Gündem
Kumpasçılardan hesap sorulsun
Ayhan Bora Kaplan soruşturması üzerinden hükümeti hedef alan 17-25 Aralık benzeri kumpası değerlendiren Avukat Hüsnü Tuna, devletin paralel yapılar ve kriptoların yanısıra, algı operasyonu çeken medyanın da yakasına yapışması gerektiğini belirtti.
Buğra Kardan İstanbul
Ankara’da devam eden Ayhan Bora Kaplan soruşturması taşları yerinden oynattı. Soruşturmayı usulüne göre yürütmeyen üç emniyet görevlisi açığa alındı. Bir emniyet müdürünün soruşturmaya Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yakın isimlerden Süleyman Soylu, Mücahit Arslan, Bekir Bozdağ ve Hasan Doğan’I dahil etme teşebbüsü de FETÖ’nün 17-25 Aralık kumpasını hatıra getirdi.
Tepki giderek büyüyor
Dikkatler ise boşa çıkarılan kumpası ekranlarda ve sayfalarda savunan medya temsilcilerine kaydı. Şüphelilerden Serdar Sertçelik’in ifadesinin alındığı odada muhalif kanalların müdavimlerinden Uğur Dündar’la görüştürüldüğünün iddiası tartışılırken Ahmet Davutoğlu’nun fonladığı Karar gazetesinin dün eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın yorumlarını manşete çekerek açığa alınan kamu görevlilerini aklama gayretine girmesi tepki çekti. Toplumun kahir ekseriyeti tarafından devletin zaman zaman yargı ve emniyet darbesi yapmaya girişen paralel yapılardan arındırılması gerektiği belirtildi. Bu yapıların sözcülüğünü yapan medya mensuplarına da yaptırım uygulanmasının zaruret olduğunun altı çizildi.
28 Şubat gibi hata yapılmasın
Olan biteni Akit’e değerlendiren Gazetecİ Yazar Ekrem Kızıltaş, şunları söyledi: “1990’larda terörist Şemdin Sakık yakalanmış, onun ifadelerine bir şeyler katılarak cadı avına çıkılmıştı. Şu anda birileri aynı yöntemi uygulayarak iktidarı zayıflatmayı, Cumhur İttifakı ortaklarını karşı karşıya getirmeyi amaçlıyor. Birileri 17/25 Aralık benzeri bir kumpasa imza atarak Erdoğan ve çevresini yıpratmaya kalkıyor. Bu çok yanlış. Burada kumpasçılar şiddetle cezalandırılmalıdır. Bürokratik vesayet heveslilerine ağır yaptırımlar uygulanmalıdır. Paralel yapıların, FETÖ ve onun gibi oluşumların da yok edilmesi odağa alınmalıdır. Medyada da kumpasları savunanlara karşı hamle yapılmalıdır. Bu bağlamda bir çalışma yürütülüyor. Etki ajanlığı yapanlara yönelik hukuki bir düzenleme yolda. Bu düzenleme hayata geçtiği takdirde ortalığı karıştırmaya tevessül edenler büyük cezalarla karşı karşıya kalır. Buna ihtiyaç var. Ülkenin havasından, suyundan yararlanıp dışarıdan aldığı fonlarla hükümet ve devlet aleyhine faaliyette bulunanlara hadlerinin bildirilmesi zorunluluktur. Hülâsa mevzuatımız medyanın art niyetli atraksiyonlarını tam olarak sorgulamaya el vermiyor. 28 Şubat darbesinin ardından karşı karşıya kalınan olaylar belli. Darbeci generaller yargılandı ama medya tetikçilerine ‘Gel bakalım’ denmedi. Bu vicdanları yaraladığı gibi şu anda komplocuları müdafaa eden muhalif habercilere da güç verdi. Yine de umutluyuz. Her derdin devası var. Etki ajanlığına yönelik çalışmadan ümitliyiz. Umuyoruz, bu çalışma dışarıdan fonlanıp devlet aleyhine yayın yapılmasına mani olacak.”
Yakalarına yapışmak şart
Avukat Hüsnü Tuna ise, şunları ifade etti: “Devlet paralel yapılardan, kriptolardan kurtarılmalı. Bu konuda çalışılmalı. Yalan haber yayınlayan, algı operasyonu çeken medya kurumlarının da yakalarına yapışılmalı. Komplocular gibi komplocuları şaklayanlara da fatura çıkarılmalı. Muhalif medya ifade hürriyeti ve basın özgürlüğü çerçevesinde ilerlediğini iddia ediyor. Muhalif medyada dönen haberlere hukuki bir hudut koymak mümkün mü? Genelde mümkün değil çünkü eylemi haberci yapmıyor. Haberci eylemi kendi anlayışıyla yorumlayıp kamuoyuna sunuyor. Tabii karşımızda yeni bir yargı paketi var. Paketle etki ajanlığı yapanlara müeyyide getirilmesi öngörülüyor. Uygulamayı takip edeceğiz ama medyanın ya da habercinin suçta fiilen yer alıp almadığının mühim olduğu hakikatini unutmayacağız. 28 Şubat darbesi bir örnek olarak karşımızda duruyor. Burada medya görevlileri suçta fiilen yer aldılar. FETÖ’cü Ali Fuat Yılmazer’in Fadime Şahin olayında medyayla görüşerek, hem Uğur Dündar hem de Tuncay Özkan’la irtibata geçerek ‘Kameramanlar şu tarihte ve şurada olacak’ talimatını verdiği aşikâr. Bu talimata uyanlar darbeye fiilen katkıda bulundular. Bu talimata uyanlar ve onlar gibiler fiilen yargıya katılmaktan yargılanmalıydılar. Ne var ki bu önlendi. Medya mensuplarının 28 Şubat davasında yargılanmaları engellendi. Bunu da FETÖ yaptı. Dileriz yeni dönemde de böyle durumlara, olaylara tanık olmayız.”