AKİT MENÜ

Siyaset

Erdoğan: Bunu bilerek yaptık!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara'da esnaf ve vatandaşlarla buluştuğu iftar yemeğinde yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanlığı makamının Çankaya'dan Beştepe'ye taşınmasının sıradan bir olay olmadığını, bunu bilerek yaptıklarını söyledi.

Güncelleme Tarihi:

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Aynı siyasi gelenekten geldiğimiz bir hükümet işbaşında bulunduğu için, başbakanımız ve bakanlarımızla yakın mesai içinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Fakat bu uyumlu çalışma görüntüsü bugüne mahsus bir durumdur. Yarın farklı anlayışlarda bir cumhurbaşkanı ve hükümetin işbaşına gelmesi durumunda herhalde işler bu kadar kolay yürümeyecektir. Ülke ve millet olarak 10 Ağustos 2014 tarihi itibarıyla girdiğimiz bu yeni yol bizi yeni anayasayla birlikte yeni yönetim sistemini tartışmaya zorluyor. Çünkü mevcut halde cumhur, halk kendi başkanını seçiyor olmakla birlikte yine seçimle gelen bir hükümetin de bulunması ister istemez iki başlılık endişesini beraberinde getiriyor" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde esnaf ve vatandaşlarla iftarda bir araya geldi.

İftar sonrası yaptığı konuşmaya “Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne, milletin evine, evinize hoşgeldiniz” diyerek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm davetlilerin gelecek Kadir Gecesi ve Ramazan Bayramını tebrik etti.

"Bugün sizlerle biraz dertleşmek istiyorum" şeklinde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Son devletimiz Türkiye Cumhuriyeti'ni 600 yıllık bir çınarın dört bir yandan gelen saldırılar sonunda devrilmesinin ardından, taze bir filizi toprakla buluşturmanın heyecanıyla kurduk." dedi.
Osmanlı Devleti'nin son döneminde topraklarının büyüklüğünün yaklaşık 5 milyon kilometrekare olduğunu anımsatan Erdoğan, Türkiye'nin sonradan anavatana katılan Hatay ile 780 bin kilometrekare vatan toprağı üzerinde kurulduğunu ifade etti.

- "MİLLETİMİZ HER FIRSATTA SÖZÜN DE YETKİNİN DE KENDİSİNDE OLDUĞUNU GÖSTERDİ"

Cumhuriyet kurulurken Osmanlı'nın son döneminde yaşanan kırılmalardan kaynaklanan endişelerin etkisini tüm ağırlığıyla sürdürdüğünü ve devletin mimarisi ve yönetim anlayışının bu şartlar altında şekillendirildiğini dile getiren

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Gerçekten çok büyük fedakarlıkla İstiklal Savaşını zafere ulaştıran bu aziz millet maalesef yeni devletimizin yönetiminden tek parti, milli şef formülüyle adeta dışlandı. Zaman zaman teşebbüs edilen çok partili hayata geçiş denemeleri, esasen milletin yeni devletinin yönetiminde söz sahibi olma talebindeki ısrarının bir sonucuydu. 1950 yılına gelindiğinde Türkiye Kurtuluş Savaşı sırasında hazırlanan ilk anayasamızda ifade edilen, 'Hakimiyet kayıtsız, şartsız milletindir' ifadesini uzun bir aradan sonra nihayet tam olarak faaliyete geçirebildi. Daha sonra kimi zaman darbelerle kesintiye uğratılsa bile milletimiz her fırsatta sözün de yetkinin de kendisinde olduğunu gösterdi."

"Cumhurbaşkanının doğrudan sizlerin, yani milletin oyuyla seçilmesi ülkemizdeki son vesayet kurumunun da tasfiyesi anlamına gelmektedir." şeklinde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

"Çünkü darbe dönemlerinde hazırlanan anayasalarda bu makam milli iradenin üzerinde bir çeşit vesayet mekanizması olarak şekillendirilmiştir. Evet, adını doğru koymak lazım, cumhurbaşkanlığı makamı 10 Ağustos 2014 tarihinden beri artık doğrudan milletin makamıdır, cumhurbaşkanılığı da doğrudan milletin evidir. Cumhurbaşkanlığının Çankaya Köşkü'nden Beştepe Külliyesi'ne taşınmasının asıl sebebi işte budur. Bunu sıradan yapmadık, bilerek yaptık. Çankaya Köşkü sadece bir kişiye ve onun protokol görevlilerine göre tasarlanmış bir mekandı.Orada milletimizle birlikte böyle geniş toplantılar yapma, bir araya gelip hasbihal etme, hasret giderme imkanı yoktu."

Kendilerinin Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde her ay farklı meslek gruplarıyla, muhtarlarla, işadamlarıyla, bilim adamlarıyla, kadın ve çocuklarla buluştukları toplantılar gerçekleştirdiklerini ifade eden Erdoğan, iftarın da dışarıda verileceğini ancak yağmur yağacağına ilişkin raporlar nedeniyle içeriye alındığını bildirdi.

İstanbul'da katıldıkları ve verdikleri iftarların haricinde sadece ramazanda, şehit yakınları ve gazilerle başlayan bu tarz iftar yaptıklarını belirten Erdoğan, "Her gün milletimizle birlikteyiz Elhamdülillah." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Külliyede yapılan 400-500 kişilik toplantıların artık kendilerine yetmediğini ifade ederek, bundan sonraki buluşmalarını Millet Camisi'nin yanında inşaatı devam eden ve yakında açışılışını gerçekleştirecekleri kongre ve kültür merkezinde 2 bin 200 kişilik gruplar halinde gerçekleştireceklerini bildirdi.

Erdoğan, kongre ve kültür merkezinin alt tarafına 5 milyon ciltlik kitabıyla Türkiye'nin en büyük kütüphanesinin ve aynı anda 2 bin kişiye yemek verilebilecek, geniş sergi alanlarının bulunacağı bir çok amaçlı salon yapılacağını kaydetti.

- "CUMHURBAŞKANININ KENDİSİ DE MAKAMI DA MEKANI DA MİLLETLE İÇİÇEDİR"

Kütüphanedeki eserlerin dijital ortama da taşınacağını ifade eden Erdoğan, "24 saat orası açık olacak. Bütün gençler gelip orada araştırmalarını yapabilecek, çalışmalarını, derslerini yapabilecekler. Niye? Burası milletin evi, onun için, Burası külliye, onun için. Bunları şunun için anlatıyorum, bugün artık cumhurbaşkanının kendisi de cumhurbaşkanlığı makamı da cumhurbaşkanlığı mekanı da milletle içiçedir, milletle beraberdir, millete aittir." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Ama bu fiili bir durumdur, anayasaya aykırı hiçbir fiilimiz, hiçbir eylememiz söz konusu değildir. Bununla birlikte mevcut durumun anayasada tarif edildiğini söyleyebilmek de çok mümkün değildir. Biz milletimizden aldığımız güçle, milletimizin bizden beklentilerini hayata geçirmenin çabası içerisindeyiz. Aynı siyasi gelenekten geldiğimiz bir hükümet işbaşında bulunduğu için, başbakanımız ve bakanlarımızla yakın mesai içinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Fakat bu uyumlu çalışma görüntüsü bugüne mahsus bir durumdur. Yarın farklı anlayışlarda bir cumhurbaşkanı ve hükümetin işbaşına gelmesi durumunda herhalde işler bu kadar kolay yürümeyecektir.

Ülke ve millet olarak 10 Ağustos 2014 tarihi itibarıyla girdiğimiz bu yeni yol bizi yeni anayasayla birlikte yeni yönetim sistemini tartışmaya zorluyor. Çünkü mevcut halde cumhur, halk kendi başkanını seçiyor olmakla birlikte yine seçimle gelen bir hükümetin de bulunması ister istemez iki başlılık endişesini beraberinde getiriyor. Bu meseleyi kendi mecrasından çıkartarak günlük siyasi tartışmaların mezesi haline getirenler ülkeye de millete de kötülük yapıyorlar. Her alanda değişen, dönüşen, ileriye giden Türkiye'nin bu konuda kısır tartışmaların içine hapsolup kalmasını biz asla kabul edemeyiz."

BAŞKANLIK SİSTEMİ

Bugün dünyanın en ileri ükelerinin "başkanlık sistemi" ile yönetildiğine dikkati çeken Erdoğan, "Niye? Çift başlılık olmaz. Kararda sürat, seri olarak çalışmak lazım. İşte bizler, yıllardır parlamenter demokrasiyle geldiğimiz yer belli ve 2002'de görevi aldık ondan sonra yürüdük fakat şimdi patinajdayız, bu patinajı aşmamız lazım." diye konuştu.

Siyasetin ve siyasetçinin görevinin ülkenin önünü tıkamak değil, tam tersine açmak olduğunu söyleyen Erdoğan, "Bu milletin, geçmişte kendi kavgalarına, kendi hayal dünyalarına dalıp, ülkeyi unutan siyasetçileri nasıl bir çırpıda tasfiye ettiği unutulmamalıdır. Muhalefetin ya Türkiye'yi daha ileriye taşıyacak tekliflerle milletin huzuruna gelmesi ya da ülkenin tekerinin önüne taş koymaktan vazgeçmesi gerekiyor. Önümüzdeki dönemin bu konuda hayırlı gelişmelere vesile olacağına inanıyorum." ifadelerini kullandı.

- "HEDEF BİZİM RABİAMIZDIR"

Türkiye'nin tekerinin önüne taş koyma çabalarının geçmişten beri hiç eksik olmadığını vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Gün olmuştur bu tek parti dönemlerinin zulmü olmuştur, gün olmuştur bu darbeler, muhtıralar olarak karşımıza çıkmıştır, gün olmuştur bu ASALA diye bir Ermeni terör örgütü salınmıştır üzerimize, gün olmuştur 'sağcı-solcu' diyerek, 'mezhep' diyerek, 'köken' diyerek, milletimiz kamplara ayrılıp, birbirine düşürülmeye çalışılmıştır, gün olmuştur ırkçılık yapılmıştır. Şimdi de PKK terör örgütü ve uzantıları, bir yandan DAİŞ denilen proje terör örgütü öte yandan milletimizin huzuruna güvenliğine, geleceğine yönelik saldırılarda bulunuyorlar. Dikkat edin onlarca yıllardır isimler değişiyor, yöntemler değişiyor, üslup değişiyor ama hedef aynı. Hedef bizim Rabiamızdır."

"Ne var bu Rabia'da?" diye soran Erdoğan, "Bu Rabia'da tek millet var, Türkü'yle, Kürt'üyle, Laz'ıyla, Çerkez'iyle, Gürcü'süyle, Abhaza'sıyla, Boşnak'ıyla 79 milyon tek millet." dedi.

Rabia'nın ikincisinin "Tek bayrak" olduğunu belirten Erdoğan, Mithat Cemal Kuntay'ın "On Beş Yılı Karşılarken" şiirinden "Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır / Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır" dizesini okuyarak, "Şu bayrağımızın rengi şehidimizin kanıdır, hilal bağımsızlığımızın ifadesidir, yıldız işte o yere düşen şehidimizin ta kendisidir." diye konuştu.

Rabia'nın üçüncüsünün "tek vatan" olduğunu bildiren Erdoğan, "Vatan nedir biliyor musunuz? Vatan şehidimizin kanıyla yoğrulmuş toprağın ta kendisidir. Eğer bir toprak şehit kanıyla yoğruluyorsa vatandır. Aksi takdirde sıradan tarladır. Tarla başka birşey, vatan başka birşey." ifadesini kullandı.

- "BU VATANI ASLA BÖLDÜRTMEYİZ"

Bu topraklar için çok şehit verdiklerine dikkati çeken Erdoğan, "Şimdi bu vatanı biz asla böldürtmeyiz. 'Güneydoğu'yu şöyle yapacağız, burayı böyle yapacağız' geç o işleri geç. Bak şu ana kadar yedi yüz kadar şehit verdik ama sekiz bine yakın da teröristi etkisiz hale getirdik." değerlendirmesinde bulundu.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulus Akar ile sürpriz bir şekilde önceki hafta Mardin'e, geçen akşam da Cizre'ye gittiklerini ve oralardaki askerlerle iftar yaptığını anımsatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Masamda oturanlardan hepsi, 'böldürtmeyeceğiz' diyorlar. İnanmışlar, sahiplenmişler ve şehadet. Hedef bu. 'Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor / Bir hilal uğruna ya Rab ne güneşler batıyor.' Bizim yavrularımız, bizim evlatlarımız, 'Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda / Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda / Canı, cananı bütün varımı alsın da Hüda / Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda' diyerek gidiyorlar. O teröristler, onlara da halk arasında ne diyorlar, 'pisi pisine gitti' olay bu, fark bu, işte tek vatan."

Rabia'nın dördüncüsünün "tek devlet" olduğunu belirten Erdoğan, "Devlet içinde devlet olmaz. Neymiş o? Paralel devlet. Ne demiştik? İninize gireceğiz ve girdik inlerine. Aileleri böldüler, milleti böldüler, anneyi evladından ayırdılar, kocayı karısından, karısını kocasından ayırdılar. Şimdi güvenlik güçlerimiz de hepsini tek tek topluyor. Himmetmiş, şuymuş buymuş vesaire. Bizim tek devletimiz var, o da Türkiye Cumhuriyeti devletidir, başka bir devlet yok." değerlendirmesinde bulundu.

- "BU MİLLETE İHANET EDEN BUNUN HESABINI VERECEK"

Milli Güvenlik Kurulunun (MGK) son toplantısında alınan kararı anımsatan Erdoğan, "Legal görünüm altında illegal terör örgütlerinden 'Fethullahçı Terör Örgütü' hakkında tavsiye kararı aldık ve Bakanlar Kurulu kararı çıktı, ben de imzaladım, şu anda yürürlüğe girdi, yargıdan da kararlar çıkmaya başladı. Bu millete ihanet eden bunun hesabını verecek, onlar kaçacak biz kovalayacağız. Şu anda kimisi içeride hapiste, kimisi yurt dışında. Dedik ya, 'tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet' bunların." şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Nereden gelirse gelsinler bugüne kadar ne milletimizi bölebildiler ne bayrağımızı indirebildiler ne vatanımızı parçalayabildiler ne de devletimizi yıkabildiler. Allah'ın izniyle bundan sonra da hiçbirini yapamayacaklar. Çünkü biz gerektiğinde bu değerler uğrunda gözünü kırpmadan canını verebilen bir milletiz." dedi.

Bütün bu adımları atarken, gazilere şükranlarını sunarak şifa dileyen Erdoğan, şehitlere de rahmet dilerken yakınlarına da sabır temennisinde bulundu.

- "BU MİLLET DUA ALAN BİR MİLLETTİR"

Şehitlerin, peygamberlikten sonra en yüce makamın sahipleri olduğuna işaret eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bütün bu operasyonlar, bu kahramanlık örnekleri gerçekten milletimizin de cesaretini, her şeyini daha da artırıyor. Şunu hiç unutmayın, bu millet var ya ne dualar alıyor biliyor musunuz? Bu millet dua alan bir millettir. Bu asker, bu polis, bu köy korucusu, bunlar dua alan insanlardır ve morallerinin hep yüksek olduğunu gördüm. Niye? Onlar, o duaya teslim olmuş gözler. Milletimizde ve onun evlatları olan güvenlik güçlerimizde bu inanç, bu kararlılık, bu heyecan olduğu sürece Rabbimin inayetiyle kimse bizi bu yolumuzdan alıkoyamaz."

(Sürecek)

Yorumlara Git

Bakan Yumaklı “Kayıplarımızı geri kazanacağız” Tarımda altın yıl müjdesi

Nerede solcuların o çakma ekonomistleri şimdi? Dolara güvenenler havasını aldı

Vahşice öldürülmüştü! Kübra'dan geriye kalan son doğum günü kutlaması yürek sızlattı

Her 10 kişiden 8'i farkında değil! Gıdaların üzerindeki tüketim tarihinde az bilinen detay!

Türk kızlarına ‘Yunan erkekler sizin’ demiş! Laikçi seküler yaşam ecdadın torunlarını ne hale getirdi