Aktüel
'Bir kahraman veya sahtekar olarak İmamoğlu!'
Hukukçu yazar Av. Ömer Faruk Uysal, 'Bir kahraman veya sahtekar olarak İmamoğlu!' başlıklı bir yazı kaleme aldı.
İşte Av. Ömer Faruk Uysal'ın kaleme aldığı o yazı;
Toplumun bir kesimine göre İmamoğlu bir kahraman, suçsuz. Sosyalist devrimci Z. Livaneli'ye göre, ekmek kadar temiz su gibi aydın, yiğidim aslanım. Diğer toplum kesimine göreyse, sahtekar, yalancı, hırsız.
Erdoğan'ı yenecek tek adam ve siyasi bir operasyonla önü kesiliyor. Veya milletin 565 milyarını çalan bir hırsız, hukuk gereğini yapıyor.
Neredeyse kimse, acaba işin gerçeği nedir diye sormuyor. Hem masumiyeti hem de suçluluğu konusunda iki zıt önyargı var. Kimse gerçek yargıya bakmıyor.
Bendeniz burada suçlamaların ve dosyaların içeriğine girerek, bir hüküm cümlesi kurmayacağım. Bir başka açıdan bakmaya çalışacağım. Mesela şu olamaz mı? Üçüncü bir ihtimal olarak. Evet, siyasi boyutu da olan bir soruşturma, ama aynı zamanda ciddi suçlar ve delilleri de var!
Türkiyenin, belki dünyanın bir gerçeği; siyasi iktidarlar rakiplerini, etki ettikleri yargı vasıtasıyla elimine etmek isteyebilirler. Az görülmüş bir şey değil. Ama iktidar ve muhalefetten, birçok belediyenin gerçek yolsuzluğu da sıradan bir durum. Siyasetin finansmanında her zaman kötü kokular. Nitekim Beşiktaşın hem önceki hem sonraki belediye başkanları, Beykoz, Şişli, Beylikdüzü belediye başkanları ve tutuklanan ekipleri için böyle bir infial yok. Adeta kabullenilmiş bir durum! 2019-2023 tarihleri arasında CHP'li belediyelere 236, AKPARTİ'li belediyelere 225 soruşturma izni çıkmış! Bunları duymuyoruz bile!
İmamoğlu ve ekibi yolsuzluk yapmaz, yapmış olsa dahi Akp döneminde yargılanamaz. Suçlar delilli, ispatlı. N'olcak, Akp'liler yapmıyor mu? Zaten Erdoğan'ın da diploması yokmuş! Lakırdıları çok, ama kimse iddia ve delillere bakmak istemiyor. Bakan görmüyor, görmek istemiyor. Gören kabullenmiyor.
İktidarların elindeki güç ile, muhalefeti bastırma eğilimi kadar önemli bir gerçekte şu; Muhalefet adayı, iktidar (diyelim) tacizlerinden güçlenerek çıkıyor, kahraman olabiliyor. Türk milletinin bu konudaki tutum ve reflekslerini herkes biliyor. Seçim kazanmak isteyen bir muhalif, ah bir mahkumiyet alsam da, mağdur bir kahraman olsam diyor. Unutmayalım, Erdoğan bir Ziya Gökalp şiiri okudu diye, jet ve göstermelik bir mahkumiyetle, İBB başkanlığından zindana gönderildi. Sonraki seçim başarılarında bunun çok etkisi var. Erdoğan'nın tecrübesi bu tuzaklara düşmeyecek kadar fazla. İmamoğlu ise tam da bu stratejiyi izliyor. Basit bir mahkumiyet ve kahramanlık! Bu sebeple Ordu Valisi için "itlik yapmıştır", YSK'nın yüksek hakimlerine "ahmaklar" diye hakaret edebiliyor. Bunlar TCK ya göre elbette suç teşkil ediyor. Kimseye, hele ki, kamu görevlilerine, üstelik kameralar önünde, " itlik yaptı", "ahmaklar " diyemezsiniz. Bir bedeli olur. Ama İmamoğlu için bedel, mağdur edilmiş bir kahraman rolü oynamak.
Ekrem beyin bu stratejisi video görüntüleri ile ispatlı. "Ahmaklar" hakaretinden karar çıkacağı gün, Meral ablasıyla beraber İBB 'de müjde bekliyorlar. Beraat değil, mahkumiyet müjdesi! Müjdeyi alınca kahkaha atarak ablasıyla birbirine sarılıyor. "Eveet herşey yeni başlıyor" lafını ikiside sevinçle tekrar ediyor. Peşinden Saraçhanede, seçim otobüsü üzerinde günlerce, mahkumiyet kahramanlıkları kutlamaları. Kılıçdaroğlu çok bozuluyor tabi, Almanyadan apar topar dönerek, mağduriyet tiyatrosunda o'da rolünü oynuyor. Akşenere de ne oluyor, sonuçta bu bir CHP mağduriyeti, pardon oyunu. İmamoğlunu Erdoğan mı zorladı. İt, de, ahmaklar de, diye. Bu nasıl bir iktidar mağduriyeti oluyor?
Şurası muhakkakki, adalet duygusu ve mağdur yanında durma refleksi, Türk milletinin asil bir ahlaki davranış kodudur. Fakat bunu tiyatral yapmacıklarla istismar etmek ise ahlaksızlıktır, alçaklıktır. Sun'idir, sahih değildir, sırıtır. Ayrıca, şiir mağduriyeti ile, devasa yolsuzluklar, uyduruk diploma, Kandil'in adamlarını belediyelerde istihdam, hiçte benzer suçlar değiller. Erdoğan'ın istemeden yaşadığı sahih sürecin, sahtesini kurgulayarak ve oynayarak zorlamak, taklit etmek, milletin ferasetine takılmayacak mıdır?
Gerek diploma, gerek ilçe belediyeleri soruşturmaları, gerekse, İBB soruşturmalarının ihbarcıları, müştekileri, delil ibraz edenleri, hep CHP içinden. Mesela diploma şikayetini bir Memleket Partili, yani Muharrem İncenin adamı yapmış. Diğerleri hepten CHP'li. Kamuoyu, yargı ve hükümet böyle haberdar oluyor. Kendim ettim kendim buldum, meselesi. CHP kurultayını ha Kılıçdaroğlu ha İnce kazanmış, hükümet için ne farkeder? Kurultay şaibeleri de tamamen chp'li delegeler tarafından dillendiriliyor.Yargı'da soruşturma başlatıyor. Kiptaş evleri, yüklü dövizler, işe almalar, telefonlar vs. Hepsi CHP'lilerce söyleniyor. CHP'yi iyi bilenler, öyle bir mezhepsel örgütlenme var ki, Atatürk gelse, kurultayı kazanamaz dediler. Ama Özel, çok sürpriz bir şekilde kazandı. Kılıçdaroğlu' da sırtımdaki hançerler deyip durdu. Bu elbette Erdoğan'ın değil, İmamoğlu ve Özel'in hançerleriydi! Kılıçdaroğlu hançercilere birşey yapmadan durur mu? Kurultay iptali davasını, CHP adayı Lütfü Savaş açmad mı? Haltı yiyen, ihbar eden, belge veren hep CHP'li, fakat yargı operasyonu yapan hükümet! Yani, hükümetin bir şey yapmasına hiç gerek yokki. Kimse, ne kurultay şaibesi de demiyor, diyemiyor. Herkes bildiği ve delillendirildiği için, olağanüstü kurultaya, Özel kendi götürüyor. Bayram değil, seyran değil. Yargı bunları soruşturmayacak da ne yapacak? Peki böyle bir tablo hükümetin işine gelir mi? Gelir tabi, gündemde de tutar. Benzer bir tablo olsa muhalefet te aynını yapar! Siyasetin doğası bu. Ama burada günahkar CHP.
Bu olayda en dikkat çekici durum şudur; Yakalanıldığında çok ağır sonuçları olacak hukuksuzluk konusunda nasıl bu kadar tedbirsiz, dikkatsiz ve abartılı oluyorlar?
İmamoğlu, bana dokunamazlar, dokunsalar kahraman yaparlar, özgüvenine sahip. Bu sebeple, Cumhurbaşkanına hitaben; "Hadi silkelesene, gel de silkele bakim" diyebildi. Keza, mahkum olduğu ahmak davası için; "İstinaf, mahkumiyetimi onayamaz, onarsa, Yargıtay safhasına kadar hükümet düşer." dedi. Yani, hükümetin yerinde olsam, aleyhimdeki yargı süreçlerini değil cesaretlendirmek, önlerdim, diyor ki, doğru söylüyor. Böyle bir özgüven, böyle bir dokunulmazlık zırhı tahayyülü!
Ayrıca, seçime üç yıldan fazla bir süre olduğu halde, tek aday olarak girdiği bir acayip temayül yoklaması sonucu, CHP resmi adaylığı zırhı da kuşanmak istedi. Sezgin Tanrıkulu, bunu açıkça itiraf etti. Yargı, tüm muhalefetin, CHP'nin, tek adayına mı dokunacakmış, aklınıza şaşarım! Bu dokunulmazlık özgüveni boşuna da değil. Milyonlar sokağa dökülür, " CHP uyuma, hırsızına sahip çık"ar. Ve öyle oldu.
Bu psikolojiyi destekleyen bazı kabuller var. "Kanunlar örümcek ağına benzer, sinekler takılır, şahinler deler geçer." Ekrem bey delip geçeceğine inandı. Veya,
Milyonla çalan mesned-i izzette ser-efraz,
Bir kaç kuruşu mürtekibin cay-ı kürektir.
Yani büyük çalarsan, Saraçhane medyası kurar, ana muhalefet partisini şaibeyle ele geçirir, "sen benim kim olduğumu biliyor musun, geleceğin Cumhurbaşkanıyım" da dediğinde, tutabilene aşkolsun. Nitekim Capasity AVM patronu, haraç talebini reddedince, "sen geleceğin Cumhurbaşkanına karşı mı geliyorsun" diye tehdit edilmiş!
Şu marazi psikoloji, İmamoğlunu öyle ele geçirmiş ki, canlı yayınlarda, bu iddialar için, sadece, "buna cevap vermem, bana ciddi sorun var mı? Muhatap almıyorum, hatırlamıyorum, sen hazırlıklı gelmişsin, ben unuttum, ben sizin herhangi bir konuğunuz değilim" gibi kaçak ve sorumsuz cevaplar verdi. Seçim vaatleri ve beyannameleri ile kendini bağlı saymıyor. Hatırlatınca salağa yatıyor. Hepsinin birer yalan olduğunu anlıyorsunuz, fakat konuşturamıyorsunuz. Üzerine bir şey yapışmayan teflon tava!
Seçim öncesi, kentsel dönüşümü 5 yılda kesin bitiririm derken, seçim sonrası, yüz yılda bitmez, Akparti niye yapmamış diyor. Tv'de, Kanal İstanbul depremi tetikler diyor, Celal Şengörü bağlıyorlar, yanlış diyor. Ben öyle demedim diyerek, on dakika öncesini yalanlıyor. Böyle onlarca kocaman yalan. Hiçbir yakalanma kaygısı, hicap, esintisi bile yok. Savcılıkta da, mahkemede de aynısını yapmış! İddiaları inkar edip te izah edemiyor. Muhatap bile olmam diyor. Ben kendimi millete emanet ettim, suçlu da olsam yargı dokunamaz diyor.
İmamoğlunun yargı süreçleri tamamlanana kadar, masumiyeti ve suçlululuğu kesin değil. Ancak kesin olan şeyler var. 1- Üniversite sınavında en düşük puanla alan bir bölümü dahi kazanamamış! Artık tembellik mi, yoksa zeka sorunu mu bilinmez. 2-Diploması diyelimki geçerli olsun. Dolaşan 4/5 video ile sabit ki, İngilizce asla konuşamıyor. İÜ İngilizce İşletme mezunu biri sular, seller gibi İngilizce konuşur demi. I am okey de nedir? Şu halde İÜ İngilizce işletmeye yatay geçişi hukuki olsa dahi, mezuniyeti asla sahih değil! 3-Yukarıda belirttik, yargının suçlarına asla dokunamaycağı ve dokunursa da bir kahraman olacağı stratejisini güdüyor. 4- CHP ve tüm muhalefet, yıllardır iktidar açlığı ve lider yokluğu çekiyor. Bir efsaneye inanmak istiyor. Çünkü AKPARTİ ve Erdoğan gözlerinde şeytanlaştırılmış. Karşısına terlik veya kola kutusu konsa da onu seçeriz diyorlar. İmamoğlu kurduğu Saraçhane medyası, TÜSİAD ve Küresel emperyalizm, İngiltere vs arkamda olduğuna göre top atsalar yıkılmam zehabına kapılmış.
İçinde bulunduğumuz durumu İbn Sina çok güzel açıklıyor. "Hiç kimse görmek istemeyen kadar kör; duymak istemeyen kadar sağır olamaz." Yine de 'anlamak' yalnızca bir 'algı' sorunu değil; tersine çoğu kez bir 'niyet' hatta 'ahlak' sorunudur...! Koca koca ünlü yazarlar, İmamoğlunun videolarını görsem, hatta kendi itiraf etse dahi, bizim için, aydan arı, sudan durudur, diyorlar!
Bundan sonra ne olur? Gösteriler kısa zaman sonra sönümlenir. CHP bu yükü daha fazla sahiplenemez, taşıyamaz da. Kahramanınız bir sahtekar ise, onunla fazla yol yürüyemezsiniz. Özel, iki forvetim var diyordu. Biri sakatlandı. Mansur bey sözde forvetti, hiç CHP'li sayılmadı. İmamoğlu gibi bir medyası da yok. CHP'nin adayı muhtemelen Özel olacak. Yani, Ekrem beyin ancak yancısı olabilen bir yedek oyuncu. Kolay değil, Ekrem abisi ona CHP genel başkanlığı hediye etmişti. Ama politika bu, düşenin dostu olmaz. İngiliz, Amerikan, Alman manda çağrıları da işe yaramadığına göre, zoraki fakat hevesli aday, Özel'dir. CHP lise mezunu ve yolsuzluk ve terör davaları olan bir adayla, sonununa kadar gidilmeyeceğini bilecek kadar feraset sahibidir sanıyorum!
Daha önemlisi ve sahnenin arkasındaki gerçek; İmamoğlunun oyun dışı kalması, üvey evlat Mansur Yavaşın, sırtından hançerlenmiş Kılıçdaroğlu ve mezhebdaşlarının, genel başkanlığı iplenmeyen Özgür Özel'in ve pek çok CHP'li yetkilinin işini kolaylaştırdı! Şimdiki, CHP'nin ve tutuklanan CHP'lilerin arkasındayız görüntüsü çok kısa zamanda, "ölenle ölünmüyor kardeşim" reelpolitiğine keskin bir dönüş yapacak, İmamoğlu unutulacaktır. "İmamoğlu eğer aklanabiliyorsa, aslansın gelsin, CHP'nin geleceğini düşünmek zorundayız kardeşim'e" dönecektir!
"Ekremime dokunma" mitinglerinde en fazla atılan sloganlar; "Mustafa Kemalin askerleriyiz" ve "Ne mutlu Türk'üm diyene." Bir de, bazı tıp fakülteleri bile, üstelik hocalarıyla beraber, "Gençliğe Hitabe" ve "Andımız" okudular. CHP Sosyalist Enternasyonal üyesi bir parti. Mitinglere çok aşırı sol örgütler, hatta terör örgütleri dahi, flamaları ile katıldılar. CHP ilçe başkanı, kağıttan, Gençliğe Hitabe'yi okurken, iki defa, "şerait" yerine "şeriat " dedi ve bazı yanlış okumalar daha yaptı. Alanlardakiler, bunun üzerine yuhaladılar. Bir kadın milletvekili, durumu kurtarmak için, Mustafa Kemal'in askerleriyiz sloganı attırmak istedi, gaz verdi fakat olmadı! Hangisine yanarsın? Elindeki metni okuyamamaya mı? Uğur Mumcunun dediği gibi, soygun yaparken Atatürk maskesi kamuflajına mı?
Sol ve sosyalizm bu mu? Irkçılık, burjuva Kemalcilik, Karun kadar zengin Laz müteahhit ne yapsa kabulümüzcülük. Marksizim, özel nülkiyete bile karşı değil miydi? Ümit Özdağ'ın, ırkçı, sığınmacı düşmanı, faşist, Zafer Partililerle sosyalistler ne zaman kardeş oldular? "Gençliğe hitabe" ergenliği, "Andımız" çocukluğu, ülkeyi soyarken takılan Atatürk maskesi hiç mi bitmeyecek? Türkçülük, Atatürkçülük, Sosyalizm ve militarizm ile yolsuzlukları daha ne kadar savunacaksınız?
Sokağa çıkan kalabalıklar, demokrasilerde önemsenir. Fakat ciddi yolsuzluklar, en azından iddiaları varsa bu yargının konusudur. Peki kalabalıkları kim, nasıl, ikna edecek? Ve bu mümkün müdür? Bence mümkünatı yok! Çünkü, Kılıçdaroğlu, Can Ataklı, Fatih Altaylı vs. liderler, yazarlar, aydınlar, bir türlü TOOG'a ikna olmadılar, inanmadılar. CHP'liler, Şehir hastanelerinin faydalı değil de zararlı olduğuna inanıyorlar. Milli Harp sanayiin harikaları da aslında iyi değilmiş, hatta kötüymüş. Geldiklerinde dokunacaklarmış. Türkiye'de herşey, ama herşey, eskisinden çok daha kötüymüş, Türkiye batmış! Kimse de demiyor ki, herşeyin bu kadar kötü olduğu, batmış bir ülkede, hükümet nasıl 25 yıldır seçimleri kazanıyor, yıkılmıyor? Bu nasıl muhalefet? Muhalefetteyken dahi başarısızlar! İslamın değil de Kemalizmin kutsal olduğuna inanmış bir kitle. Atatürk bir yarı-tanrı! En akıllıları, büyük entelektüel İlberOrtaylı bile, "Kemalizm kutsaldır" diyor. Siz bu insanlara, büyük kurtarıcı, ikinci Atatürk, İmamoğlunun, ufak bir kusuru olduğuna dahi inandıramazsınız. Rasyonel bir zeminde değiller, makuliyet kaybı şedid. Muharrem İnce, kendi seçmenlerini ikna edemedi, bunlar şizofren dedi.Türkiye'de belki iktidar sorunu da var. Ama daha büyük bir muhalefet sorunu var. Gerçeklerin çok uzağındalar. Erdoğan'ın karşısına kimleri çıkarıyorlar? "Ekmek için Ekmeleddin", "Gel bakalım Muharrem", 15 defa yenilmiş Gandhi Kemal, CHP'lilerin tabiriyle (özür dileyerek) tipitip Özgür. Ve artık lise mezunu, 560 milyarın hesabının sorulduğu yatay Ekrem. Nasıl olacak bu iş?