İSLAM
18 Kasım 2024: Günün Âyet ve Hadisi
Sizler için hazırladığımız 'Günün Âyet ve Hadisi' ile 'Günün Sözü' ve 'Kıssadan Hisse'yi sizlerin istifadelerinize (18 Kasım 2024) sunuyoruz...
VAHYİN DİLİNDEN
﷽
مَنْ عَمِلَ صَالِحاً مِنْ ذَكَرٍ اَوْ اُنْثٰى وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَنُحْيِيَنَّهُ حَيٰوةً طَيِّبَةًۚ وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ اَجْرَهُمْ بِاَحْسَنِ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA
"Erkek olsun kadın olsun, kim inanmış bir insan olarak dünya ve âhirete yararlı işler yaparsa kesinlikle ona güzel bir hayat yaşatacağız ve böylelerinin ecirlerini de muhakkak surette yapmış olduklarının daha güzeliyle vereceğiz."
(Nahl Suresi:97) (Meâl Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı)
ALLAH RASULÜ'NDEN ﷺ (Sallellahu Aleyhi ve Sellem)
الْبيِّعَان بالخِيارِ ما لم يَتفرَّقا ، فإِن صدقَا وبيَّنا بوُرِك لهُما في بَيعْهِما ، وإِن كَتَما وكذَبَا مُحِقَتْ بركةُ بيْعِهِما
“Satıcı ve alıcı (söz kesip) pazarlığı bitirdikten sonra birbirlerinden ayrılmadıkça alış-verişi bozup bozmamakta serbesttirler.
Eğer onların her biri karşılıklı olarak doğru söyler (mal ile paranın durumunu olduğu gibi) açıklar ise, alış-verişleri bereketli olur.
Yok eğer gizler ve yalan beyânda bulunurlarsa, alış-verişlerinin bereketi kalmaz.”
(Buhârî, Büyû’ 19, 22, 44, 46; Müslim, Büyû’ 47)
GÜNÜN SÖZÜ
KISSADAN HİSSE
Bazen her sey bizim bildiğimiz gibi değildir
Mahkeme salonunda, seksen yaşlarındaki yaşlı çiftin durumu içler acısıydı.
Adam inatçı bakışlarla, suskun ninenin ağlamaktan iyice çukurlaşmış gözlerini ve bıkkın bakışlarını süzüyordu. Hâkim tok sesiyle, yaşlı kadına: “Anlat teyze, neden bosanmak istiyorsun?”
Yaşlı kadın, derin bir nefes çektikten sonra kısılmış sesiyle konuşmaya basladı:
“Bu adam 50 yıldır bezdirdi beni hayattan...”
Sonra uzunca bir sessizlik hakim oldu, mahkeme salonunda.
Yaşlı kadının gözleri doldu ve devam etti: “Bizim bir sedef çiçegi vardı, çok sevdiğim. O bilmez. 50 yıl önceydi, o çiçeği bana verdiği çiçekler arasından kopardığım bir yaprağı tohumlamıştım, öyle büyüttüm.
Yavrumuz olmadı onları yavrum bildim. Bir süre sonra çiçek kurumaya basladı. O zaman adak adadım.
Her gece güneş doğmadan önce, bir tas suyla sulayacağım onu diye. 50 yıl oldu, bu adam bir gece kalkıp bir kere de bu çiçegi ben sulayayım demedi. Ben, böyle bir adamla 50 yıl geçirdim.
Hayatımı, umudumu, her şeyimi verdim. Ondan hiçbir sey görmedim. Bir kerecik olsun, benim bildiğim görevlerden birisini yapmasını bekledim. Onsuz daha iyiyim, yemin ederim.”
Yaşlı adam bastonla zor yürüdügü kürsüye, o ana kadar suçlanmış olmanın utangaçlığını hissettiren yüz ifadesiyle, hakime yöneldi. Tane tane konustu: >”Askerligimi Reisicumhur köşkünde bahçıvan olarak yaptım. O bahçenin, görkemli görünümüyle büyümesi için emeklerimi verdim.
Esimi de orada tanıdım. Sedefleri de. Ona en güzel çiçeklerden buketler verdim. Ilk evlendigimiz günlerin birinde, boyun ağrısı nedeniyle, onu doktora götürdüm. Doktor çok uzun süre uyanmadan yatarsa, boynundaki kireç sertleşir, kötüleşir dedi. Her gece uykusunu bölüp uyansın, gezinsin dedi. O doktoru pek dinlemedi. Lafım geçmedi. O günlerde, tesadüf, bu çiçek kurumaya yüz tuttu. Ben ona: “Gece çiçek sularsan geçer”, dedim. Adak dilettim. Her gece onu uyandırdım ve onu seyrettim. O sevdigim kadını, yavrusu bildiği çiçekleri sularken seyrettim. Her gece, o çiçek ben oldum sanki.” dedi adam. “Her gece, o yattıktan sonra uyandım. Saksıdaki suyu bosalttım. Sedef, gece sulanmayı sevmez, hâkim bey. “