kural olması gerekiyor. Bizler irşad faaliyetlerini yerine getirirken en başta mahremiyete dikkat edilmesi elzem bir konudur.”

Tebliğci zorlayıcı değildir

İlahiyatçı yazar Mustafa Kasadar da şunları söyledi: “Davet ve tebliğ her Müslümanın görevidir. Emr-i bi’lma’rûf ve nehy-i anilmünker. Toplumda kamusal alanlarda uygun olmayan davranışlarda bulunuyorlar. İnsanları çok rahatsız edici hareketler var. Bir Müslüman olarak bunları uygun bir üslupla uyarılarda bulunmak dinen bizlerin görevidir. Buradaki amaç insanları iyiye doğruya yönlendirmektir. Allah, Hz. Musa’yı Firavun’a karşı davete gönderirken yumuşak olması yönünde tavsiyelerde bulunmuştur. Uyarmakla tebliğ etmekle zorlamak arasında fark var. Tebliğci, davetçi uyarıcıdır zorlayıcı değil. Tavsiyemiz, tebliğ faaliyetinde bulunan kardeşlerimiz ‘tebliğ ve irşad’ usullerini öğrenmeleri ve en uygun şekilde davranmaları. Maalesef ülkemizde bu tür konularda eğitimler çok verilmediği için Tebliğ ilmi de çok öğretilmiyor. Tebliğ ve irşadın belli başlı kuralları vardır. Bunlara mutlaka uyulmalıdır. Her davetçi tebliğini yaparken mahremiyet sınırlarını korumalı, asla aşmamalıdır. Aksi takdirde Allah’ın rızasını kazanacakken, şeytanın ve nefsin isteklerine uyulup harama düşülebilir. Tebliğin amacı anlatmak ve birebir ilgilenerek onları İslam davasına kazandırmaktır.”

Yorumlara Git

Sakarya'da fabrika faciası! Hendek'te meydana gelen şiddetli patlama sonrası ortalık savaş alanına döndü

İzmir'de CHP belediyeciliği iflas etti! Dervişoğlu isyan etti: "Trafik ve altyapı sorunları İzmir'de misliyle hissediliyor!"

Gökhan Böcek’ten "etkin pişmanlık" itirafı! "CHP Genel Merkezi’ne sırt çantasıyla 1 Milyon euro götürdüm"

Gözler Hürmüz Boğazı'nda! ABD, İran’dan yanıt bekliyor

ABD'den İran ekonomisine 13 milyar dolarlık dev darbe! Hürmüz'de flaş gelişme