İSLAM
'Her şey aslına rücû eder'
İslam’ın şiarı ve Müslümanların varoluş göstergesi olan ezan, 66 yıl önce bu gün tekrar Arapça okunmaya başlandı. Yüzyıllar boyunca tevhidin ifadesi olarak gök kubbeyi çınlatan ezanın tek parti döneminde 18 yıl boyunca Türkçe okutulup daha sonra özüne dönüşünün yıldönümünde Akit’e konuşan tarihçiler, ezanın aslına dönmesinin; Müslümanlar açısından çok hayırlı olduğunu ve Türkiye’nin bir daha bu ayıplarla karşılaşmaması gerektiğini dile getirdiler.
CHP’nin tek partili döneminde özünden uzaklaştırılarak 18 yıl boyunca Türkçe okutulan ezan, ilk kez 22 Ocak 1932 tarihinde İstanbul’da Yerebatan Camii’nde Hafız Yaşar (Okur) tarafından okundu. Bundan 8 gün sonra, 30 Ocak 1932 tarihinde ise ilk Türkçe ezan, Hafız Rıfat Bey tarafından Fatih Camii’nde okundu. 3 Şubat 1932 tarihine denk gelen Kadir Gecesi’nde de, Ayasofya Camii’nde Türkçe Kuran, tekbir ve kamet okundu. 18 Temmuz 1932 tarihinde Diyanet İşleri Riyaseti, ezanın Türkçe okunmasına karar verdi. “Yeter Söz Milletin” sloganı ile iktidara geldiği 1950 tarihine kadar Türkçe ezan duymaya mahkûm edilen Türkiye, milletin lideri Menderes’in ilk keskin icraatıyla özgürlüğüne yeniden kavuşmuştu. Ezanın özüne dönüşünün yıldönümünde Akit’e konuşan tarihçiler, ezanın aslına dönmesinin; Müslümanlar açısından çok hayırlı olduğunu ve Türkiye’nin bir daha bu ayıplarla karşılaşmaması gerektiğini söylediler.
SATAN: LAİKLİK TANIMINA BİLE AYKIRI BİR UYGULAMA
Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Satan, “Olması gereken bir şeydi. Milli iradenin yansımasıyla beraber olması gereken şey öncelikli olarak yapıldı. Dini hayata devletin müdahale etmesi bugünkü çağdaş demokrasi anlayışında yeri olmayan bir şey. Hatta laiklik tanımına da aykırı bir uygulamaydı. Uygulamanın doğru mecrasına yeniden gelmesi ve ezanın aslına dönmesi ile birlikte elbette devlet millet bütünleşmesi bakımından fevkalade hayırlı olmuştur. Emeği geçen herkesi rahmetle anıyorum” ifadelerini kullandı.
SOFUOĞLU: BASKIYLA, ZORLAMAYLA, ENGELLEMEYLE OLMAZ
Sakarya Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu, “Her şey aslına rücû eder diye bir ifade var. Aslının dışında ne olursa olsun baskıyla, zorlamayla, engellemeyle katliamlar bile olsa hiçbir şey aslı olan o işi aslının dışında bir hale çeviremez. Er ya da geç her şey aslına rücu eder. ezan 18 yıl Türkçe okundu ve hiçbir şekilde toplum bunu kabullenmedi. Çünkü aslı bu değildi. Ezan bir semboldür. Türkçeleştirilemez, İngilizceleştirilemez, Fransızcalaştırılamaz. Eğer yerel dillere çevrilirse 5 bin farklı ezan olur. Sonuçta okunduğunda bunun ezan olduğu anlaşılır ancak başka dillere göre komik şekiller ortaya çıkar” şeklinde konuştu.
MENDERES’İN EZANA SAYGISI, TOPLUMDA KARŞILIK BULDU
“Ezanın Türkçeleşmesini isteyenlere bakın, çoğunlukla namaz kılmaya giden kişiler değil” ifadesini kullanan Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu, “Namaza gitmiyorsan çağrısı seni niye ilgilendiriyor ki?
Türk toplumunu dönüştürme projesinin bir parçasıydı. Ama zorla bir toplumun dönüştürülemeyeceğini görmüş oldular ve bu yöndeki bütün adımlar geri alındı. Menderes çok dindar birisi değildi ancak insanların inançlarına saygı duyan birisiydi. Bu saygısı nedeniyle toplum da onu gönlünde güzel bir yere koydu” diye konuştu.
MUHAMMED UZUN / İSTANBUL