Aktüel
Prof. Dr. Raşit Küçük Hocamızı vefatının 2. sene-i devriyesinde rahmetle yâd ediyoruz! İslâm’a adanmış bir ömür
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanlığı, Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı ve İslam Araştırmaları Merkezi Başkanlığı görevlerinde bulunmuş ve sayısız öğrenci yetiştirmiş olan hadis ve siyer alimi Prof. Dr. Raşit Küçük, 22 Kasım 2022’de vefat etmişti. Prof. Dr. Küçük, vefatının 2. sene-i devriyesinde öğrencileri ve sevenleri tarafından rahmetle anılıyor.
Hüseyin Yürük
Bundan iki yıl önce, 22 Kasım 2022 tarihinde ebedi aleme irtihal eden Prof. Dr. Raşit Küçük, yerinde bir büyük boşluk bırakarak aramızdan ayrıldı. Hayatta iken, insanın kıymeti ve toplumda hangi sosyal mevziyi tuttuğu yeterince idrak edilemiyor. Biz bu yazımızda onun kendi anlatımından ve dostlarının şahitliklerinden, “Salih insanların anıldığı yere bereket iner” hadisi şerifinden hareketle bir küçük başlangıç yapmaya çalışacağız.
Sevgi Medeniyetinin Dervişlerinden Biriydi
Raşit Hoca geçtiğimiz aylarda vefat eden Prof. Dr. Nazif Gürdoğan’ın tabiriyle bir ‘sevgi medeniyetinin’ dervişlerden biriydi.. O sadece kendi halinde bir derviş değil, bu medeniyetin kozasını ilmek ilmek ören fikir işçilerinden biriydi aynı zamanda…
Prof. Dr. İrfan Gündüz’e göre; Onun Dervişlik anlayışı, “Yâr olup bâr olmamak” şeklinde tebellür etmişti. Hiç kimseye yük olmak istemez ama herkesin yâr ve yardımcısı olmaya çalışırdı. (Uluçam, 2023: 73)
Prof. Dr. Rahmi Yaran’ın anlattığına göre; Onun bir özelliği de emanet ehli, güvenilir bir insan olmasıydı. Gençlik yıllarından itibaren birçok insanın zekâtını ve Allah rızası için yapacağı yardımlarını onun vasıtasıyla yaptığını kendisinden dinlemiştim. O adeta bu tür yardımların toplanıp dağıtıldığı bir merkez idi. (Uluçam, 2023: 104)
Prof. Dr. Selahattin Yıldırım’ın bahsettiğine göre; Raşit Küçük Hoca, hem ilmini hiçbir dünyevi karşılık beklemeden mektepte talebelerine, cami kürsülerinde ve özel sohbet meclislerinde halka yaymaya devam etmiş hem de hayatta yegâne gelir kaynağı olan maaşından ihtiyaç sahiplerine bezletmekten geri kalmamıştır.
Bu hususta da mürşidi Mehmed Zahid Kotku Hoca Efendi hazretlerini örnek almıştır. (Uluçam, 2023: 137-138)
Prof. Dr. Ahmet Emre Bilgili’nin anlattığına göre; Herkes onu o kadar sevmişti ki bir hemşehrileri olarak görmüşlerdi. Belli bir cemaati vardı ama Hoca konum olarak cemaatler üstü idi ve her kesimin sevdiği bir insandı. Bir cemaate mensubiyeti tavsiye ederdi ama cemaatçilik yapmayı uygun görmezdi. Mehmed Zahid Kotku Hocaefendi’nin, ‘Cemaatler cemiyete insan yetiştirir, cemaatlerine değil’ ünlü sözünü hakkıyla tatbik eden bir anlayışa sahipti. Bu felsefeye göre cemaatler cemiyet içerisinde insanı sağlam ve diri tutmak için vardı ve bu da nihayetinde cemiyet içindi. (Uluçam, 2023: 243)
12 Eylül 1980 Askeri Darbesinin mağdurlarından oldu
Raşit Küçük Hoca’nın bizzat kendisi de yıllar sonra cumhuriyetin ilk yıllarında yaşanan travmaların benzerlerinden birinin mağdurlarından olur. O günleri şöyle anlatıyor: “12 Eylül 1980 Darbesinden 3 gün sonra İslam Enstitüsünde müdürlük görevini yürüttüğüm sırada, polisler beni Enstitü’den aldılar. Evimde arama tarama yaptılar, sonra Erzurum Üniversitesi’nin içinde bir karakol var, oraya götürdüler. Ben şunu bekliyorum tabii, benim suçum yok, sicili kötü olan bir insan da değilim. Herhalde bana bir şeyler sorup bırakacaklar. Gittik, orada biraz kaldım, bir şeyler sorup kayıt tuttular, sonra kapalı bir arabayla götürüp beni hangar gibi büyükçe bir yere tıktılar.
Fevkalade kötü şartlarda kalıyoruz nezarethane denilen bu yerde. 30 kişiyiz, çok sönük bir lamba var, hiç pencere yok, kapalı bir yer. 15 kişilik yatacak yer var. “Sırayla yatın” diyorlar. Bir tabak yemek geliyor, yenmesi mümkün olmayan. Çok kurumuş ekmekler veriyorlar, idare edin diyorlar. Bir tabak yemek 5 tane kaşık “sıra ile yiyin” diyorlar. Ekmek yok, verdikleri de askerden kalmış asla dişin kesmeyeceği şekilde katı ekmekler.
İlk sıralar böyle son derece gayr-ı insani muamelelerle karşılaştık. Kaldığımız yere bir gaz tenekesi koydular. “İhtiyaçlarınızı bunun içine yapacaksınız” dediler. Su yok, bir şey yok.
Böyle felaket bir durum. Oraya yapıyor millet ihtiyacını başka çaresi de yok ve o teneke taşıyor kaldığımız yerin içine doluyor. Sonra tenekeyi dökün, burayı temizleyin diyorlar.
Bu nasıl bir işkencedir, bu olabilir bir şey midir? Gelip giden görevliler var söylüyoruz aldıran yok, birkaç gün böyle devam etti. Sonra tuvalete çıkarmaya başladılar. Tabii abdest alamıyoruz. Teyemmümle namaz kılıyoruz. Tuvalete çıkardıklarında da günde bir defa gideceksiniz şartını koydular. (Küçük, 2023: 305-306-307-308)
Sonraki dönemlerin İçişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay da Erzurum’daki o hapishane günlerinden şöyle bahsediyor: Raşit Beyle birlikte Erzurum’da 12 Eylül darbesi sonrası öğrencilere ilgimizden dolayı uzun gözaltı günleri ve sorgular yaşadık. İslamî kesimden, önce Yüksek İslam Enstitüsü’nden Raşit Bey gözaltına alındı, uzun sorgulamalardan geçti, çok baskılar uyguladılar. (Uluçam, 2023: 41
Prof. Dr. Raşit Küçük kimdir?
1947 senesinde Antalya ili Akseki ilçesi Menteşbey köyünde dünyaya geldi. İlkokulu köyünde okudu. 1966 senesinde Antalya İmam-Hatip Okulu’ndan mezun oldu. Beş ay süre ile Akseki Müftü memurluğu ve Müftü vekilliği görevinde bulundu. Aynı yıl girdiği Konya Yüksek İslâm Enstitüsü’nden 1970 senesinde mezun oldu. Erzurum İmam-Hatip Okulu Meslek dersleri öğretmenliğine tayin olundu.
Bu okulda dört sene öğretmen ve idareci olarak çalıştı. Girdiği imtihanı başararak 1975 senesinde Erzurum Yüksek İslâm Enstitüsü Hadis ve İslâm Ahlâkı öğretim görevliliğine tayin edildi. Burada öğretim görevlisi ve idareci olarak yedi sene hizmet etti. 1981 senesinde, İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü’ne naklen tayin olundu.
1979 senesinde Erzurum Atatürk Üniversitesi İslâmî İlimler Fakültesi’nde başladığı doktora çalışmasını, 1983 yılında Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde tamamladı. “Kur’an ve Sünnette Sevgi Kavramı-Özellikle Allah Sevgisi-” konulu bu çalışma, “Sevgi Medeniyeti” adıyla kitaplaştırıldı ve yayımlandığı 1990 yılında Türkiye Yazarlar Birliği’nin fikir dalında Birincilik Ödülü’ne layık görüldü.
1997 senesinde doçent, 2003’de profesör oldu. Fakülte Kurulu ve Fakülte Yönetim Kurulu üyeliklerinde bulundu. Beş yıl süre ile Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanlık görevini yürüttü. Üniversite Senatosu ve Üniversite Yönetim Kurulu üyelikleri yanında Yüksek Öğretim Kurulu İlahiyat Milli Komitesi üyeliği ve Yüksek Öğretim Kurulu Yurt Dışı İlahiyat Alanı Denklik Alt Komisyonu Başkanlığı yaptı.
Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) aslî üyesi oldu. İlmî ve akademik çalışmaları hadis ve siyer alanlarında yoğunlaştı. Aynı zamanda çok sayıda vakıf, dernek ve sivil toplum kuruluşuna kurucu ve üye olarak katkıda bulundu.
2011-2014 yılları arasında Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu başkanlığı yaptı ve buradan emekli oldu. Aynı yıl başladığı Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Araştırmaları Merkezi (İSAM) başkanlığı görevini 2022 yılı Eylül ayına kadar sürdürdü. 22 Kasım 2022’de 76 yaşında İstanbul’da vefat etti ve Fatih Camii hazîresine defnedildi. Mevla rahmet eylesin.
Prof. Dr. Esad Coşan Hoca’nın dergilerinde etkin rol aldı
Dr. Müjdat Uluçam’ın naklettiğine göre; Raşit Küçük Hoca, 1983 yılından itibaren yayın hayatına başlamalarına vesile olduğu İslâm, İlim ve Sanat, Kadın ve Aile, Gülçocuk gibi dergilerin yayın politikalarının belirlenmesinde aktif görev aldı.
Bu dergilerden özellikle, tirajı yüz binin üzerinde seyreden İslâm dergisinde her ay “Bir Ayet, Bir Hadis” başlıklı yazıları ile Türkiye’de ses getiren bir yazar hüviyetini kazandı. Prof. Dr. Esad Coşan Hoca’nın riyasetiyle çıkan bu dergilerin yönetilmesinde son derece etkin görevler aldı, kendi ifadesiyle “Hayatının en mutlu günlerini yaşadı.”
Türkiye’de ilk kez bir Hadis Enstitüsü’nün kuruluşunu ve hocalığını yaptı. Kendi fakültesinden mezun ettiği binlerce öğrencisinin yanında, bu enstitüde de birçok akademisyen yetiştirdi.(Uluçam, 2023: 403)
Dindar siyasetin rehberlerinden biriydi
Raşit Küçük Hoca, her dönem milli görüş siyasetinin teorisyenlerinden, rehberlerinden ve ileri gelenlerinin danışmanlarından biriydi.
Hoca, milli görüş lideri ve partileri üzerindeki katkısından şöyle bahsediyor: “Bir övünme vesilesi olarak değil ama bir güven alameti olarak söylüyorum. Erbakan Hoca bazen bendenizi çağırır, mesela “Falan ilde bir problem var oraya git, oradakilerle görüş, bize bir rapor hazırla” dediği çok olmuştu” (Küçük, 2023: 183)
Prof. Dr. Bünyamin Erol, onun siyasetteki rehber kişiliğini şöyle anlatıyor: Bize yıllar önce merhum Necmettin Erbakan ile heyet olarak Libya’ya gidişini anlatmıştı. Erbakan Hoca’nın yaptığı bir konuşmasında ilmen tashih edilmesi gereken bazı hususlar olduğunu fark edince, bunu önce Lütfi Doğan hocaya, sonra Yasin Hatiboğlu’na söylemiş, ancak her ikisinin de bundan kaçınması üzerine bizzat kendisi tashih yapmak zorunda kalmıştı.
Bunun üzerine Erbakan Hoca: “Gel bakayım Raşit kardeşim, bize senin gibi hatalarımızı düzeltecek insanlar lazım!” diyerek onu kucaklamış ve çok takdir etmişti. Raşit Hoca, imanı, ilmi ve bilinci gereği Müslümanların geleceği konusunda dert ve dava sahibi bir Müslüman olarak Türkiye’nin geleceği adına siyasetle de ilgilenmişti. Sırasıyla Erbakan, Özal ve Erdoğan dönemlerinde bazı partilerin kurucuları arasında yer almış, arka planda kendisiyle istişare edilen bir merci olmuştur. (Uluçam, 2023: 310)
Prof. Dr. İshak Emin Aktepe, Raşit Hocanın bu anlamdaki vakur tavrını bir başka örnekle anlatıyor: Raşit Hocam “Büyüklerin hatalarını uygun bir usulle düzeltmek gerekir” diyerek şöyle bir anısını anlattı: Üstad Necip Fazıl Kısakürek, bir gün gençlerle sohbetinde bir hadis okuyor. Fakat ne yazık ki hadisin Arapçasını doğru okumuyor. Raşit Küçük Hocam bunu farkediyor ve sohbet boyunca acaba Üstad’ı nasıl ikaz edebilirim diye düşünüyor. Sonunda şöyle bir çözüm aklına geliyor: Sohbet bitince ben söz alayım ve o hadisin Arapça metnini doğru okuyarak hadisle alakalı bir soru sorayım. Üstad böylece hadisi yanlış bildiğini farketsin ve okuyuşunu düzeltsin. Raşit Küçük Hocam gerçekten de bu düşündüğünü yapıyor. Fakat hadisin Arapçasını doğru okuyunca Üstad Necip Fazıl, Raşit Hocama karşı “Hadisi doğru okuyun” diye mukabelede bulunuyor. Raşit Hocam elbette susuyor ve sohbet bitiyor.
Gel zaman git zaman bir müddet sonra Üstad ile Raşit Küçük Hocam bir mecliste karşılaşıyor. Üstad, Raşit Küçük hocama hitaben “Siz o sohbette aslında benim yanlışımı düzeltmek istediniz ama ben anlamadım. Hadisin doğrusunu öğrendim” diyor.
Anlaşılıyor ki Üstad’ı sonraki zamanlarda birisi doğrudan ikaz etmiş. Hasılı Raşit Küçük Hocam saygısı, hassasiyeti, nezaketi ve inceliği ile temayüz etmiş bir şahsiyetti. (Uluçam, 2023: 398-399)
Başkan Erdoğan ile yakın dosttu
Raşit Hoca sonraki dönemlerde Başkan Recep Tayyip Erdoğan’a danışmanlık görevinde bulunmuştu. 1994’te İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı seçilen Erdoğan’ın Raşit Hoca’yı kendisine danışman tayin etmesiyle, aralarındaki alaka yeni bir evreye girmiş oldu. Recep Tayyip Erdoğan’la geçmiş yıllara dayanan yakın bir dostluğu vardı. Bu dostluk çerçevesinde; gençlik çalışmalarından, İBB Başkanlığındaki belediye hizmetlerine, AK Parti’nin kuruluşundan, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığına varıncaya kadar her dönem kendisiyle istişare edilen ve danışılan bir kişi olmuştu.
Prof. Dr. Ömer Dinçer o günlerden şöyle bahsediyor: 1994 yılında, Recep Tayyip Erdoğan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığını kazandıktan kısa bir süre sonra benim koordinasyonumla bir istişare heyeti oluşturuldu. Bu heyette yine Raşit abi ilk aklımıza gelen isimlerden biriydi. Bu heyet aylık olarak toplanıyor, geçmiş ay içinde gelişen durumu analiz ediyor, öneriler sunuyor ve ülke meselelerinin çözümü için stratejiler geliştirmeye çalışıyordu. Burada üretilen bilgi ve çözüm yöntemlerini Başkana veya ilgili siyasi aktörlere sunuyorduk. (Uluçam, 2023: 173-174)