AKİT MENÜ

Medya

Akademide büyük skandal patlak verdi! Bu doğruysa, tam bir rezalet demektir

Türkiye gazetesi yazarı Atilla Yayla, akademik dünyada yaşanan çeteleşme sorununa dikkat çekti. Yayla, akademisyenler arasındaki ideolojik bağnazlığın, bölümlerin tek görüşe saplanıp kalmasına yol açtığını ifade etti. Çeteleşmenin, akademik yükselmelerde ahlaksız dayanışma ağları oluşturduğunu savunan Yayla, bu tür çeteleşmelerin akademik özgürlüğü ve çeşitliliği tehdit ettiğini belirtti. İşte Atilla Yayla'nın yazısı:

Türkiye gazetesi yazarı Atilla Yayla, akademik dünyada yaşanan çeteleşme sorununa dikkat çekti. Yayla, akademisyenler arasındaki ideolojik bağnazlığın, bölümlerin tek görüşe saplanıp kalmasına yol açtığını ifade etti. Çeteleşmenin, akademik yükselmelerde ahlaksız dayanışma ağları oluşturduğunu savunan Yayla, bu tür çeteleşmelerin akademik özgürlüğü ve çeşitliliği tehdit ettiğini belirtti. İşte Atilla Yayla'nın yazısı:

"Akademik hayatta yer alan insanlar dışarıdakiler tarafından vasıflı ve hürmete değer insanlar olarak görülürler. Özellikle doçent, profesör gibi ünvanlara ve dekanlık ve rektörlük gibi makamlara sahip olanlar.

Elbette hürmeti ve itibarı hak eden akademisyenler vardır. Ancak, bu, akademik dünyada diğer dünyalarda boy gösteren problemlerin hiç olmadığını ve olmayacağını göstermez. Başka bir deyişle hayatın diğer alanlarında nasıl kıskançlıklar, çekememezlikler, dedikodular, ayak oyunları, keyfî adam kayırmalar ve engellemeler mevcut ise aynı şeyler akademik dünyada da karşımıza çıkar. Keza, çeteleşmeler, hayatın diğer alanlarında olduğu gibi, akademik dünyada da vardır.

Akademik çeteleşmeler iki şekilde boy gösterir. İlki daha ziyade bölüm çapında, ikincisi ise bireysel akademisyenler arasında. İlki bölümleri belli görüşlerin egemenliğinde tutmak için ikincisi ise akademik yükselmelerde kolay yol almak, daha doğrusu profesörlüğe doğru rahat yükselmek için yapılır.

Akademisyenler arasında ideolojik bağnazlık bazı durumlarda ve yerlerde en az sokaktaki bağnazlık kadar koyudur. Bu bölüm çapında boy gösterdiğinde bölümün aynı çizgide devam etmesi, hep aynı görüşteki insanların istihdam edilmesi ve farklı fikirleri seslendiren insanların bölümlerden uzak tutulması istenir. Akademik özerklik ve personel politikasında ve bölüme kimlerin alınacağına karar vermede bölüme mutlak söz hakkı tanınması durumunda bunun yapılması kolaylaşır. Bölüm başkanı veya bir iki önde gelen hoca kimin alınacağına karar verir ve kişinin istihdamı bölümün kararı olur. Bu yolla bölümün ideolojik saflığı korunur. Farklı fikirlere alan açılmaz, ancak aynı fikir içindeki farklı seslere bir dereceye kadar izin verilir. Yıllar önce Türkçeye aktardığım bir makalede mesela ünlü Harvard Üniversitesi’nde bunun nasıl yapıldığı anlatılmaktaydı. Türkiye’de bu şablona en iyi uyan yerlerden biri Boğaziçi Üniversitesi’dir...

İkinci çeteleşme daha çok bireysel akademisyenler arasında belirir ve akademik yükselmede bazı bakımlardan ahlâk dışı ve hemen her açıdan haksız diyebileceğimiz bir dayanışma ağı biçiminde işler. Bunun yapılması bazı dallarda daha kolaydır. Bir grup oluşturan akademisyenler genellikle tek veya en fazla iki kişi tarafından yazılmış bir makaleyi üçüncü, dördüncü hatta beşinci, altıncı, yedinci isimleri ekleyerek yayınlar. Böylece diyelim ki beş kişilik bir çetede aslında her çete üyesi tek makale yazmış olmasına rağmen hepsinin beş yayını olmuş olur. İlk yazar genellikle en büyük emeği harcayan ve makaleyi gerçekten üretendir. Sonrakiler ise akademik yükselmede puan almak için imzaları atılan kişilerdir...

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de bunun örnekleri görülebilir. Diyelim ki finans eğitimi gördünüz. Çok farklı bir dal olmasına rağmen, iktisatçı olduğunuzu beyan edersiniz. Bir çeteye üye olursunuz ve çetenin bütün yayınlarında imzanız olur. Aslında kendinize ait bir çalışmanız neredeyse yok gibidir. Kitabınız da. Makale diye sunduğunuz metinlerde de nadiren ikinci sırada, daha ziyade daha gerilerde imzanız olur. Yani makalem diye takdim ettiklerinizin büyük çoğunluğu bir akademik çetenin ürünüdür. Buna rağmen yükselirsiniz ve profesörlük kadrosuna gelirsiniz. Aslında ise, eski sistemde, yardımcı doçent olarak atanmanız bile zordur...  

Akademik çeteleşme de her çeteleşme gibi yanlış ve kötüdür. Önlenmesi için ne yapılabilir ve nasıl yapılabilir, tartışmak lazım."

 

Yorumlara Git

İran açıkça tehdit etti! 'Petrolümüzü hedef alırsanız...'

Eşkıyalıkla gelen koltukta ilk sevkiyat: Kukla yönetim Venezuela gazını servis etti

İngiltere ve AB ülkelerinin bölgeye askeri sevkiyatları sürüyor İran bahane oraya yığınak yapıyorlar

Ali Şeriati balonu patlamıştır: Şeriati’nin Batı’ya "Peygamberlik" Atfetmesi Deşifre Oldu!

CHP’li belediyelere eğitim olarak verilmeli Şehir uyurken ekipler sahada