Gündem
İşadamı Ekrem’in suç örgütünü anlattı! Rüşvet çarkı böyle dönüyor
Kurduğu İmamoğlu Suç Örgütü’yle (İSÖ) yolsuzluk ve terör suçlarına karışan Ekrem İmamoğlu’nun, Beylikdüzü’nde inşaat faaliyeti yürüten müteahhitlerin üstünden, silindir gibi geçtiği ortaya çıktı. Müşteki sıfatıyla ifade veren bir işadamı, İSÖ’nün rüşvet ve şantaj çarkını madde madde anlattı.
HABER MERKEZİ
Kurduğu suç örgütüyle (İSÖ) yolsuzluk ve terör suçlarına karışan Ekrem İmamoğlu’nun, Beylikdüzü’nde inşaat faaliyeti yürüten müteahhitlerin üstünden silindir gibi geçtiği ortaya çıktı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’na müşteki sıfatıyla ifade veren İş adamı X. (Soruşturmanın gizliliği kapsamında ismini açıklamıyoruz) Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı sırasında dönen rüşvet ve şantaj çarkını madde madde anlattı. Ekrem İmamoğlu ve ekibi tarafından defalarca mağdur edildiğini ve iş yapamaz hale geldiğini belirten iş adamı X ifadesinde, İmamoğlu Suç Örgütü’nün ellerindeki kamu gücünü kullanarak usulsüz şekilde milyonlarca lira parasını ve çok sayıda gayrimenkulünü aldıklarını kaydetti. İşadamı X, Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’na verdiği ifadesinde şunları söyledi:
HASAN AKGÜN’ÜN DE ADI GEÇİYOR
“Flamingo (ismini Favorist olarak hatırladığım) sitesinin ruhsatını H.D’den devraldım. Bu devir için kendisine hatırladığım kadarıyla 3 ya da 4 milyon TL ve 25 daire verdim. Demir İnşaat’a vermiş olduğum 25 dairenin bir kısmının Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün veya onunla irtibatlı birisine devredilmiş olabileceğini düşünüyorum. Bu inşaatı oğlumun şirketiyle ben yaptım, ailenin diğer bireyleriyle bir alakası yoktur. Ancak diğer ortağım S.D. de burada ortaktı. Zemin etütlerinin ardından hazırlanan raporlarla biz inşaata başladık. İnşaat devam ederken fore kazık çakılmadığı ve zeminin çürük olduğu gerekçesiyle bize dava açıldı. Yürütmeyi durdurma kararı verildi. Bu sırada inşaatın kaba kısmını bitirmiştik. Bu esnada Büyükçekmece Belediyesi, inşaat alanına 5-6 kere farklı zabıtlar tuttu. Bu sitenin yan tarafında bulunan bitişik parselde dükkân ve villaların bulunduğu alanda proje tadilatı yapmamız ihtiyacı vardı, bu tadilat projesini de hâlâ Büyükçekmece Belediyesi yapmadı. Bugüne kadar bize bu eziyeti etmelerinin sebebi nakit olarak bizden bir menfaat elde edememeleridir. Ancak birçok kez bize fatura göndererek bunları ödettirdiler. Bunları avukatım aracılığıyla dosyaya ibraz edeceğim. En son Ramazan ayında AVENUE şirketinden festivalde 500.000 TLlik fatura kestirerek bunu aldılar. Hasan Akgün’ün benden nakit veya gayrimenkul olarak bir şey temin edememesinin sebebi eski arkadaşım olmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Bundan dolayı da şu an hâlihazırdaki yapmış olduğum 5 projenin 4’ü durdurulmuş vaziyettedir. Bu işlemlere karşı da dava açtık. Bu işlemler neticesinde belediyenin haksız yaptığı işlemlerin iptal edileceğini düşünüyorum.
AVENUE projesine Mustafa Keleş ve Eroğlu İnşaat başlamışlardı. İnşaatı uzun süre sürüncemede bırakmaları neticesinde arsa sahibi sözleşmeyi feshederek bize kat karşılığı verdi. Sözleşmenin başta 2,5 emsal olduğu beyan edilmiş iken, belediye “1,5 emsal” dedi. Biz de 1,5 emsal üzerinden arsa sahibi ile sözleşme yaptık. Arsa sahiplerinden belediye tarafından buranın 2,5 emsale çıkartılacağı vaadiyle okul bağışı ve arsadan belli bir miktar belediye lehine terk yaptırılmış. Bir gün M. bana gelerek “Sen 2,5 emsal proje tadilatı ver, belediye bunu onaylayacak” dedi. Bu yapılan görüşmelerin hiçbirinde ben yoktum. Ancak sonrasında plan notlarına baktığımızda bu arsanın zaten 2,5 emsal olduğunu, belediye tarafından başta 1,5 emsallik ruhsat verildiğini gördüm. Verdiğimiz proje tadilatı neticesinde emsal 2,5’a çıkartılmıştır. Bu konunun detaylarını M. biliyor. Ama benim duyduğum kadarıyla M.’nin belediyeye terk etmiş olduğu şu an Kaya Milenyum’un bulunduğu arazi üzerinde yüksek emsalli inşaat karşılığında olduğunu düşünüyorum. Belediye bu araziyi, şu an hatırlamadığım bir müteahhite kat karşılığı vermiştir. Biz ticari olarak AVENUE projesini değerlenmesi için yolun üzerine İBB’ye bağış olarak yüksek maliyetli iki tane köprü yapmak istedik. Kendimizde müteahhit olduğumuz için bu işi de kendimizin yapmak istediğini bildirdik. Bu köprünün bağış olarak yapılması için İBB’den bir türlü izin alamadık. Adem Soytekin, 2021 veya 2022 yılında bize gelerek “Bu köprüleri ben yaparsam izinleri alırım” dedi. Adem Soytekin, öncesinde hem bizim inşaatlarımızda hem de Ekrem İmamoğlu’nun inşaatlarında kalfalık yapmış birisidir. Kendisine buranın maliyetinin 11-12 milyon olduğunu bu şekilde yapabileceğimizi söylememe rağmen, kendisi fahiş bir fiyat olan 17 milyondan aşağı bu işi yapmayacağını söyledi. Sözlü olarak mutabakata vardık. Bu sözlü mutabakattan iki gün sonra Adem gelerek, Fatih Keleş’in izinleri alacağını, bu izinler karşılığında da 2 milyon TL verileceğini, bunun için maliyetin 19 milyona çıktığını bana söyledi. “Ben Fatih Keleş’i bilmem, 19 milyon TL’ye anlaşalım, siz de bu işlemleri halledin” dedim. Ve ASOY İnşaat’la kerhen de olsa bu sözleşmeyi imzalamak zorunda kaldım. Sözleşme esnasında 10 milyon TL’lik AVENUE şirketinden çek kestik. Bu süreçten sonra Adem telefonlarımıza dahi çıkmadı, yanında çalışan Bülent isimli soy ismini hatırlamadığım Adem Soytekin’in çalışanıyla görüşebildik. Adem Soytekin, sözleşme gereği olan maliyeti düşük olan ve 3 ayda yapması gereken küçük köprüyü 1 yılda zorla teslim etmiştir. Büyük köprüyü ise kendisi tamamlamadı. Bülent’le görüştüğümüzde Adem Soytekin’in “Ben bu işten çok zarar ettim, hem fiyatlar çok arttı hem de izinleri alabilmek için çok para harcadık, siz ne yaparsanız yapın” dediğini iletti. Biz de hesap yaparak şuana kadar yaptığı işin maliyetini düştük ve yapmadığı ve vermiş olduğumuz yaklaşık 5 milyon TL’yi bize iade etmesini istedik. Kendisi bize haber göndererek “O sözleşmeyi ben imzalamadım, sahte bir sözleşme, ben eski bildiğiniz Adem değilim, elinizden ne geliyorsa yapın” diyerek bize tehditte bulundu. O dönem işlerimiz aksayacağı endişesiyle dava dahi açamadık. Ve bizden haksız olarak elde ettiği paramızı alamadık. Büyük köprüyü de kendi imkânlarımızla yaptık ancak bilinçli olarak bu köprünün açılışını belediye tarafından hala gerçekleştirmediler.
İSKANI ALIP MASAYA KOYARIM AMA BEDELİ VAR
KUBIST isimli projeyi biz arsa sahibi A.’dan kat karşılığı sözleşme imzalamak suretiyle aldık. Bu işi aldığımızda burası Gürpınar Belediye sınırları içerisindeydi. Gürpınar Belediyesi lağvolunca Beylikdüzü Belediyesi sınırları içerisinde kaldı. Biz bu inşaatı Yusuf Uzun, Belediye Başkanı olduğu zaman içerisinde tamamladık ancak bir türlü iskan alamadık. Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanı olduktan sonra birkaç kere iskan almak için görüştük. Gerçek olmayan gerekçelerle bize iskan veremeyeceklerini söylediler. İskan vermedikleri için elektrik, su da bağlayamadık, şantiye elektriğiyle bir süre idare ettik. Ancak ticari olarak ciddi zarara uğramaya başladık. 2014 yılının sonlarına doğru Adem Soytekin bana gelerek “Ben bu işi hallederim. İskanı alır masaya koyarım ama bedeli var” dedi. O dönemin parasıyla 5 milyon TL (dönemin parasıyla 2 milyon dolardan fazla) istedi. Ben 5 milyonu çok bulduğumu söyledim, kendisi yanımızdan ayrıldı. İki gün sonra Fatih Keleş’le beraber yanımıza geldi. Sonunda pazarlıkla 3 milyon TL’ye anlaştık. Bu 3 milyonu bir daire ve hatırladığım kadarıyla 2,5 milyon TL para olarak aldılar. O dönem Adem Soytekin inşaata iş de yaptığı için iki daire de iş karşılığı daire almıştı. Sonuç olarak biri iskan karşılığı, ikisi iş karşılığı toplamda 3 daire aldı. Hem parayı hem de daireleri, iskanı getirdikten sonra kendilerine verdim. Tapuyu Adem Soytekin ASOY İnşaat üzerine aldı, parayı ise Fatih Keleş elden aldı. Bu iskan için ben defaten Murat Çalık’la da görüşme gerçekleştirmiştim ancak iskan konusunda bize yardımcı olmadı. Adem ve Fatih ise bu menfaatleri elde ederken yukarıdan geldiklerini birçok defa ima ettiler.
İMAMOĞLU, 215 MİLYON TL TALEP ETMİŞ
Aynı dönemde inşaatını bitirdiğimiz ve iskanını alamadığımız Gün Yüzü İnşaat, Arke, Beyaz İnşaat bir de Beyazlar İnşaat ile BeyCity projesi içinde Adem Soytekin ve Fatih Keleş bu projenin iskanını da halledebileceğini söyledi. Burası içinde 3 milyon TL’ye anlaştık. 4 ortak olduğumuz için 750 bin TL’sini ben verdim, diğer ortaklarla Adem ve Fatih ilişkiye girdi. Buranın da iskanını aldık. Vira Istanbul projesinde belediyeden hasılat paylaşımlı ihale neticesinde aldık. Bu ihale kapalı zarf usulü yapıldı. Belediyeye düşen hasılat olarak verdiğimiz teklif yaklaşık 201 milyon TL civarındaydı ve hasılat paylaşımı olarak da yüzde 35 oranla birinci sıradaydık. Ekrem İmamoğlu, bize haber göndererek 201 milyonu kabul etmeyeceğini, 215 milyona çıkartılması gerektiğini söyledi. Sonuç olarak hatırladığım kadarıyla 205 milyona anlaştık. Sözleşmeler bu bedel üzerinden yapıldı. İhale sonrasında M.B. (aile arasında Sezai olarak bilinen) ortak olmak istediğini iletti. Görüşmeler neticesinde projeye M.B. yüzde 25 ortak oldu. İşe başladıktan sonra kat mülkiyeti kurulduktan sonra belediye alacakları tarafından projedeki tapular üzerine hacizler gelmeye başladı. Belediye bu hacizleri kaldırmadı. Belediye bizi mecbur tutarak bu projenin tamamını bize satın aldırdı. Biz de yan firmalarımıza kredi çekerek satın alma işlemini gerçekleştirdik ve sözleşmenin karşılığı olan parayı nakit olarak belediyeye yatırdık. Gül Projeye karşı olan bedele ise senet verdik. Tapu devirlerinde toplamda 4 firmaya (G.İ.T.T. A.Ş., B.İ, L.Y ve A.O.G.İ.) paylaştık.. Verdiğimiz paraların belediyeden çöp işleri, asfalt işleri ve park bahçe işleriyle dışarıya çıkarılarak kendilerine aktarılmış olması mümkün olabilir. K.K isimli projeyi kat karşılığı olarak biz aldık. Arsa sahibi K. G.A.Ş. idi. Bu proje 230 dönüm, emsal olarak 5 katlı idi. Kanuni terkler neticesinde 100 dönüm arsa kaldı. 11 dönümde sosyal tesis alanı kaldı. Buranın hesaplarını belediyede harita mühendisi sıfatıyla M.yapmaktaydı. Burada sosyal tesis olarak yapılan yeri satış ofisi olarak kullanmaktaydık. Ekrem İmamoğlu’nun belediye başkanlığı döneminde “burayı belediyeye terk edin” diye bize haber gönderdi. Sonrasında M. yanımıza gelerek burayı belediyeye terk etmekten kurtarabiliriz dedi. Sonrasında Adem Soytekin ve Fatih Keleş gelerek o bölgeye bir kavşak yapılacağını bunun bedelinin bizim tarafımızdan karşılanması gerektiğini söylediler. Bedel olarak da 6 milyon TL ve iskandan sonra yapılacak tadilat projesiyle ortaya çıkacak 20 dükkandan bir tanesini istediler. Bu bedelle beraber satış ofisi olarak kullanılan alanında iskanını getireceklerini söylediler. Bu bedeli arsa sahiplerinin vermesi gerektiğini söyledim ancak kabul etmediler. İskanın getirilmesi neticesinde hatırladığım kadarıyla 5 milyon TL’yi Adem Soytekin ve Fatih Keleş’e verdim. Bu para alt geçit ve kavşak yapılması için kullanılmadı. Buradaki alt geçidi belediyeden ihale açtırarak yaptırdılar. Bu parayı kendileri aldılar. İskan sonrası proje tadilatı yapmadığım için benden istedikleri bir dükkanı alamadılar. Bu bahsettiğim olaylar Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediye başkanı olduğu dönemlerde geçti. Bu yaşadığımız olaylardan kaynaklı birçok kez Ekrem İmamoğlu ve ekibi tarafından mağdur edildik. Hem gayrimenkul hem de para olarak menfaat elde ettiler. Ellerindeki kamu gücünü kullanarak hukuka uygun olarak gerçekleştirdiğimiz projelerde karşılıksız hiçbir onayı alamadık. Çok mağdur edildik. Bunlardan dolayı Ekrem İmamoğlu’nun belediye başkanlığı süresince iş yapmadım.
41 MİLYON LİRAYA ANLAŞMIŞLAR
Basında para kuleleri olarak geçen söz konusu binayı biz Gül Proje ile Emlak Konut arasında hasılat paylaşımlı olarak yaptık. Ruhsat aşamasında Sarıyer Belediyesi inşaat ruhsat proje işleri için defaatle Sarıyer Belediyesi’ne gittik. Burada imardan sorumlu başkan yardımcısı S. hanımla görüşmeler yaptık. O, bizi arayarak “Boşuna buraya gidip gelmeyin, Ö. isimli harita mühendisine giderseniz o sizin eksiklerinizi tamamlayacak” dedi. Ben Ö.’nün ofisine giderek görüşme gerçekleştirdim. Kendisi bana yapılacak işlemleri sayarak ücretinin 500 bin dolar olduğunu, bunu vermesi durumunda ruhsatın çıkacağını söyledi. Ben bu duruma itiraz ettim. 50 bin liralık işin fiyatının bu kadar olmayacağını belirttim. Hiçbir şekilde indirim yapmadılar. Mecburen 100 bin dolar ön ödemeyi elden yanımızda çalışan personellerimiz aracılığıyla göndererek yaptım, paranın geri kalan kısmını iskandan sonra vereceğimiz konusunda anlaştık. Yine bu ruhsat için Sarıyer Belediye başkanı Şükrü Genç’le İstanbul Valiliği’nde Vali Bey’in huzurunda okul bağışı için sözleşme yaptık. Ancak Sarıyer Belediyesi söz konusu okul arsasını temizleyip tarafımıza teslim etmediler. Bunun üzerine “Bu alanı temizleyemiyoruz, siz başka bir şey yapın” dediler. Valilikte okul için sözleşme yaptığımızdan dolayı bunu da ben kabul etmedim. İskan aşamasına geldiğimizde S. bize “Ö.’ye gidin o iskan işlerinizi halledecek” dedi. Buradaki maksat baştan 100 bin dolarını verdiğim 500 bin dolarlık paranın geri kalanını almaktı. Ancak ben görüşmeye gitmedim. Gitmememin sebebi bu esnada Ekrem İmamoğlu’nun talimatı ile CHP İl Binasının alınmış olması ve iskan için devreye bu şahısların girmiş olmasıydı. Bu şekilde binanın iskanı da verildi. Bu sebepten Şükrü Genç bize düşman olmuştur. Bu CHP İl Binasının satılması ile ilgiliyse de bir gün beni Murat Çalık arayarak başkanın talimatıyla burayı il binası yapmak istediklerini ve kendilerine satıp satmayacağımı sordu. Ben de orayı zaten sattığımı, onlarla görüşmeleri gerektiğini söyledim. Ertesi gün beni Şükrü Genç aradı ve bu bina için binayı sattığım kişilerle görüştürmemi istedi. Bina sahibini temsilen Avukat G.T.’yle beraber Sarıyer Belediyesi’nde buluştuk. M., Hasan Akgün, Şükrü Genç, S. ve bir kısım CHP’li il yöneticisiyle beraber toplantı gerçekleştirdik. Bu toplantı esnasında ‘Bu binayı Ekrem Başkan’ın bilgisi doğrultusunda almak istiyoruz’ şeklinde konuşmalar da gerçekleşti. 45 milyonla başlayan pazarlık en son 42 milyona anlaştıklarını duydum. Anlaşma sonrasında Şükrü Genç, M. veya S.’den birisi beni arayarak “40 milyon paramız var bunun 2 milyonunu senden bekliyoruz” dediler, ben bunu kabul etmedim. Avukat G.T.’yi arayarak bunlar 40 milyonları olduğunu söylüyorlar, iki milyonu da benden istiyorlar, burada “İndirim yapın” diye talepte bulundum. Bunun üzerine fiyatı 41 milyonda bitirdiler. Ancak ben herhangi bir para vermedim. Bu esnada ben Gümüşhane’deydim, o görüntülerin gerçekleştiği gün orada değildim. Bağış adı altında bir para toplandığına da şahit olmadım.”
İşadamı X.’in ifadesiyle Beylikdüzü Belediyesi’nde dönen kirli ağın İBB’ye taşındığı netleşti. İSÖ’nün Beylikdüzü’nde rüşvet çarkında kullandığı taktiği İBB’de Fatih Keleş ve Adem Soytekin’le sürdürdüğü kesinleşti.