Medya
Ne geliyor, nasıl geliyor? Avrupa'daki o gelişme, Türkiye'yi de doğrudan ilgilendiriyor
Haşmet Babaoğlu, Avrupa Parlamentosu seçimlerinin sonuçlarının Avrupa'da oluşturduğu etkiyi yazdı. Seçim sonuçlarının Avrupa'yı sarstığını ve bunun Türkiye'yi de doğrudan ilgilendirdiğini belirten Babaoğlu, Avrupa'da milliyetçi ve sağcı partilerin yükselişine dikkat çekti. Bu gelişmelerin büyük bir savaşa hazırlık niteliğinde olduğunu ifade eden Babaoğlu, Sabah gazetesindeki yazısında şunları kaydetti:
Haşmet Babaoğlu, Avrupa Parlamentosu seçimlerinin sonuçlarının Avrupa'da oluşturduğu etkiyi yazdı. Seçim sonuçlarının Avrupa'yı sarstığını ve bunun Türkiye'yi de doğrudan ilgilendirdiğini belirten Babaoğlu, Avrupa'da milliyetçi ve sağcı partilerin yükselişine dikkat çekti. Bu gelişmelerin büyük bir savaşa hazırlık niteliğinde olduğunu ifade eden Babaoğlu, Sabah gazetesindeki yazısında şunları kaydetti:
"Gelişmeler bir gün bile dur durak bilmiyor...
Avrupa Parlamentosu seçimlerinin sonuçları yaşlı kıtayı fena sarstı...
Sakın, uzaktan bakıp "Bize ne!" demeyin...
Büyük harflerle yazıyorum...
ARTIK YERYÜZÜNDE BİZİ DOĞRUDAN İLGİLENDİRMEYEN HİÇBİR GELİŞME YOK, OLMAYACAK...
Hele mesele Avrupa'nın geleceği ise, neredeyse "iç meselemiz"dir.
***
Şimdi gelelim Avrupa'da ne olduğuna...
Dostum Sinan Baykent, Fikir Turu'nda seçimleri değerlendirdiği yazısında "Hayır! 1930'larda değiliz. Ve hayır, faşizm geri gelmiyor" diyor.
Cevabım şu:
Evet! 1930'lardayız...
Faşizm geri mi geliyor, emim değilim. Zaten milliyetçi, sağcı partilere hemen "faşizm" yaftası yapıştırmak bir sol liberal hilesidir.
Bugünün ırkçı partileri yarın ne hâle dönüşür, bilen var mı, emin değilim...
Ama öyle ya da böyle SAVAŞ geliyor.
En azından sistem artık büyük bir savaşa ihtiyaç duyuyor ve buna hazırlık yapıyor.
Dolayısıyla Avrupa'nın 1930-39 kronometresi çalışmaya başlamıştır.
Bunu bilelim, şimdilik yeter...
***
Bak şimdi!
Faşizm mi geliyor falan denilince aklıma ne geldi...
Şu satırlar:
"1931 Mayıs'ındayız.
Palatino'dan Forum'un eski taşlarına bakıyorum.
İki bin senelik kaldırımın üstünden, kara gömlekli birkaç faşist ve kırmızı Vatikan keşişleri geçiyor.
Eski zamandan şu kırılmış sütun ve bu al cübbeler kalmıştır.
Yeni zamanın kalbi kara gömlekli gencin göğsü altında çarpıyor.
Ve biraz ötede, büyük Sezar'ın kararmış ve çökmüş saray kovuklarından bahar kuşlarının sesi geliyor.
Bu ses bizi hayat ve hakikate çağırıyor."
***
Pek bilinmez ama söyleyin bakalım kim bu yukarıdaki satırların yazarı?
Falih Rıfkı Atay...
Atatürk inkılaplarının "başyazarı" denilen Falih Rıfkı...
Meraklısına, Falih Rıfkı'nın Roma gezisini anlattığı "Faşist Roma, Kemalist Tiran ve Kaybolmuş Makidonya" kitabını tavsiye ederim.
Orada bir cümlesi var ki, bugün için de bölgemizdeki bütün gelişmelerin hangi yöne dönebileceği konusunda önemli.
Şöyle bir cümle:
"Mussolini yarın için hep sual işareti kullanır. Yarından emin olmak, kaybetmek demektir." "