Gündem
CHP Einstein’ı bile istememiş!
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın nitelikli iş gücü olan Suriyeli muhacirlere Türkiye vatandaşlığı verileceğini açıklamasının ardından CHP’nin başını çektiği bazı çevrelerin ‘hayır’cı tutumunun bir benzerine Türkiye, 83 yıl önce de şahit olmuştu. Dünyanın en zeki insanları arasında gösterilen Albert Einstein’ın bilgi ve birikimini Türkiye’ye aktarmasını engelleyen CHP zihniyeti, günümüz Türkiyesi’nde de aynı anlayışını devam ettiriyor ve Suriyeli mültecilerin vatandaşlığına karşı çıkıyor.
Yıllar geçiyor CHP zihniyeti hiç değişmiyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Türkiye, Suriye’den gelenlerin de vatanıdır’ diyerek nitelikli iş gücü olan Suriyelilerin Türk vatandaşlığına geçişinin önünün açılacağını açıklamasından sonra ‘istemezük’ propagandası başlatan CHP ve Sözcü, Cumhuriyet gibi medya organlarının bu tavrının ‘genetik’ olduğu ortaya çıktı. Suriyeli akil adamların Türk vatandaşlığına kazandırılmasına karşı çıkan CHP ve türevleri, İsmet İnönü döneminde de benzeri bir anlayışla dünyanın en dahi insanları arasında gösterilen Albert Einstein ve arkadaşlarının Hitler zulmünden kaçarak Türkiye’ye gelmek istemesine karşı çıkmışlardı.
‘İSTEMEZÜK’ KOROSU
Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Suriyeli âkil insanların Türkiye vatandaşlığına geçmesinin önünün açılacağına yönelik sözlerine tepki gösteren CHP’li vekillerden Özgür Özel, “Ulusal tezimizi zafiyete uğratacak hiçbir şeyi konuşmamak gerekir. Bu süreçte ‘Biz bunlara vatandaşlık vereceğiz’ derseniz, ulusal tezinizi terk etmiş, kendi ufacık siyasi hesaplarınız için Türkiye’nin ulusal tezine zarar vermiş olursunuz” dedi. CHP Grup Başkanvekili de olan Özel’in izinden giden başını Sözcü ve Cumhuriyet’in çektiği CHP medyası da nitelikli iş gücü olan Suriyelilerin Türkiye vatandaşlığına geçmesine karşı çıktı. Sosyal medyada da örgütlenen ‘istemezük’ korosu, Twitter’da ‘Suriyelileri istemiyoruz’ başlığı altında, “Suriyelilerin eğitimli ve zenginlerini Avrupa zaten aldı. Bize ne olduklarını bilmediklerimiz ve dinci yobazlar kaldı”, “Savaş tamamen bittikten sonra Suriye’nin ışık hızıyla gelişmesini bekliyorum. Çünkü ülkesinde ne kadar işe yaramaz ve yobaz varsa hepsini bize yolladı” türünden mesajlarla muhacirlere nefret kustu.
EİNSTEİN’IN İNÖNÜ’YE 83 YIL ÖNCEKİ MEKTUBU
Alman teorik fizikçi Albert Einstein, takvim yaprakları 17 Eylül 1933’ü gösterdiğinde Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı’na yazmış olduğu mektubunda, Hitler Almanyası’ndaki bazı kanunlar dolayısıyla çok sayıda Alman bilim adamının mesleklerini icra edemez hâle geldiklerini söylemişti. 40 kişilik bir uzman listesi hazırladıklarını ve bu kişilerin hiçbir karşılık beklemeden Türkiye’ye gelmek istediğini belirttiği mektubunda Einstein, “Türk Hükümeti’nin söz konusu bilim adamlarını kabul etmesi halinde sadece insani bir faaliyette bulunmuş olmakla kalmayacak, Türkiye bu kabulden büyük kazanç sağlayacaktır” ifadeleri yer alıyordu.
İNÖNÜ’DEN EİNSTEİN VE ARKADAŞLARININ TALEBİNE RED
Eylül 1933’te Albert Einstein tarafından kaleme alınan mektuba CHP tarafından verilen cevap ise ileri görüşsüzlüğün bir emsali olarak tarihe geçecek cinstendi. Fizik dâhisi Einstein ve arkadaşlarının Türkiye’ye iltica talebini reddeden CHP iktidarı, Milli Eğitim Bakanlığı kanalıyla Einstein’a yazılan cevabî mektupta, “Teklif, mevzuatımıza uygun değildir… Bunları bugünkü şeraite (şartlara) göre kabule imkân yoktur” sözlerine yer verdi. Hitler zulmünden kaçan Almanya’nın ‘büyük akıl’larının bu sayede bilgi ve birikimlerini Türkiye’ye aktarılması CHP’li Başbakan İsmet İnönü tarafından engellenmiş oluyordu. CHP’nin Milli Şef’i İnönü’nün reddettiği Einstein, ABD Başkanı Roosevelt’e de benzer bir mektup yazmış ve talebinin kabul edilmesi sonrasında Amerika’ya yerleşmişti. ABD’de gerçekleştirdiği çalışmalarda kuantum fiziği, kozmoloji ve birleşik alan kuramı gibi çağını aşan bilimsel faaliyetlere imza attı. ABD’nin teknolojik kalkınmasına da büyük katkı sağlayan Einstein, 1999’un sonlarında 100 ileri gelen fizikçiyle gerçekleştirilen milenyum oylamasında, tüm zamanların en iyi fizikçileri arasında 1. sırayı aldı.
İŞTE O MEKTUP
Dünyaca ünlü fizikçi Albert Einstein’ın 17 Eylül 1933’te Türkiye Başbakanı İsmet İnönü’ye hitaben yazdığı mektubun tam metni şöyle:
Ben, sadık hizmetkârınız Prof. Albert Einstein.
Ekselansları, Almanya’dan 40 profesörle doktorun bilimsel ve tıbbi çalışmalarına Türkiye’de devam etmelerine müsaade vermeniz için başvuruda bulunmayı ekselanslarından rica ediyorum. Sözü edilen kişiler, Almanya’da halen yürürlükte olan yasalar nedeniyle mesleklerini icra edememektedirler. Çoğu geniş tecrübe, bilgi ve ilmi liyakat sahibi bulunan bu kişiler, yeni bir ülkede yaşadıkları takdirde son derece faydalı olacaklarını ispat edebilirler. Ekselanslarından ülkenizde yerleşmeleri ve çalışmalarına devam etmeleri için izin vermeniz konusunda başvuruda bulunduğumuz tecrübe sahibi uzman ve seçkin akademisyen olan bu 40 kişi, birliğimize yapılan çok sayıda başvuru arasından seçilmişlerdir. Bu ilim adamları, hükümetinizin talimatları doğrultusunda kurumlarınızın herhangi birinde hiçbir karşılık beklemeden çalışmayı arzu etmektedirler. Bu başvuruya destek vermek maksadıyla, hükümetinizin talebi kabul etmesi halinde sadece yüksek seviyede bir insani faaliyette bulunmuş olmakla kalmayacağı, bunun ülkenize de ayrıca kazanç getireceği ümidimi ifade etme cüretini buluyorum. Ekselanslarının sadık hizmetkârı olmaktan şeref duyan, Prof. Albert Einstein.
CHP’NİN ‘RED’ MEKTUBU CHP’NİN EİNSTEİN’A VERDİĞİ CEVAP MEKTUBU İSE ŞÖYLE:
Saygıdeğer profesör,
İktidardaki hükümetin politikası gereği Almanya’da bilimsel ve tıbbi çalışmalarını yerine getiremeyen 40 profesör ve doktorun Türkiye’ye kabulünü dileyen mektubunuzu aldım. Bu beylerin hükümetimiz kuruluşlarında bir yıl ücretsiz çalışmayı kabul ettiklerini gördüm. Teklifiniz çok çekici olmasına rağmen ülkemiz kanun ve nizamları gereği size olumlu cevap verme imkânı göremiyorum. Saygıdeğer profesör, bildiğiniz gibi şu anda 40’tan fazla profesör ve doktor istihdam etmiş durumdayız. Çoğu benzer nitelik ve kapasitede olan bu şahıslar da aynı politik şartlar altındadırlar. Bu profesör ve doktorlar burada geçerli kanun ve şartlar altında çalışmayı kabul etmişlerdir. Şimdiki halde, çeşitli kültür, dil ve kökenlerden gelmiş üyelerle çok hassas bir oluşum geliştirmeye çalışıyoruz. O nedenle içinde bulunduğumuz şartlar gereği daha fazla personel istihdam etmemizin mümkün olmadığını üzülerek bildiririm.
Saygıdeğer profesör,
Arzunuzu yerine getirememenin üzüntüsünü ifade eder, en iyi duygularıma inanmanızı rica ederim. İsmet İnönü.