AKİT MENÜ

Aktüel

'Kemalizmin Vazgeçtikleri'

Av. Ömer Faruk Uysal, 'Kemalizmin Vazgeçtikleri' başlıklı bir yazı kaleme aldı.

İşte Av, Ömer Faruk Uysal'ın kaleme aldığı o yazı;

  "Bir Küçük Türkiye ideali; Kemalizm" başlıklı bir önceki yazımızda belirtmiştik; Kemalizm, Mustafa Kemal tarafından esasları belirlenen, halka tavsiye edilen, 1921 veya 1924 anayasalarında değişmez maddeler olarak vazedilen bir ideoloji değildir. Yahudi Moiz Kohen  Tekinalp'in daha çok kendi keyfine göre yazdığı bir kitaptır. Türklük ve Atatürkçülük iddiası subjektif ve hakikatsizdir. Gazinin hayattayken kullandığı mutlak otoritesine mirasçısı sıfatıyla sahip çıkmak, iktidar mücadelesine malzeme yapmak ve bir nevi Atatürk istismarıdır!

                      Daha sonra da çok suistimal edilmiş, gazinin yerine geçerek onun sınırsız görünen yetki, görev ve yetkelerine (emretme ve yasak etme gücüne) çöreklenmektir. Kanlı darbeler ve seçim kazanmadan hazırlop iktidar hevesleri gibi!

                        Nitekim Mustafa Kemal'in mirasçılığı iddiasındaki bir çok aktör ve figürün Kemalizm anlayışı tamamen farklıdır. Türkiyenin en kapsamlı ve ABD patronajlı 12 Eylül darbesi Kemalizmin ihyası gerekçesiyle yapılmış ama, buna muhalefet eden birçok Atatürkçü "Bu  Kemalizm değil Kenanizmdir diye itiraz etmişlerdir. Ki, elbette doğrudur.

Atatürkün yerine cumhurbaşkanı olan İnönü ve partisi CHP'nin ise İnönü diktatörlüğünü konsolide etmek için adeta antikemalist bir siyaset izlediği malumdur. İnönü, Ecevit, Erdal İnönü, Baykal, Kılıçdaroğlu, Özel gibi Gazinin koltuğuna oturan genel başkanların Kemalizmleri  birbirine oldukça zıttır.  Ve bu kaçınılmaz da bir durumdur! Bir de Atatürkün koltuğunda gerçekten oturan Erdoğandır. Zira Mustafa Kemalin esas koltuğu Cumhurbaşkanlığı  koltuğudur. 100 yıldır hiçbir seçimi kazanamayan CHP koltuğu değil! Gazi kendisine hükümranlık sağlayamayacak, hiçbir seçimi kazanamayacak bir koltuğu ne yapsınki?

                           Atatürk eğer, Kemalizmin tarif ve izahını bir kitapta kendi yazsa, anayasa ve yasalarla tahkim etseydi de, biz bugün farklı Kemalizmleri konuşuyor olacaktık. Zira o, muasır medeniyetler seviyesini hedeflemiş ve Avrupa'da olanın aynını almak istemiştir. Ancak Avrupa, Dünya ve Türkiyede herşey bir asır öncesinden çok farklılaşmıştır. Sosyoloji, ekonomi, politika, kültür ve medeniyet, iletişim, şehirleşme, teknoloji, tamamen farklıdır.  Komünizm gibi tüm dünyayı sarsan, etkileyen, yarı dünyayı zapteden, modern ve dinsiz bir ideolojinin bile ömrü bir asrı bulamamıştır. Halbuki sosyalizm tek ilericilik  tekeli iddiasına sahip tarih ve sosyoloji ilimlerine göre gelmesi bilimsel olarak zorunlu olandı! Tam bu noktada tarihselcilik, tarih dışılık ve anakronizmin verilerini hatırlamalı. İdeolojiler çağı bitmiştir, çünkü çok eskimiştir. Mustafa Kemal'de, Kemalizm diye bir kitap, ideoloji, yazmamıştır. Zira bir ideolog değil, tatbikatçıdır. İdeoloji'de kursa eskiyecekti. Bugünkü tarih, sosyoloji, büyük temayüller, Osmanlı hinterlandı ve müktesebatı, tarih yapıcı bir aktör olarak büyük Türkiye'yi zorluyor, küçük Türkiye'yi değil. Ya büyüyecek ya da küçük olanı bile elde tutmakta zorlanacağız!

                          Şimdi bizzat Atatürk'ün ve sonra Kemalizmin, tarihi şartların zorlamasıyla ve realitenin ağırlığıyla vazgeçtiklerine göz atalım. Örnek kabilinden bir kısmına, zira tamamı cilt cild kitap gerektirir.

                          Büyük Fransız ihtilali ve imparatorlukların çözülmesi üzerine ulus devlet ve ulusçuluk fikriyatı önce Avrupa sonra da dünyayı sarmıştı. Mustafa Kemal'de aynını benimsemiştir. Ve bunun somut tezahürleri olan Türk Tarih Tezi ve Güneş Dil Teorisini öne sürdü.

                          Türk Tarih Tezine göre, medeniyetin temellerini Türkler atmış ve tüm dünyaya da Türkler yaymıştır! Keza Güneş Dil Teorisine göre Türkçe, bütün dillerin ana kaynağı ve atasıdır! Bu minvalde bilim adamlarının katıldığı kongreler yapılmış, kitaplar basılmıştır. Okul kitapları da buna göre yazılmıştır. Bu aşırı nasyonalist ve temelsiz teorilerin saçmalığı kısa zamanda görülmüş ve vazgeçilmiştir. Buna uygun görüşler serdeden sözde bilim adamları da hemencecik çarketmişlerdir. Siyasi emirler hakikat ve ilmi gerçekleri değiştirememiştir. Çünkü hiçbir şekilde sürdürülebilir değillerdir!

                          Bu teorilerin bir tezahürü olarak ülkedeki diğer diller ve etnisiteler sosyolojik bir vakıa olarak ortada öylece dururlarken, yok sayılmışlar ve böylelikle de gerçekten yok olacakları zehabına kapılınmıştır. Vatandaşlardan etnik kimliklerini unutmaları ve "Vatandaş Türkçe Konuş" kampanyaları yapılmış, Türkçe konuşamayanlar cezalandırılmışlardır. Bir başka slogan da şudur; "Vatandaş Türkçe Konuş, Çok Konuş " Bu yasaklar, Özal iktidarına kadar devam etmiş ve sonra da vazgeçilmiştir. Kürt vatandaşlarımızın onurunu çok kıracak adımlar, Atatürkten çok sonra,  Kemalist ideoloji tarafından atılmış, "Kürt soyu ve dili yoktur, kart-kurt eden dağ Kürtleri vardır" denilmiştir. Beldelerin de eski isimleri zorla değiştirilmiştir. Akpartinin, red, inkar ve asimilasyon

sürecine son veren Kürt açılımı asırlık soruna neşter vurmuştur. Eğer bu aşırı ve irrite edici yanlış politikalar olmasaydı Türkiyenin terör sorunu da ya hiç olmayacak veya cılız kalacaktı! Tabiki 12 Eylül Diyarbakır Cezaevi mezalimi de unutulmamalıdır. ABD darbe yaptırıyor, cezaevi zulümleri ile terör örgütü palazlanıyor ve sonra örgüt Suriye, Irak ve Türkiyede kanlı cinayetlerle karşımıza çıkarıyor!Tırlar dolusu silah ve eğitim veriyor, İsrail'e güvenlik, Türkiye'ye kan ve gözyaşı sağlanıyor.

                                Sanılırki, Türklük ve Türkçülük lehine ve diğerleri ve Kürtler aleyhine bir statüko kurulmuş, Türkler halinden memnun! Hiçbir zaman öyle olmamıştır. Zira Türklere ve diğerlerine dayatılan Türklerin konuştuğu bir Türkçe de değildir. Tarihte de öyle bir Türkçe olmamıştır.

                                CHP'nin 1935 tarihli Programı, şu kavram ve deyimlere yer verir:"törütgen yetkiler", "irde kaynağı", "özgür ertik  sahipleri", "kınavlar arasındaki uyum", "yoğaltmanlar arasında asığ kavgaları", "çıkat tecimi için kipleştirmek" vs vs.

                                Türkçe oldukları ileri sürülen bu ve benzeri deyimlerin Türk okuru tarafından anlaşılamayabileceği gözünüzde tutularak, programa 170 kelimelik bir sözlük eklenmiştir. Bildiğimiz kadarıyla yeryüzünde sözlükle birlikte yayınlanan ilk ve tek siyasi parti deklarasyonu budur. Bunun çok örnekleri vardır. Atatürk'ün sağlığında bunun gibi bazı saçmalıklardan da tamamen vazgeçilmiştir.

                                Cumhuriyet rejimi, zorunlu olarak Osmanlı gibi,  Sünni Türk büyük kitlesine dayanmaktaydı.  Ancak Devlet-i Ali Osman, diğer unsurların, Sünni Müslüman Türk olmalarını beklemez ve dayatmazdı! Bu devletin ali'liğine  de yakışmaz, uygun da düşmezdi. Osmanlı çok etnisite, dil, mezhep ve dinliydi. Ayet ve Hadislerce dinde zorlama olmadığından kimseye din, mezhep, dil ve ırk dayatılmazdı. Resul-ü Ekrem; "Kim  bir zımmiye (gayrimüslim'e) eziyet ederse ben onun hasmıyım" buyurmuştu. Alevi ve Kürtler, rejimin dogmaları, Dersim ve Şeyh Said ayaklanmaları bahanesiyle çok zulme uğradılar. Sünni Türklüğe dayandığı halde, tek parti döneminde Sünni Türklere de az eziyet edilmedi.

                               Çünkü rejim: tarihin içinde doğmuş, geleneksel, Sünni, Müslüman, Türk'ü değil; İngiliz, Fransız gibi inanan, yaşayan, giyinen, bir tipoloji peşindeydi. Bunu cebren başarmak için, toplumsal mühendislikler uygulandı.

                               Defalarca Başbakanlık ve sonra Cumhurbaşkanlığı yapmış Demirel; "Tamam Kürtlere kötü davranıyoruz da Türklere iyi mi davranıyoruz." demiştir. Ancak halkı razı edip, seçimleri kazanırsa iktidar olabilen bir lider niye bunu itiraf etmek zorunda kalıyor? Çünkü, Kürt-Türk, Alevi-Sünni, sağcı- solcu vatandaşı asla kendi haline bırakmayan bir siyasa ve devlet refleksi, resmi ideoloji olarak vazedilmiş. TÜSİAD ve komprador burjuvazi dışında kimseyi memnun edemiyor, galiba etmek te istemiyor!  Bu yanlış uygulamalar da bugün büyük ölçüde terkedilmiştir! Devam edeceğiz...          

Yorumlara Git

Trump'ın şirazesi iyice kaydı! 'Bir uygarlık bu gece yok olacak'

Belediyenin satış mağazası kurşun yağmuruna tutulmuştu! CHP’li eski başkan tutuklandı

Ömer Çelik’ten Beşiktaş’taki saldırıya ilk tepki: Polisimize uzanan eller kırılacak

Bakan Memişoğlu: 2 polisimizin tedavisi sürüyor

Abdulkadir Selvi, Özgür’ün planını yazdı! Ne Ekrem ne Mansur ne Dilek! CHP’nin cumhurbaşkanı adayı belli