Gündem
Devşirme kanunlarla olmaz! Ailenin kurtuluşu öze dönüşte
Kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamada 2025 yılının “aile yılı” ilan edildiğini açıklayan Başkan Erdoğan’ın sözleri kamuoyunda sevinçle karşılandı. Aile STK’ları, Türk aile yapısının güçlendirilmesi için Batı’dan devşirilen kanunlar ile süresiz nafaka, soyadı birliğinin zedelenmesi, zina serbestisi gibi sorunların da çözülmesi gerektiğini dile getirdiler.
BUĞRA KARDAN MUHAMMET KUTLU
Kabine Toplantısı sonrası yaptığı açıklamada 2025’in ‘aile yılı’ ilan edildiğini açıklayan Başkan Erdoğan’ın sözleri kamuoyunda sevinçle karşılandı. LGBTİ gibi sapkın akımlara karşı önemli çalışmaların gerçekleştirilecek olmasını olumlu bulan aile STK temsilcileri, Türk aile yapısının ruh kökünü hedef alan Batı tandanslı yasalarla süresiz nafaka, soyadı birliğinin zedelenmesi ve zina serbestisi gibi sorunların çözülmesini istedi.
Aile kurumunu daha da güçlendirecek tedbirlerden bazıları şöyle:
Kadına şiddeti önleme gerekçesiyle hazırlanan ve duvara toslayan Batı tandanslı 6284 sayılı kanun yerine Türk örf, adet ve geleneklerine uygun milli bir yasa hazırlanmalı.
Tam 37 yıldır boşanan erkeği mağdur ederek yeni yuva kurmasını engelleyen ‘süresiz nafaka’ zulmüne son verilerek, İslam’ın belirlediği ‘iddet süresi’ kriterine dönülmeli. Yahut nafaka bir yılla sınırlandırılmalı.
Başta ABD olmak üzere Avrupa ülkelerinin ve karanlık vakıfların fonladığı, ülkemizde ise CHP ve ortağı DEM’in desteklediği LGBTİ dernekleri kapatılarak sapkınlığı savunanlara ağır müeyyideler uygulanmalı.
Zina yeniden suç sayılarak, “Benim bedenim benim kararım” diyen seküler yobazların parklarda, caddelerde uluorta halde işler hâle geldikleri fuhuş yasaklanmalı.
Medeni Kanun’un 187’nci maddesinin Anayasa Mahkemesi kararı gereği iptal edilmesiyle kopan ve aile adı olan ‘soyadı’ birlikteliği yeniden sağlanmalı.
Alkolü ve uyuşturucuyu özendiren yayınlara son verilmeli.
Virüs gibi yayılan sosyal medya çılgınlığı kontrol altına alınmalı, popüler olmak uğruna milli ve manevi değerlerin iğdiş edildiği sanal uygulamalar sıkı bir denetime tabi tutulmalı.
SÖYLEM DEĞİL EYLEM ŞART
Akit’e konuşan Aile Mağdur Hakları Platformu Başkanı İlhan Ergincan, şunları dile getirdi: “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 2025’i ‘Aile Yılı’ ilan etmesini önemli bir hamle olarak görüyoruz. Bu hamlenin söylemde kalmaması ve ailenin korunması için elden gelenin yapılmasını diliyoruz.
Aileyi koruyacak tedbirleri de biliyoruz. Bu tedbirleri süresiz nafakanın en fazla bir yılla sınırlandırılması, kadının sözlü beyanına delil şartı getirilmesi, zinanın yeniden suç sayılması, LGBTİ derneklerinin kapatılması, sapkınlığı savunanlara ağır yaptırımlar uygulanması olarak sıralayabiliriz.
Yine ilgili birimlerce sadece kadınlar ve çocuklara dair söylemlerin yahut projeler yerine ailede erkeğin de olduğunu unutmadan çalışmalar yürütülmesi gerektiğini ifade edebiliriz. Bunun yanında muhakkak ve muhakkak ev hanımı sigortası hayata geçirilmelidir, Aile Fonu oluşturulmalıdır, ahlâk dışı yayınlar yapılması önlenmelidir. Aileye zarar veren yapımlar yayından kaldırılmalıdır. İlaveten içki, uyuşturucu belâsına karşı savaş ileri taşınmalıdır. Bu saydığım maddeler yerine getirilmeden sadece ‘Aile Yılı’ söylemi, havada kalacaktır. Söylemden öteye gitmeyecektir. Genç nüfus azalmaya, boşanmalar artmaya ve evlilikler azalmaya devam edecektir.”
LGBTİ BÜYÜK BİR SORUN
Ankara Hanımelleri Derneği Başkanı Asiye Mutlu ise şunları kaydetti:
“Aileyi korumak toplumu korumaktır. Günümüzde aile kavramının çok basite indirgenmiş olduğunu görüyoruz lâkin bir çağın başlangıcı, bir toplumun gelişimi bir ülkenin geleceği aile içinde şekillenir. Aile, toplumu oluşturur. Fakat bilinçli bir toplum bilinçli bir aileyle oluşur. Günümüzde aileye önem verileceği kadar ebeveynlerin ve çocukların eğitimlerine, bilinçlenmelerine ve davranış şekillerine de özen göstermeliyiz. Bir aile ne kadar bilinçli bir şekilde gelişirse ülkemizin geleceği de o kadar bilinçli bir şekilde gelişecektir. Özellikle bu çağda çok yaygın olan LGBTİ adı altında aile yapısını bozan ve pek çok toplumsal soruna yol açan bu hastalık, bizlerin en büyük sorunudur. Bu sorunu çözmek de başlıca olarak biz ebeveynler ile geleceğin anne ve babalarına düşmektedir. Bu yüzden bizler, kendimizi en iyi şekilde eğitmeli, milli ve manevi değerlerimizi de gelecek nesillerimize en güzel şekilde aktarmalıyız.”
KURULUŞ AYARLARINA DÖNÜLMELİ
Türkiye Aile Meclisi Başkanı Adem Çevik de şunları söyledi: “Görüyoruz ki ‘aile yılı’ ilan edilen afişte anne ve baba ve üç çocuk var fakat büyük anne ile büyük babaya yer verilmiyor. Önceden nüfus planlaması vardı. Bir ve iki çocuk teşvik edilirdi. Cumhurbaşkanı’mızın söylemiyle çocuk sayısı üçe çıktı. Ama bakıyoruz Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın afişinde büyük anne ile büyük baba yok. Biz çocuklarımızı anneden koparıp anaokuluna, kreşe veriyoruz, ama kendi çocuğuna bakan insanları cezalandırıyoruz. Onlara hiçbir teşvik vermiyoruz. Anneleri istihdama teşvik edip aileden koparıyoruz, sonra bakıcı tutması için teşvik veriyoruz.
İsviçre kanunları insanımızı bozdu
Bu bir kenara Cumhurbaşkanı’mızın çocuk haczi konusunda sesimize kulak vermesi, onun kaldırılması güzel. ‘Aile yılı’nda genetiğiyle oynanmış aile gerçeğinin sonunda farkına vardık. Bir asır sonra ‘Bu elbise bize dar’ demeye başladık. İsviçre’den altığımız kanunlar, bizim insanımızı bozdu. Çocuklarımız ateist oldu, deist oldu, feminist oldu, bazıları ise cinsi sapıklığa kurban gitti. Fıtratımıza uygun anayasa ve yasalar yapılması lâzım. Bu devletin kuruluş ayarlarına dönmesi lazım. Eğitim sisteminde Allah yok. Allahsız bir matematik, fizik, kimya, biyoloji dayatılıyor. Bütün çocuklar bizim çocuğumuz. Ayriyeten süresiz nafaka uygulaması, evliliğin zorlaştırılması aileyi bitiriyor.
Bir çocuk yapana, asgari ücretin üçte birini, iki çocuk yapana asgari ücretin üçte ikisini, üç çocuk yapana asgari ücret gibi teşvikler getirmemiz lâzım. Çocuklarımıza cinsi sapıklığa teşvik edenlere karşı dava açmamız lâzım. Bu, insanlık suçudur. Yine genç kızlarımız açık geziyor. Hiç kadın tacizci haberini gördünüz mü? Öbür yandan evlilik kolaylaştırılmalı. İnsanlar noterden evlenebilmeli ve boşanabilmeli. Mehir uygulaması da getirilmeli. Ve kadın cinayetleri konusunda hiçbir kuruluş samimi değil. Cinayeti kısas önler. Hatta terör de kısasla önlenir.”