AKİT MENÜ

Okur Postası

'Hasretle Geçen Yıllar: Bir Uygur Evladının Gecikmiş Vedası'

Gazetemiz okurlarından Abdülhalik Kara 'Hasretle Geçen Yıllar: Bir Uygur Evladının Gecikmiş Vedası' başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Haber Merkezi

Bir yakının kaybı her zaman derin bir acı bırakır, fakat bu kaybı bir yıl gecikmeli öğrenmek, tarifsiz bir boşluk yaratıyor. Babamın bir yıl önce vefat ettiğini ancak bugün öğrendim. Sanki yılların sessizliği bir anda üzerime yıkılmış gibi hissediyorum. İnsan, sevdiklerini kaybettiğinde en azından onların son anlarına dair bir şeyler bilmek, cenazelerine katılmak, mezarlarının başında dua etmek ister. Ama Doğu Türkistan’da Çin yönetimi, yalnızca yaşamlarımızı değil, ölülerimizi de bizden çalıyor. Benim acım, sadece kişisel bir yas değil; bu, sevdiklerinden haber alamayan binlerce Uygur’un ortak hikayesi. Bir gün dönüp sarılma umuduyla bekleyen, ama sonunda sevdiklerinin çoktan hayatta olmadığını öğrenen insanların hikayesi.

Babam, evlat sevgisini her şeyin üstünde tutan, hayatı boyunca sadece ailesi için yaşayan bir adamdı. O, bizimle geçirdiği her anı değerli sayar, en çok evlatlarının güvenliği ve mutluluğunu isterdi. Ancak hayatının son yedi yılını, iki oğlunun sesini bile duyamadan, onların hasretiyle geçirdi. Biri, Çin’in Uygurlara yönelik baskıları nedeniyle suçsuz yere hapsedilmiş, diğeri (benim) eğitim için gittiği gurbet ellerde sürgüne mahkûm edilmişti. Babam, bizden bir haber almak, sesimizi duymak için yedi yıl bekledi. Belki her gün gözlerini kapatmadan önce bizi düşündü, belki de rüyalarında bizimle konuştu ve muhtemelen son nefesinde de adımızı sayıklayarak bu dünyadan göçtü. Oğullarının akıbetini bilmeden, görmeden, belki de son ana kadar bir umut taşıyarak.

Ve ben, babamın vefatını tam bir yıl sonra öğreniyorum. Yedi yıl boyunca onun hayatta olup olmadığından habersiz yaşadım. Onun yok olduğunu bilmeden, sanki hâlâ bir yerlerde nefes alıyor gibi… Babam artık yok ama onun içindeki o derin hasret, bizimle birlikte yaşamaya devam edecek.

Kısıtlı, çekinceli iletişim yollarıyla vefat ettiğini öğrenebildim. Ama nasıl vefat etti, neden vefat etti? Son anlarında ona kim eşlik etti? Cenaze namazı kılındı mı? Nereye defnedildi? Hatta bir mezarı var mı yok mu? Bunları bilmiyorum.

2017’den bu yana milyonlarca Uygur ve diğer Türk halklarından insanlar toplama kamplarına gönderildi. Aileler parçalandı, anne babalar çocuklarından koparıldı, kardeşler birbirinden habersiz kaldı. En temel insani hak olan iletişim hakkı ellerimizden alındı. Birçok aile, tıpkı benim gibi, sevdiklerinden haber alamadan geçen yılların acısını yaşıyor. Yüzbinlerce çocuk yetim kaldı; anneler, babalar ve kardeşler birbirinden koparıldı. Bu, yalnızca bireysel trajedilerin değil, bir halkın yok edilmeye çalışılmasının hikayesidir. Kimi zaman, yakınlarımızın hayatta olup olmadığını dahi öğrenmek mümkün olmuyor. Anne-babalar çocuklarının nerede olduğunu bilmeden hayata veda ediyor. Telefon görüşmeleri, e-posta ve sosyal medya iletişimleri sıkı kontrol altına alınmış. Özellikle yurtdışında olan yakınlarıyla iletişim kurulduğunda, Uygurların yurtdışı safahatlarını ve iletişimlerini bile suç sayan yetkililer tarafından ağır cezalandırılmaktadır.

Babam, bizi beklerken öldü. Biz, ona veda bile edemedik. Ve belki de en acısı, biz onun öldüğünü bile zamanında öğrenemedik. Çin’in soykırım politikaları, babamın ömründen 7 yıl çaldı ve sonunda hayatını da aldı. Ağabeyim, hiçbir suçu olmadan 8 yıldır ailesinden koparıldı; çocukları, en çok ihtiyaç duydukları dönemde babasız büyümek zorunda kaldı. Ben ise yıllarca onların durumundan habersiz yaşadım. Bütün bunlar, Uygurların maruz kaldığı acıların yalnızca bir örneği; bu, koparılan milyonlarca Uygur’un ortak trajedisidir.

Yorumlara Git

Efeler Belediyesi'nde ihale değil 'Siyasi Baskı' masası: 'Önümüz Seçim' tehdidi!

Dünya bu palavrayla çalkalanıyor! Trump'ın füze hesabı alay konusu oldu!

Fikret Orman, Burak Elmas, Hakan Sabancı, Kerim Sabancı ve Didem Soydan hakkında flaş karar

CHP beceriksizliği saç baş yoldurmaya devam ediyor! “500 metre yol aylardır bitmedi!”

Amcası para kulelerinin mimarıydı! Yeğen Keleş'ten 170 milyon liralık savunma...