Aktüel
'Baasçılık = Kemalizm, Esad = Atatürk mü?'
Hukukçu Yazar Ömer Faruk Uysal, 'Baasçılık = Kemalizm, Esad = Atatürk mü?' başlıklı bir yazı kaleme aldı.
İşte Uysal'ın kaleme aldığı o yazı;
Türkiye'de Kemalistler, Beşşar Esadın yenilip Rusyaya kaçmasına, kendileri yenilmişçesine üzüldüler! Bu durumun Türkiyenin aleyhine fakat, ABD ve İsrail'in lehine olduğunu söylediler. Halep kalesi ve Şam'da (Emevi camiinde) vs. açılan Türk bayraklarına, Türkiyeden dönen ve Suriye’de mukim onbinlerce Suriyeli kardeşin, Türkiyeye minnettarlıklarına da gıcık oldular. En fazla da, Emevi Camiinde İbrahim Kalın ve diğer müminlerce kılınan namazlara!
Kemalistleri Baas rejimi ile, Esadları, Mustafa Kemal ile, böylesine yakınlaştıran nedir? Çünkü, Kemalist rejim ile Baas rejimi, Atatürk ile Esad, ideoloji, politika ve yöntemleri itibariyle birbirlerine çok yakındırda ondan!
Baasçılık Irak'ta Saddam döneminde, Suriye’de son 61 yılda hakim olan ve diğer Arap devletlerini de az çok etkilemiş olan bir fikriyattır. Sekülerizm (laiklik), Arap milliyetçiliği, pan-Arabizm ve Arap sosyalizmi, ilkelerine dayanır. Marksistler gibi dine karşıdırlar fakat, Marksist sınıf mücadelesini de, Arap birliğini engellediği gerekçesiyle reddetmişlerdir.
Kolaylıkla tahmin edileceği gibi, otoriter, totaliter, tek ve öncü bir "parti-devlet"i benimseyen, başka her türlü görüş ve partiyi reddeden, halkı zorla aydınlatma endokrinasyonunu (beyin yıkamayı) esas alan, tek tipçi, faşizan cumhuriyetlerdir. Doğal olarak, başka dinlerle ve halklarla, barış ve istikrar halinde yaşamış oldukları, "Osmanlı dönemin"den, halklarının sempatisi rağmına nefret ederler. Hem Irak, hemde Suriye Baas rejimleri, askeri darbelerle iktidar olmuşlardır! Elbette Irakta Saddam, Suriye’de ise baba-oğul Esadlar koyu, zalim birer diktatördürler.
Müslüman halkları ile derin bir çatışma halinde olduklarından, zindanlar, işkencehaneler, yargısız infazlar, en azından, halkı aşağılayıp, baş öğretmenlik taslamalar gırla gider. Cahil ve aciz halkı adam etme ve Türkiyede olduğu gibi halktan, büyük kurtarıcıya, parti devlet ve diktatöre, tam bir minnet ve itaat içinde olmayı beklerler.
Saddam Irakın, Esad ise, Suriyenin kurtarıcısı, halaskarı, baş öğretmeni, sebeb-i vücudu ve haşa yaratıcısıdır! Cumhuriyet diktatörlüklerinden önceki İslam tarihini reddederler, Arapları uyuşturduğunu söylerler. Modernist, Batı hayranı ve Avrupa özentisi züppelikten öte de geçemezler. Halklarını inim inim inletirler! Hem Saddam, Hem de baba-oğul Esad, ülkelerinin Atatürk'ü olmaya heves
etmişledir. Arabistan veliahd prensi Selman dahi, "ülkemin Atatürk'ü olacağım" diyor da, bizim Kemalistler ise zevkten dört köşe oluyor. Özgürlük ve demokrasi talepleri ancak bununla sınırlıdır çünkü!
Bizde ilk Cumhuriyet dönemi darbesi olan 27 Mayısın faillerinden binbaşı Orhan Erkanlı'nın da dediği gibi; "Geri kalmış ülkeler, kendi ordularının işgali altındadır!" ( ABD darbesi sırasında, gizli Atatürkçüler örgütü üyesi ve sonrasında CHP mebusu, hatta, devlet gazetesi Hürriyetin de genel müdürlüğünü yapmış olan şahıs!) İşte Irak ve Suriye'de, az gelişmiş ülkeler olarak, kendi orduları tarafından işgal edilmişlerdir. Yani Saddam ve Hafız Esad, askeri darbelerle ülkelerini işgal etmiş, asker kökenli, Cumhuriyetçi, iki diktatördür
Irak ve Suriye, Türkiyeye'ye benzer olarak, büyük kurtarıcı diktatörlerinin resim ve heykelleri ile doludur! Ülkede herşey onlarla başlar ve biterdi. Hiçbir resmi toplantı, Saddam ve Esada minnet ifadeleri olmaksızın başlayamazdı. Bu rejimlerin üç önemli özelliği de şudur. Birinci dünya savaşından sonra ortaya çıkan, Osmanlı bakiyesi köksüz, İslam ve Osmanlı muazzam müktesebatlarını inkar ve reddeden, suni, yeni yetme ve yapay devletçiklerdir! Halklarına dayanmadıkları ve kadim olmadıklarından, İngiltere, ABD ve Rusya gibi devletlerin emrinde ve sığınaklarındadırlar. ABD, İran ve Rusya'ya muvafık, Türkiye'ye muhaliftirler. Hiçte emperyalist olmayan Osmanlıyı emperyalist, ABD, İran ve Rusyayı ise iyi bir müttefik olarak yutturmak isterler. Saddam Irak'ının %60'ı Şii olduğu halde, sözümona laisist Sünni Saddam, Suriye halkının %85'i Sünni olduğu halde, görünürde Şii-Alevi Esad baştadır! Nasılda "halka karşı halk için" bir kötücül rejimlerdir! Bunu nerden hatırlıyoruz acaba?
Sekülerist Arap ulusçuluğuna dayandıkları için de, Türkmen, Kürt, Türk, Ezidi, halklarını yok sayıp, sindirme politikaları uygularlar! Kürt ve Türkler, Müslüman din kardeşleri olarak dahi değerli sayılmazlar!
Daha fazla detaya girmeden, Kemalistlerin, ırkçıların ve İslam karşıtlarının, neden aynı zamanda Saddamcı, Baasçı ve Esadcı olduklarını anlıyor muyuz? Aslında milliyetçilikler, düşmanlarıyla kendilerini tanımlar ve de birbirlerini beslerler. Yani Arap ve Türk ulusçuluğu, birbirlerinin zıddı ve düşmanı oldukları halde, seküler, laisist, İslam düşmanlığında da buluşurlar! Esad ve Saddam yası tutmaları bundandır. Esma Esad ne kadar da başörtüsüz, modern ve laik bir kadındır! Zübeyde ve Latife
hanımlar bile öyle değilken!
Hazır ve taze Suriye özeline gelirsek. Ülke halkının üçte ikisi, vatanlarını, evlerini-barklarını, eşyalarını, işyerlerini, tarlalarını, akrabalarını, anne-babalarını, topraklarını, herşeylerini, bırakıpta, cıscıbıldak, başta Türkiye, olmak üzere, başka ülkelere sürüldüler ve kaçtılar? Baasçı Esad rejimi; sayısı 1,5 milyona varan, kendi halkını neden ve nasıl hunharca katletti? Ya başta Sednaya olmak üzere onlarca zindan, işkenceler, mahalle içlerinde bile işkencehaneler! Zulümler, katiller, aşağılamalar, toplu mezarlar, devlet(rejim) terörü ve tedhişi! Heryerlerden pıtrak gibi ortaya çıkan, kardeş Mahir Esadın yönettiği uyuşturucu imalathaneleri, narko-devlet! Anlaşıldıki, halksız, ekonomisi tamamen felç olmuş bir diktatörlük, büyük ölçüde böyle finanse edilmiş. Böylelikle, kaç tane insan evladı, kaç tane Türk genci ve ailerinin hayatı karartıldı? İnsan düşmanı, İslam düşmanı, ırkçı, kötücül, faşist bir rejim! Esad ailesinin sarayları, göz kamaştıran servetleri, onlarca aşırı pahalı otomobilleri dahi dert değildi!
İran ve Rus, hatta İsrail ve ABD desteği, ve egemenlikleri, olmadan asla ayakta duramayan, çürümüş, edilgen, kolu kalkmaz olmuş, ağır hasta, kanser bir rejim! Petrolüne, ABD desteğinde PKK (YPG) nin el koyup rejime bile satan acz içinde bir (Uluslararası hukukta) başarısız bir devlet. Kendi üzerine çökmekteyken bile, Özel;" Esadla Türkiye görüşsün" Fatih Erbakan; "İran, Esad ve Muhalifler birlikte orta yol bulsun" politikaları! (Dikkat! Fatih Erbakan, Türkiye'yi ısrarla işin dışında tutarken, İran ve Esadı hala aktör sayması. İran komşu bile değilken!)
Baas rejimi askerleri geri çekilirken, çekildikleri her yeri ve savaş alet ve gereçlerini, PKK'ya bırakmasını dahi dert etmediler! İran ve Rusya terkedip gitmişken bile, Rusya, İran, Esad, için üzülmek, yasını tutmak! Tarih dışı kalmak, ateş ve duman etrafı, mahalleyi, sarmışken, kahve içmek, saç taramak! Anakronizm!
Bir defa daha şundan emin olduk. En güncellenmiş, "helalleşme", "demokrasi, " bizim de hatalarımız var" diyen, yanına Akparti eskileri, Milli Görüş, DEM, İP, Ümit Özdağ, Süleymancılar ve marjinal bir Nurcu grubu vs alan CHP, en fazla bu kadar demokrat olabilir! Zulme, diktatörlüğüğe, katliamlara, bir halk hapishanesi Baas rejimine, en fazla bu kadar karşı çıkabilir! Yani, peşinden hüngür hüngür ağlar.
Diktatör heykellerinin yıkılmasına, resimlerinin parçalanmasına, milyonlarca mazlum sürgünün, muhacirin, yuvalarına,
vatanlarına dönmesine bu kadar mı kahrolunur? Demek CHP tekrar iktidar olup, tek parti gücüne de ulaşsa, tek parti zulüm, katliam, idam, ve despotizmine, aynen sarılacak! Prof. Dr. sosyalist Baskın Oran, ne kadar da haklı. "CHP değişmez, değişirse CHP olmaz!"
Hepsini anladık ta, YRP ve SP; CHP ile Kemalist olduktan sonra, niye Esadla Baasçı da oldular? Kendi ordusu ve diktatörünün işgali altındaki Suriye mazlum halkı, işgali bitirip, kendi devletlerine el koymalarının tasası, niye Milli görüş ve CHP'ye düşüyor? Siyaseten yanıldınız, kötü yola düşüp, savruldunuz da; ahlak, vicdan ve merhametinizi de mi, hepten kaybettiniz? Ali İlahtır diyen zalim Baas rejimiyle, rejime cinayet ve katliamlara destek veren takiyyeci Acem ve Şii ideolojisi ile böylesine bir muhabbetle nasıl "Milli görüşçü" olarak ve "milliyetçi"kalacaksınız? Baasçı Arap, takiyyeci Acem, milliyetçiliğine mi tav oldunuz? Apo'nun PKK'yı yıllarca Şam'dan yönetmesi, İranın bölücü PKK'yı yıllardır desteklemesi de mi, sizi rahatsız etmiyor?
Ey milli görüşçü kardeşler; (siyasal) İslamcı, yerli, milli, Sünni, antikemalist, antibaasçı, olmayı neden ve nasıl bıraktınız? "Biz Şii, Sünni, Alevi, ayrımı yapmayız, o kadar İslamcıyız" derseniz bunu herkes anlar. Fakat Suriye’nin ancak %10'nu teşkil eden, Baas partisinin patronu Nusayriler, Sünni olmadıkları gibi, Şii ve Alevi'de değiller! Aliilahi(Ali Tanrıdır), Hulul (Tanrı Alinin bedenindedir)'e inanırlar. Bu Şilikte de , Alevilikte de, Sünnilikte de, şirktir, küfürdür! İslamın en temel ilkesi Tevhidin ağır bir ihlalidir. Günahları kendi boyunlarına, kimse bu sebepten Nusayrilere zulmetmesin. Onlara mukabele etmesin. Fakat kardeşler, siz Aliilahinin ve buna dayanarak yaptıkları zulümlerin, nesini sevdiniz! İnsan bilerek ayağına sıkar mı? Denize düştünüz de yılana mı sarılıyorsunuz? Politika değişince, itikadda mı değişiyor? Baasçıların, Kemalistlerin, Takiyyecilerin, peşinde ve onlarla beraber tarihe mi gömülmek istiyorsunuz? Kemalistler, heykellerin yıkılmasını galiba üzerlerine aldılar. Türkiyede de olur mu endişesi yaşayıp, empati yaptılar. Kemalistlerle birlikte, diktatörlerin heykellerinin yıkılmasına, veya resimlerinin yırtılması mı üzüldünüz yoksa? Bu Kemalist travma sizde de mi var?