Medya
Kobani olaylarıyla ilgili ses getiren çıkış! "Bundan daha utanç verici bir şey olamaz" deyip o gerçeği açıkladı
Mahmut Övür, Kobani olaylarının Türkiye iç politikasına etkilerini ve bu süreçteki siyasi manevraları inceledi. Türkiye'nin iç ve dış politikada karşılaştığı zorlukları ve siyasi partilerin tutumlarını değerlendiren Övür, Kobani krizinin Türkiye'deki uzun vadeli siyasi sonuçlarını analiz etti. Övür, Sabah gazetesindeki köşesinde "Bundan daha utanç verici bir şey olamaz" deyip, bakın hangi gerçeğe işaret etti. İşte o yazının ilgili bölümü:
Mahmut Övür, Kobani olaylarının Türkiye iç politikasına etkilerini ve bu süreçteki siyasi manevraları inceledi. Türkiye'nin iç ve dış politikada karşılaştığı zorlukları ve siyasi partilerin tutumlarını değerlendiren Övür, Kobani krizinin Türkiye'deki uzun vadeli siyasi sonuçlarını analiz etti. Övür, Sabah gazetesindeki köşesinde "Bundan daha utanç verici bir şey olamaz" deyip, bakın hangi gerçeğe işaret etti. İşte o yazının ilgili bölümü:
"(...) Kobani aslında küresel bir projeydi ve ABD'nin yeni bölge politikasının bir dayatmasıydı. O günlerde ABD'nin aparatı DEAŞ'ın Kobani'ye saldırmasının bir tuzak olduğunu ısrarla yazanlardan biriydim. Ama ne yazık ki bu gerçeği CHP görmedi, görmek istemedi. Rojava'da "kanton devrimi" hayali kuran "sosyalist" PKK ve HDP ise zaten ABD'nin gönüllü "kaos" taşıyıcısı olmaya hazırdı. 6-8 Ekim 2014'teki kanlı kalkışmanın çağrısını yapan da bizzat terör baronu Murat Karayılan'dı:
"Gençleri, kadınları, 7'den 70'e herkesi Kobani'ye sahip çıkmaya, onurumuzu, namusumuzu korumaya, metropolleri işgal etmeye çağırıyoruz."
Selahattin Demirtaş'ın eşbaşkanı olduğu HDP yönetimi de verilen bu işaret fişeğinin gereğini yerine getirmek için hemen harekete geçiyor ve halkı sokağa çağırıyordu.
Bir anda Diyarbakır'dan Ağrı'ya onlarca şehir cehenneme döndü ve sokaklar yakılıp yıkıldı. Nasıl "demokratik" çağrıysa iki gün içinde 40'a yakın insan öldürüldü. Hatta 17 yaşındaki Yasin Börü vahşice katledildi.
Bu çağrıların hiçbir yerinde "demokratiklik" yoktu. Bizzat Öcalan'ın deyimleriyle PKK ve HDP elbirliğiyle "darbe dinamiği"ni harekete geçirmek, FETÖ'nün daha doğrusu ABD'nin önünü açmak istedi. Kobani de ABDPKK işbirliğinin bahanesi oldu.
Sahi, DEAŞ denilen ABD aparatı neden Şam'a değil de önce Erbil'e, sonra da o güne kadar adı sanı duyulmayan Kobani'ye yöneldi?
Sevgili Orhan Miroğlu, "Yeni Yüzyıl, Bağımsızlık ve Kürtler" kitabında "Kobani, Kudüs gibi bir şehir değildi elbette" diyor ve ekliyordu:
"Ama Kobani siyasi gündemi öyle bir kilitledi ki, bunun sebepleri üzerinde düşünmek, Türkiye'de çözüm sürecine vurulmak istenen kilidin açılması bakımından son derece önemliydi."
Olmadı tabii, tam tersi büyük yalanlarla süreç öyle kirletildi ki, şimdi geriye dönüp bakınca birileri bilinçli bir biçimde o yalanları, katliamları, şehirlerin yakılıp yıkılmasını, Yasin Börü'yü değil de çağrı yapan siyasetçilerin mağduriyetini hatırlıyor. Bundan daha utanç verici bir şey olamaz. Eğer CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yeni bir siyasi yolculuğa çıkıp sahici bir normalleşme istiyorsa işe önce Kobani ve benzeri yaralardan başlamalı ve onlarla yüzleşmeli."