AKİT MENÜ

Gündem

BBP Lideri Mustafa Destici’den özel röportaj! Yolsuzluğun zırhı Cumhurbaşkanlığı adaylığı

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, “İmamoğlu’nun hızlıca CHP’nin Cumhurbaşkanı adayının açıklanmasını istemesinin birkaç sebebi var. Birincisi CHP içindeki diğer rakiplerini elimine etmek. İkincisi, kendisi hakkında süren davalar. Bir de usulsüz diploma meselesi var. İmamoğlu Cumhurbaşkanı adaylığı zırhını üzerine giyerek, bunlardan sıyrılmak istiyor. Yoksa daha seçimlere üç yıla yakın bir zaman var” diye konuştu.

Haber Merkezi

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Akit’e verdiği röportajda CHP’nin erken seçim telaşından, CHP’li İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ortada seçim yokken neden Cumhurbaşkanı adayı olmakta acele ettiğine, PKK’nın silah bırakmasına yönelik çağrıyla hareketlenen süreçten Suriye’de yaşanan olaylara kadar gelişen gündeme ilişkin konulardaki görüşlerini açık yüreklilikle ifade etti.

CHP’nin erken seçim telaşını neye yoruyorsunuz? Türkiye’nin erken seçime ihtiyacı var mı?

Hem Türkiye’nin erken seçime ihtiyacı yok. Hem de erken seçim olmaz. Seçimler büyük ihtimalle 2027 son baharında yapılır Meclis’in alacağı bir erken seçim kararıyla. CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel ve bazı parti yöneticileri, ‘2026 Mayısına kadar erken seçim olacaksa biz varız, ama ondan sonrasına biz yokuz’ gibi söylemlerde bulundular ama ben bunun bir karşılığı olmadığını düşünüyorum. Çünkü Cumhur İttifakı, Sayın Cumhurbaşkanı ya da AK Parti tarafından yapılacak bir erken seçim çağrısına muhalefet hayır diyemez. İsterse altı ay önce olsun, isterse bir yıl önce olsun. Ne dünyada ne de Türkiye’de bunun bir örneği yok. Hele ki iktidar erken seçim çağrısı yapıyorsa muhalefet buna ‘evet’ demek durumunda. Çünkü evet demezse seçimden kaçmış pozisyonuna düşer.

CUMHURBAŞKANI ADAYLIĞI ZIRHINI GİYEREK DAVALARDAN SIYRILMAK İSTİYOR

CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, henüz erken seçim söz konusu değilken neden partisinin Cumhurbaşkanı adayı olmak üzere girişimlerde bulunuyor?

Sayın Ekrem İmamoğlu’nun hızlıca CHP’nin Cumhurbaşkanı adayının açıklanmasını istemesinin birkaç sebebi var. Birincisi CHP içindeki diğer rakiplerini elimine etmek. İkincisi, kendisi hakkında süren davalar. Bir de usulsüz diploma meselesi var. İmamoğlu Cumhurbaşkanı adaylığı zırhını üzerine giyerek bunlardan sıyrılmak istiyor. Yarın mahkeme aleyhinde bir karar verdiğinde, bir mahkûmiyet ya da siyasi yasak kararı geldiğinde, ya da diplomayla ilgili bir olumsuzluk çıktığında, ‘ben Cumhurbaşkanı adayı olduğum için, kazanacağımı gördükleri için benim önümü kestiler’ diyebilmek için bir an önce adaylığını ilan etmek istedi. Yoksa daha seçimlere üç yıla yakın bir zaman var.

Sen İBB Belediye Başkanısın. Türkiye’nin en büyük mega kentinin belediye başkanısın. İstanbul hizmet bekliyor. Dünyada şu anda trafik sorunu noktasında İstanbul birinci sırada. En büyük trafik sorunu İstanbul’da. Deprem tehlikesi var. İstanbul’un çözüm bekleyen onlarca meselesi var. Göstermelik kent lokantaları, göstermelik yardımlar, göstermelik hizmetler İstanbul’un problemlerini çözmüyor. İstanbullunun derdine deva değil. İstanbullunun en büyük beklentisi trafik sorununun çözülmesi. İkincisi ve en büyük korkusu deprem korkusu. Yağışlar iyi olmasa suyla ilgili hiçbir yatırım yapılmadı. Kalıcı, İstanbullunun hayatını kolaylaştıracak hiçbir yatırım yok. Herhangi bir baraj, metro, viyadükler, yollar, kavşaklar yapılmadı. Depremle ilgili ön alıcı, hazırlık çalışmaları yapılmadı. Trafik sorunu kat be kat büyüyerek gidiyor. Millet Cumhurbaşkanı adayı olsun diye İBB imkanlarıyla, bütün Türkiye’yi gezmesi için oy vermedi. Cumhurbaşkanı seçimlerinin zamanı gelir. Aday olursun, gezersin. Ama şu anda yaşananlar İstanbulluya haksızlık diye düşünüyorum.

ANA MUHALEFET PARTİSİ KURULTAYIYLA İLGİLİ ŞAİBELER ÜZÜCÜ

Ana muhalefet partisi CHP’nin kurultayının davalık olması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ana muhalefet partisinin büyük kurultayı ile ilgili şaibelerin gündeme gelmesi üzücü. Üstelik bunlar, dışarıdan değil, CHP’nin kendi içinden gelen iddialar ve ihbarlar. Başka parti tarafından değil. Konu şu anda mahkemede olduğu için fazla şey söylemek istemiyorum. Ama konuşulanlar gerçekten kabul edilebilir, ahlaki şeyler değil. Muhakkak ki bu iddialar tümüyle araştırılacak ve gerçek ortaya çıkacaktır. Siyasi partilerin kurultaylarıyla ilgili Siyasi Partiler Yasası ve tüzüğe göre işlem yapılır. Buradaki mesele kurultayın işlemiyle, evrakıyla alakalı değil. Buradaki mesele, bir usulsüzlükle, siyasi etiğe uymayan davranışlarla ilgili. Bir rüşvet meselesinden bahsediliyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin imkânlarıyla kongrenin etkilendiği ve delegelere cep telefonundan tutun da nakdi yardıma, işe almaya kadar büyük bir şaibe olduğunu görüyoruz. Bütün bunlar ortaya çıkarılacaktır.

HELİKOPTER KAZASINDA KURTARMANIN SABOTE EDİLDİĞİ ÇOK AÇIK

Şehit Genel Başkan Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekilerin hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin yargı sürecinde son duruma ilişkin bilgi verir misiniz?

Geçtiğimiz günlerde Sayın Adalet Bakanımız ile görüştük. Bir bakan yardımcımız da vardı görüşmede. Biz bu meselenin tüm şüpheler giderilerek aydınlatılmasını istiyoruz. 16 yıl oldu. Artık bizim de sabredecek, bekleyecek halimiz kalmadı. Hem bizim hem tabanımızın, hem milletimizin.

Davalar açıldı, soruşturmalar devam ediyor ama ortada olayı netleştirecek bir sonuç yok. Şüpheler var. Bazı şüpheler 16 yıl önce neyse aynen duruyor. Mesela helikopteri savaş uçakları mı düşürdü? İlk gün de bu şüphe vardı. Karbonmonoksitten mi zehirlendiler? Hâlâ bu bir şüphe olarak duruyor. Netleşmiş değil. Arama kurtarmanın sabote edildiği çok açık. Bir suikast ya da sabotaj sonucu mu olay oldu, yoksa kötü hava koşulları sonucunda mı? Bunu ortaya çıkaracak olan bağımsız yargıdır.

Biz ilk günkü ciddiyetle meseleyi takip ediyoruz. Daha önce ana soruşturma dosyasıyla ilgili iki kere takipsizlik kararı verildi. Biri 2014’de, biri 2016’da. Biz yaptığımız itirazlarla bunları kaldırttırdık. Şu anda Kahramanmaraş’ta 20 kişinin yargılandığı dava devam ediyor. Davanın sonuçlanmasıyla gerçeklerin ortaya çıkmasını ümit ediyoruz. Sonuna kadar takipçisi olacağız.

SİLAH BIRAK ÇAĞRISI YAPILDI AMA TÜRKİYE İÇİNDE PKK YOK

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla başlayan ve Abdullah Öcalan’ın örgütün silah bırakmasına ilişkin açıklamasıyla devam eden sürece nasıl bakıyorsunuz?

Bizim kurulduğumuz günden beri, rahmetli Şehit Başkanımız Muhsin Yazıcıoğlu’ndan beri bir duruşumuz var. O da şudur: Biz terörle, teröristle müzakere yoluyla sonuç alınacağına inanmıyoruz. Daha önce bunlar denendi ve sonuç alınamadığı gibi ülke olarak ağır bedeller ödemek zorunda kaldık. Hep terör tarafı kârlı çıktı. Mücadele, terörün tüm unsurlarına karşı topyekûn edilir.

Bugüne kadar topyekûn mücadele edilseydi PKK terör örgütü 40 yıl varlığını devam ettiremezdi. Bırakın Türkiye’yi, Irak’ta, İran’da, Suriye’deki yapılarını da kuramazdı. Geçmiş dönemde Türkiye terörün tüm unsurlarına karşı topyekûn mücadele vermedi. Asker dağda teröristle mücadele ederken, Meclis’te teröristler var olmaya devam ettiler. Sivil toplum örgütlerinde var olmaya devam ettiler. Hayatın içinde var olmaya devam ettiler. Belediyelerde var olmaya devam ettiler. PKK’ya terörist başı tarafından silah bırak çağrısı yapıldı. Ama zaten şu anda Türkiye içinde PKK yok. Silahlı bir terör örgütü yok zaten yurt içinde. Peki DEM Parti söylemlerinden vaz geçti mi? Çağrı öncesi ve sonrasında bir değişiklik var mı? Yine siyasi bölücülük yapıyorlar.

Gerçeklerden uzaklaşmamalıyız. Hayallere kapılmamalıyız. Kararı Abdullah Öcalan, DEM Parti, ya da Mazlum Abdi vermeyecek. Murat Karayılan, Duran Kalkan vermeyecek. Bu kararı verecek olan ABD ve İsrail. Onları kuran, besleyen, büyüten, destekleyen onlar. Zaten desteklerini çekerlerse terör örgütü varlığını sürdüremez. Türkiye ezer geçer. Onlar bu kararı verecek. Eğer onlar PKK’yı gözden çıkarmışlarsa o zaman başka.

TÜRKİYE’NİN SURİYE ÜZERİNDE CİDDİ BİR AĞIRLIĞI VAR

SDG’nin Suriye merkezi hükümetiyle anlaşmasına ilişkin görüşleriniz nedir?

Öcalan’ın çağrısının ardından Suriye’deki PKK kolu ‘anlaşma bizi kapsamıyor’ dedi. Suriye’deki anlaşmanın bu çağrıyla ilişkili olduğunu düşünmüyorum. Orada SDG ile Colani’yi masaya oturtan güç ABD. Türkiye de anlaşmalarını istedi. Türkiye’de orada çok güçlü. Türkiye’nin Suriye merkezi hükümeti üzerinde çok ciddi bir ağırlığı var. Bunu herkesin görmesi lazım. Lakin PYD/YPG’nin legalleşmek için kendilerine taktığı Suriye Demokratik Güçleri (SDG) adıyla Şam hükümetiyle masaya oturması iki ayrı devletin masaya oturması gibi. Niye Türkmenler gibi başka gruplarla anlaşma yapmadı da bunlarla yaptı? Çünkü ABD’nin, Amerikan Özel Kuvvetleri’nin desteğiyle Fırat’ın doğusunu ellerinde tutuyorlardı. Bunları masaya oturtan bir güç var. SDG, PYD/YPG kazandı bu anlaşmayla. Varlığını kabul ettirdi. Meşruiyet kazandı. Anlaşmanın maddeleri ikinci plandadır. Anlaşmanın içeriğine baktığınızda da YPG kendi kurumsallığını koruyor.

Kuzeyde bir bölgesel yönetimin kurulabilir

İleride Irak bölgesel yönetimi gibi Suriye’nin kuzeyinde bir bölgesel yönetimin kurulabilir. Bizim düşüncemiz bu. Keşke DAEŞ Ayn El Arab’a girdiğinde keşke Türk ordusu girseydi oraya. 70-80 bin insan Türkiye’ye sığındı o zaman. Ben onları ziyaret ettim. O zaman beş kanton kurduruldu onlara. Her birinin ABD ordusunun eğittiği 10 bin silahlı adamı var. ‘Suriye ordusu üniforması giyecekler, ama burada kalacaklar’ dediler. Bir şey daha yapıyorlar. Arada kalan bazı bölgelerde nüfus yapısını değiştirmek için adımlar atıyorlar. Mesela Tel Abyat’ın tamamı Arap. Ama sağını solunu taşıma nüfusla değiştiriyorlar. Tel Abyat’a, Resulayn’a göz diktiler. Oralardan da Türkmenleri, Arapları çıkarıp kendi etnik kimliklerini taşıyanları getirecekler. Burada uyanık olmalıyız. Bizim için en ciddi tehdit orası.

CHP VE TİP SİYASİ MEZHEPÇİLİK YAPIYORLAR

Suriye’de Esed artıklarının başlattığı isyan ve çatışmaların CHP ve TİP gibi partilerce Türkiye’ye çekilmeye çalışılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu çok yanlış. Türkiye’deki siyasi partilerin önceliğinin Türkiye ve Türk milleti olması lazım. Bunu açıklıkla söyleyeyim. İkincisi bu partiler daha düne kadar katil Esed rejimi tarafından Suriye’de yüz binlerce masum sivil insan öldürülürken, milyonlarcası yerinden yurdundan edilip sürülürken, bütün şehirler yakılıp yıkılırken bir kere bile ses çıkardılar mı? Orada zulüm oluyor, katliam oluyor, Esed katliam yapıyor dediler mi? Demediler. Neden, çünkü katliamı yapan Nusayrilerdi, katliama maruz kalan da Sünni Müslümanlardı onların gözünde. Biz hepsine insan gözüyle bakıyoruz. Ama onlar öyle baktılar. Hatta hükümete ‘Bizim ne işimiz var Suriye’de’ dediler. Suriye’nin içişlerine müdahale etmeyin dediler. Hatta Esed’in kaçtığı gecenin bir gün öncesinde CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Suriye’ye gidip Beşar Esed’le görüşmekten bahsediyordu. Burada inanılmaz bir ikiyüzlülük ve sahtekârlık var. O zaman Esed’in bombalarından kaçanlar Türkiye’ye sığındığında ‘almayın’ diyorlardı. Şimdi ‘Türkiye müdahale etsin’ diyorlar. Cumhurbaşkanımıza hakaretamiz, hadsizce üslupla çağrıda bulunup hem olayların durdurulmasını hem de bir koridor açılıp bütün Nusayrilerin Türkiye’ye alınmasını istiyorlar. Türkiye mazluma her zaman sahip çıkar. Türkiye kimliğine, etnik kökenine bakmaz. Ama CHP ve TİP siyasi mezhepçilik yapıyorlar. Mezhep üzerinden bölücülük yapıyorlar. Çok tehlikeli. Orada bir Nusayri kanaat önderi olduğu söylenen biri ‘ya Türkiye sahip çıkar ya da İsrail’den yardım isteriz’ diyor. İsrail’den yardım isteyen birisi haindir, net. Bence Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarılıp Tel Aviv’e postalanmalıdır. Öyle birisi Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşı olamaz. Biz Alevisiyle Sünnisiyle, Kürdüyle, Türküyle bir milletiz. Bizdeki Alevi Bektaşi canlarla oradakilerin bir alakası yoktur. Zaten inançları da yaşantıları da düşünceleri de farklıdır. Ama özellikle Alevi ismini kullanarak bütün Türkiye’deki Alevileri hareketlendirmeye çalışıyorlar. Alevi başka bir şeydir, Nusayri başka bir şeydir.

Yorumlara Git

ABD'de kar alarmı! 10 bine yakın uçuş iptal edildi

Suriye'de flaş gelişme! Ateşkesin süresi doldu

Sıcak saatler! Rusya vuruldu

Fatih Karagümrük - Galatasaray CANLI ANLATIM

Bakan Kurum, Özgür'ü yerin dibine soktu