Gündem
İçeride ölüyordu dışarıda gülüyor
Akit’in “Dışarıda turplar, içeride hastalar” manşeti üç günde doğrulandı. Terör soruşturmasından tutuklanan İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, ev hapsine çıkarken, kendisini karşılamaya gelenlere, “Bir yerlerde otururuz dedim ama başka bir gün” demesi dikkat çekti.
Turp gibi
Polat’ın çıkar çıkmaz “İstanbul gecelerine akma” sözü vermesi, hem sağlıklı olduğunu, hem de “ev hapsi” müeyyidesini fazla ciddiye almadığını gösterdi. Polat’ın dışarıya çıkar çıkmaz sağlığına kavuşması, Akit’in 8 Nisan tarihli “Dışarıda turplar içeride hastalar” manşetiyle okurlarına sunduğu haberini doğruladı. Cezaevine adım atar atmaz sağlığı bozulan Mahir Polat’ın durumunu değerlendiren uzmanlar, ‘Dışarıda turp gibi olanlar cezaevini görünce yatağa düşüyor’ görüşünde birleşti.
Akit’e konuşan Avukat Cüneyt Toraman, şu değerlendirmelerde bulundu: “Adli Tıp’ta da nihayetinde çok farklı siyasi görüşlerde olan kişiler olabileceğinden raporun, bir başka sağlık kurumundan da teyit edilmesi iyi olur. Raporun doğruluğu devlete bağlı bir araştırma hastanesi tarafından kontrolden geçirilirse iyi olur. En azından kamuoyundaki tartışmalar da bitmiş olur.
RAPORA İKİNCİ TEYİT ŞART
Kamuoyunda böyle bir algı var. ‘Eğer Adli Tıp Kurumu bir rapor düzenlemişse, o son sözdür’ şeklinde bir algı var. Bu yanlış. Bu işi en iyi bilen kurum da değil. Onun için bir başka kamu sağlık kurumuyla durumunun teyit edilmesi iyi olur diye düşünüyorum. En azından kamu vicdanı rahatlatılmış olur. Mahir Polat, tahliyesi sırasında dostlarıyla bir yerlere gitmekten bahsetmiş olabilir ama ev hapsindeyken hiçbir yere gidemez. Sadece sağlık muayenesi, tedavi gibi amaçlarla evden çıkabilir. Bunun dışında bir yere gidemez. Evden çıkarsa ev hapsi kararı yanar. Tekrar cezaevine geri gönderilir. Zaten elektronik kelepçe takılıyordur. Kendisi de ev hapsi kararını bozdurmak istemez. Mahkeme sürecine ilişkin olarak, önce savcılık iddianame hazırlayacak. En az üç ayı bulur. Ardından da mahkeme süreci başlar. Bence yeteri kadar delil var.”
“Gazeteci Mehmet Fırat da şu görüşleri dile getirdi: “Dışarıda turp gibi olanlar, cezaevine girince birden rahatsızlanıyor, hatta ölüm döşeğine düşüyorlar! Dışarıda her türlü zıpırlığı yapan, günlerini, gecelerini o eğlence senin, bu gezi benim şeklinde geçiren sağlıklı turplarımız, ellerinden bu zevk alınınca birden çöküyorlar. “İyi de abi madem bu kadar hastaydın nasıl işledin bu kadar haltı” demezler mi adama? Kimisi başı ağrıyor diye tahliye ister, kimi idrarını tutamıyor diye! Kimisinin de öğrenci olduğu ve sınavları aklına geliverir. Sağlık gerekçeleri ile ev hapsi meselesi, bunlar tarafından istismar edilmektedir. Bu inisiyatif turplara nasıl uygulanıyor ayrı mesele. Hasta olan adam gider hastanesine tedavi olur, gider evine istirahatini yapar. Ama bizim hasta Mahir, soluğu eğlencede alır. Ekmek çalan bir çocuğa 20 sene veren adalet, 560 milyar TL’yi iç eden suç örgütü yöneticilerine 1 hafta cezaevini bile çok görüyorsa böyle bir adaleti neyleyeyim.
ADALET EŞİT OLMALI
O zaman güçlü olanlar, imkânı olanlar, nüfuzu olanlar her türlü suçu işlesin ve elini kolunu sallayarak dolaşsın, yapanın yanına kar kalsın! Böyle adalet olmaz efendiler! Halka da bunun adil olduğuna inandıramazsınız! Kimine şöyle kimine böyle bir adalet, devletin temel niteliğini bozar ve insanlarda kötülüğün meşrulaşmasına neden olur! Bak adam milyarları götürdü, şimdi dışarıda parasını eziyor dedirtir. Madem salacaktınız bu kadar gümbürtüyü neden çıkardınız? İçeride Adli Tıp’ta dosyası olan yüzlerce mahkûm için bunu neden uygulamıyorsunuz? Yoksa adli tıp da bir tanıdık el mi lazım? Bu raporu hazırlayan adli tıp mensupları da araştırılsın bence.”