Aktüel
İstanbul’un şanlı fethinin 572. yılı mübarek olsun
Hilalin haça karşı üstünlüğünün ezeli ve ebedi sembolü olan İstanbul’un fethinin 572. Yıldönümünü aynı coşku ve heyecanla yâd ediyoruz. 21 yaşında aşılmaz denilen surları aşarak, İstanbul’u fetheden ve Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.v) hadisi şerifindeki kutlu kumandan olan Fatih Sultan Mehmet Han’ı da dualarla anıyoruz.
ALİ KANTARCI İSTANBUL
Tarih boyunca 29 kez kuşatılan fakat hiçbirinde alınmayan lakin ilahi bir tevafukun eseri olarak 29 Mayıs 1453 günü Fatih Sultan Mehmet Han’ın önderliğinde ‘müjdelenmiş’ askerler tarafından fethedilen ve yeniden imar edilen İstanbul’un, Müslüman Türk’ün toprağı olmasının 572. yılı kutlu olsun. Haçlı Batı’nın yüreğinde bir hançer gibi saplı kalan İstanbul’un fethi eski bir çağın kapanıp yeni bir çağın açılmasına vesile oldu. Bu yönüyle tarihte ilk defa bir fetih, çok uzun süren bir çağın da kapanmasını sağladı. İstanbul’un fethi Batı’da infiale neden olurken, Adriyatik’ten Çin seddine kadar uzanan bir İslam coğrafyasında coşkuya neden olmuştu. Bin yıldır küfrün merkezi olan Roma imparatorluğunun varisi Bizans’ı tarihin tozlu sayfalarına gömen Fatih Sultan Mehmet Han, fethin sembolü olarak Ayasofya’yı camiye çevirmişti. 572 yıl önce bugün Bizans’ın surlarından içeriye giren Fatih, bütün İslam ülkelerine ulaklar yollayarak fethi müjdelemişti. Bizans’ın kalbine mızrak gibi saplanan İslam’ın okları, İstanbul’un İslam’la müşerref olacağını müjdelerken, Avrupa’nın kiliselerinde de yas çanları çaldırdı. Bu kutlu gün başta fethin merkezi İstanbul olmak üzere yurdun birçok yerinde coşkuyla kutlanıyor.
İSTANBUL FATİH’İN KIZILELMASIYDI
Sultan Mehmed’in İstanbul’un kuşatılmasında dirayetli durduğunu ve fetihten vazgeçmediğini belirten Tarihçi yazar Ramazan Akbaş, “İstanbul… İki kıta üzerine kurulu, yedi tepesiyle tarihe mühür vurmuş kadim şehir. Doğuyla Batının kavşağında, Akdeniz ile Karadeniz’in tam ortasında, İpek Yolu’nun kalbinde yer alan bu eşsiz şehir; çağlar boyunca nice medeniyetlere beşiklik etti. Tam üç büyük imparatorluğun başkenti oldu. Nice kuşatmalara, nice destanlara şahitlik etti. Türkler içinse bu şehir her zaman bir Kızılelma, bir ideal, bir ülkü oldu. Osmanlı hükümdarları bu kadim beldeyi almak için defalarca harekete geçti. Dördüncü Osmanlı padişahı Yıldırım Bayezid Han, İstanbul’u ciddi şekilde kuşattı; fakat surlar o denli güçlüydü ki, sonuç alınamadı.
İstanbul, surlarıyla adeta fethi imkânsız kılan bir kaleydi. Ancak bu şehir, mutlaka fethedilmeliydi. Zira Hz. Peygamber’in (s.a.v), “İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden ordu ne güzel ordudur.” müjdesine nail olmak, Osmanlı’nın manevi hedeflerinden biriydi. Ayrıca bu şehir, Anadolu ile Rumeli topraklarımızın ortasında stratejik bir kilit konumundaydı.
1451 yılında Osmanlı tahtına oturan Sultan II. Mehmet Han, daha Edirne’de tahta oturur oturmaz bu uğurda hazırlıklara başladı. Henüz çocukken bile İstanbul’un fethi hayaliyle büyümüştü. Rivayet edilir ki, küçük yaşlarda kumdan kaleler yapar, onları yıkar, fetih oyunları oynardı. O, bu surları aşmak için çağına göre devrim niteliğinde adımlar attı. Şahi adı verilen dev toplar döktürdü. Bu topların balistik hesaplarını bizzat kendisi yaptı. 1452 yılında, Karadeniz’den Bizans’a gelecek yardımları engellemek amacıyla, dedesi Yıldırım Bayezid’in yaptırdığı Anadolu Hisarı’nın tam karşısına Boğazkesen (Rumeli) Hisarı’nı dört ay gibi kısa bir sürede inşa ettirdi. Üstelik bu inşaatta ustabaşı olarak bizzat kendisi çalıştı. 6 Nisan 1453 günü, Osmanlı ordusu —ki sayısı 100 bini bulmaktaydı— Konstantiniyye önlerine ulaştı. Ve tarihe geçecek 53 günlük kuşatma başladı. Bu kolay bir fetih olmadı. Direniş güçlüydü. Haliç’e Bizans zincir çekmişti.
20 Nisan’da Bizans’a yardıma gelen büyük kalyonlar zincir açılarak içeri alındı. Osmanlı donanması bu gemileri durduramadı. Bu hadise Sultan Mehmet’i çok öfkelendirdi. Hırsla atını denize sürdü, kaftanı sular içinde kalmıştı. Ve haykırdı: “Ya Bizans’ı alırım ya da Bizans beni! Sultan Mehmed’in İstanbul’un kuşatılması sırasında dirayetli durduğunu ve fetihten vazgeçmediğini belirten Akbaş, “İstanbul’un alınması için artık akıl almaz planlar devreye sokulmalıydı. Ve öyle de oldu. Haliç’e giremeyen Osmanlı gemileri, Sultan’ın talimatıyla karadan yürütüldü. Tophane sırtlarından Kasımpaşa’ya bir gecede indirilen gemiler, tarihin akışını değiştirecek hamlelerden biriydi. Sultan Mehmet, fethin son günlerinde Bizans imparatoruna elçi göndererek, kan dökülmeden teslim olmalarını teklif etti. Ancak bu teklif kibirle reddedildi. Bunun üzerine 29 Mayıs 1453 sabahı, genç hükümdar genel hücum emrini verdi. Osmanlı askerleri surlara yüklendi. Şahi topları, surlarda gedikler açıyor, fedakâr askerler bu gediklerden şehre sızıyordu. Çok sayıda şehit verildi. Ancak bu fedakârlık ve inanç neticesinde, İstanbul fethedildi. Sadece bir şehir değil, bir çağ da sona erdi; bir çağ kapandı, yeni bir çağ açıldı. İstanbul, İ’lây-ı Kelimetullah davası uğruna, gaza ve cihat niyetiyle fethedildi. Bugün bizlere düşen, bu kutlu mirası layıkıyla anlamak, yaşatmak ve gelecek nesillere hakkıyla aktarmaktır. Bu fethi gerçekleştiren Sultan II. Mehmet Han’a ve onun neferlerine Allah’tan rahmet diliyor, milletimizin İstanbul gibi kutlu bir şehre sahip olmasından dolayı şükrediyoruz. İstanbul, bir çağın sonu, yeni bir çağın başlangıcıdır” ifadelerini kullandı.
FETİH GELECEK NESİLLERE MESAJDIR
İstanbul’un fethini gelecek nesiller için mesaj olduğunu kaydeden Akbaş, “Şehri İstanbul’un fethi Orta Çağ karanlığının Türk tarihi bakımından aydınlığın devamı olduğunu tarihsel olayları değerlendirdiğimizde görüyoruz. İstanbul’un fethi ile Türkiye Yüzyılı şiarının temelleri atılmıştır diyebiliriz. Anadolu tarihini incelediğimizde Türk- İslam muzafferiyetinin anahtarlarının Fatih Sultan Mehmet hanın hatıralarında gizlendiğini görüyoruz. Biz yeter ki tarihimize yön veren değerlerimizi gerçek anlamda anlayalım ve anlatalım. İstanbul’un fetih ruhunu Türkiye Yüzyılı bağlamında gençlerimize aktaralım.
İstanbul'un Fethi ile başlayan yeniçağ Türkiye Yüzyılı şiarıyla bir devrin daha başlangıcı olarak planlandı. Gelecekte adını tarihe altın harflerle yazdıracak olan Türkiye Yüzyılı yeni bir devrin Fatih Sultan Mehmet Han tarafından İstanbul fethi ile başlatılan bir dirilişin adıdır. Yeni bir devrin Anadolu’dan başlayacak bir Kızılelma hareketinin adıdır Türkiye Yüzyılı. Bu da ancak bilinçli erdem değer eyle modeli ile yetişecek gençler ile mümkün olacaktır.
Kutlu Fethin 572. Yılında Fatih Sultan Mehmet Han ve Peygamberimizin (sav) övgüsüne mazhar olan kahraman askerlerini rahmetle anıyorum” açıklamasını yaptı.