Aktüel
'Kesin konuşan tıp ve deprem uzmanları şarlatandır!'
Ali Riza Demircan, Mirat Haber'de yazdı: Kur’dan söz ve mâna olarak Allah’ın Kitabıdır. Şanı yüce olan Allah yanılmazdır. Onun sözü olan Kur’ân da hakikatin ta kendisidir. Ancak Kur’ân’ı da doğru anlamak lazımdır.
Ali Riza Demircan, Mirat Haber'de yazdı: Kur’dan söz ve mâna olarak Allah’ın Kitabıdır. Şanı yüce olan Allah yanılmazdır. Onun sözü olan Kur’ân da hakikatin ta kendisidir. Ancak Kur’ân’ı da doğru anlamak lazımdır.
İslam bilginleri, mevcut bilgilerimize göre apaçık olmayan Kur’ân âyetlerinden hareketle ilmî içtihatlarda bulunurlar. Bu içtihatlar, bilginlerimizin sınırlı bilgi ve yetenekleri ile yapıldığı için birbiriyle çelişik de olabilir. Mezhepler bu tür içtihatlarla oluşur. Doğal olarak mezhepler arası ve mezhep içi görüşlerin bir bölümü da çelişkili olur. Bu sebeple içtihadi görüşler ilim değil zan ifade ederler.
İÇTİHATLAR İLİM DEĞİL ZANDIR
İslam Dini Kurân’dır ve ona bağlı sahih Sünnet’tir. Çelişkili olan içtihatlar din değildir, kesin ilim de değildir ve ancak kabul edenleri bağlayıcı zandır.
Bu gerçekleri bilmeyenler İslam’ın kendisinde çelişki olduğunu zannederler.
TIBBÎ GÖRÜŞLER DE ZANDIR
İnsan merkezli tıpta olduğu gibi laboratuvar kaynaklı modern tıpta da teşhise ilişkin görüşler bir tür içtihattır; ilim değil zan ifade ederler. Aynı hastaya farklı teşhislerin konduğunu hepimiz biliyoruz. Bizim Tıp akademisyenlerini dinlerken sunulan görüşlerin tümünü kesin ilmi hakikatlermiş gibi algılamamız bizim hatamızdır. Özellikle pandemi döneminde bu hatalara sıkça düştüğümüzü hatırlayalım.
DEPREM UZMANI İLİM ADAMLARI
Son dönemlerde deprem uzmanı akademisyen hocaların görüşlerinin çelişkili olduğunu gördük ve görmeye de devam ediyoruz. Mesela profesör ünvanlı Celal Şengör veya Naci Görür hocaların çelişkili görüşlerine kulak verdiğimizde biz bilimsel görüşler dinlediğimizi zan ediyoruz. Oysaki o görüşler ilim/bilim değildir. Bilimsel içtihat olarak yalnızca zan ifade eden görüşlerdir.
Eğer deprem bilginleri, görüşlerinin kesin olduğunu ifade ediyorlarsa hiç şüphemiz olmasın onlar bilim adına konuşan şarlatanlardır. Çünkü bilim hiçbir zaman son sözü söylemez / söyleyemez.
LAİKLİK YOBAZLARI
Bunun örneklerini laiklikten yani İslam karşıtlığından söz edenlerin akılcı ve bilimsel bilimsel takılmalarında da izliyoruz.
Laikliğin aklî ve bilimsel olduğunu söylemek ilim/bilim adına şarlatanlıktır. Ama dinsizliğe eğilimli laiklerin utanması yoktur. Çünkü utanmaya kaynaklık edecek imanları yoktur.
ZAN İLİM/BİLİM DEĞİLDİR
“Kesin olmayan bilgi, kanaat, şüphe, tahmin, beklenti” anlamına Zan bizim için ilim değildir; yol ve yöntem değildir. Kur’ân’ımız da bunu emretmektedir. Okuyalım:
“Hâlbuki onlar, bu konuda herhangi bir delile veya güvenilir bilgiye sahip değiller. Sadece, hiçbir doğruluk değeri taşımayan sözlerin ve zannın peşinden gidiyorlar. Oysa tek başına zan, hakikate ulaşmak için hiçbir zaman yeterli olamaz.” (Necm 28)
***
“Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah’ın yolundan şaşırtıp saptırırlar. Çünkü onlar ancak zanna uyarlar ve zanna dayalı yalan üretirler.” (Enam 116)
***
“Onların çoğu, sadece zanna uymaktadırlar. Oysa zan hiçbir şekilde gerçeğin yerini tutamaz. Gerçek şu ki, Allah onların yaptıklarını bütünüyle bilmektedir.” (Yunus 36)
KUR’ÂN VE ÜZERİNDE BİRLEŞİİEN İÇTİHATLAR
Hulasa biz Müslümanlar sırasıyla Kur’ân Vahyi’ne, Kur’ân ile örtüşen veya içtihadî de olsa üzerinde ittifak edilen ilmî gerçeklere ve bilimsel verilere uyarız.
Kur’ân’ın bir kısmının günah olduğunu bildirdiği ve Peygamberimizin de sözün en yalanı olabileceğine işaret buyurduğu Zan’dan da sakınırız. Okuyalım:
“Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının. Şüphesiz bazı zanlar günahtır…” (Hucürat 12)
ALİ RIZA DEMİRCAN